Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/405 E. , 2021/6049 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/405
Karar No : 2021/6049
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: …Kimya İthalat İhracat Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden tahsil edilemeyen 2008 yılının Şubat, Mart, Haziran ve Temmuz dönemlerine ait özel tüketim vergileri, vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizlerinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri, 20/01/2014 tarihinde şirketin bilinen adreslerinde bulunamadığı ileri sürülerek ilanen tebliğ edilmiş ise de; şirket adına tarh edilen vergiler ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin, şirketin işyeri adresini uzun süredir kullanmadığının saptaması üzerine, 26/09/2013 tarihinde şirketin kanuni temsilcisi ……’ın ikamet adresinde tebliğ edildiği, bu tarih itibarıyla kanuni temsilcinin ikamet adresinin şirkete tebligat yapılabilecek bilinen en son adres niteliğinde olduğu ve şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin de bu adres yerine uzun zamandır faaliyet gösterilmeyen ve bu yönde 2010 yılından itibaren çok sayıda yoklama fişi, tutanak ve adres tespit tutanağı düzenlenen işyeri adresine tebliğe çıkarılarak bu adreste posta yoluyla tebliğ imkansızlığı bulunduğundan bahisle ilanen tebliğ yoluna gidildiği, bu durumda şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin ilanen tebligatın usulsüz olması nedeniyle, usulüne uygun başlanmış bir takiple tüm yasal yollara başvurulmasına rağmen amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açık olarak ortaya konulmadığı sonucuna varıldığından, şirket borçlarından dolayı davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un ”Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması” başlıklı 8. maddesinde; hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu Kanun’da yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı kurala bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93. maddesinde; tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, olay tarihindeki yürürlükteki şekliyle 101. maddesinde; bilinen adreslerin sayıldığı ve bu maddeye 28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanun’la eklenen 3. fıkrasında; iş yeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 102. maddesinde; muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı, aynı maddenin son fıkrasında da, adreste bulunamama halininin, komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunarak merciine iade olunacağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 103. maddesinde; tebliğin, ilan yoluyla yapılabilmesi için muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden mektubun geri gelmesi, posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması gerektiği, 104. maddesinde de; ilan yazısının tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılacağı ve (3) numaralı bende göre ilana çıkarılacağı, ilan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi izleyen onbeşinci günün ilan tarihi olarak kabul edileceği, ilan yazısının bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği, ilan ile yapılan tebliğin konusunun parasal miktarına göre ilanın, ilgili vergi dairesinin bulunduğu yerin belediye sınırları içinde çıkan bir veya daha fazla gazetede ya da Türkiye genelinde yayın yapan günlük gazetelerden birinde ayrıca yapılacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlık konusu kamu alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, 20/01/2014 tarihinde, asıl amme borçlusu şirketin işyeri adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak, tebliğ evrakına ”Adı geçen iş yeri kapanmış olup, muhatap adresten ayrılmıştır. Yeni adresi bilinmiyor. Organize sanayi müdürlüğü genel sekreteri …’den alınan imza ve beyana göre tebliğ merciine iade.” şerhi düşülerek iade edildiği, bunun üzerine 06/03/2015 tarihinde ilanen tebliğ yoluna gidildiğinin anlaşılması karşısında, 213 sayılı Kanun’un 101. maddesine 28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanun’la eklenen ve tebligat işleminin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunmayan hüküm esas alınarak asıl amme borçlusu şirkete tebligat yapılabilecek bilinen en son adresin kanuni temsilcinin ikametgah adresi olduğu ve ilanen tebliğ koşulları oluşmadığından kesinleşmiş bir kamu alacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki karara yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararda hukuki isabet görülmemiş olup, 213 sayılı Kanun’un 103. maddesinde öngörülen ilanen tebliğ koşullarının gerçekleştiği sonucuna varılan olayda, ilanen tebliğin anılan Kanun’un 104. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı değerlendirilmesi suretiyle ve bu koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılması halinde de işin esası hakkında inceleme yapılarak karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2….Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 28/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddedilerek kararın onanması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.