Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/270 E. , 2021/6987 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/270
Karar No : 2021/6987
DAVACI : … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … / …
(Mülga …)
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
2- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : 05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Ankara ili, Çankaya ilçesi, … ve …Mahallelerinde bulunan ve tamamının veya bir kısım paylarının mülkiyetleri Hazineye ait olan bazı (Ankara ili, Çankaya ilçesi, …Mahallesi, … ada, … parsel ile … ada, … parsel; … Mahallesi, … ada, …-…-…-…-… ve … parsel; … ada, … ve … parsel; … ada, … parsel; … ada, … parsel; … ada, … parsel; … ada …-.. ve … parsel sayılı) taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulmak, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek suretiyle öncelikle Maliye Bakanlığınca veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen hallerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülecek projeler kapsamında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına ilişkin 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, başkentin en önemli kimlik mekanlarından birisi olan …Mahallesinin hukuka aykırı riskli alan kararları sürecinde boşaltıldığı, lojmanlarda oturan kişilerin taşınmazları tahliye etmek zorunda bırakıldığı, kültürel kimlik ve kültürel miras niteliğinde olan bu alanın dava konusu karar ile “ekonomiye kazandırma amacı” ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının projelerine teslim edildiği, başka bir ifadeyle alanın özelleştirme tehdidi altında olduğu, “ekonomiye kazandırma amacı”nın alanın kamusallığını yitirmesine neden olacağı, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının amacının, alanın üçüncü kişilere satışı olduğu, oysa bu alanın üçüncü kişilerin eline bırakılamayacak nitelikte önemli ve değerli olduğu, alanın ticarileşmesine, kamusallığını yitirmesine, kentlilerin kullanımına sunulmamasına neden olacağı, bu nedenlerle dava konusu işlemde kamu yararı bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI :
Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, usule ilişkin olarak, davacı Odanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı; esas yönünden ise, dava konusu taşınmazların şehir merkezinde kalması nedeniyle şehrin gelişmesi açısından olumsuz etkilere sebep olduğu, yaklaşık 70 yıllık olan binaların bakım ve onarımının masraflı olduğu, taşınmazların kamu görevlilerinden ziyade Ankara’da yaşayan tüm vatandaşların sosyal, kültürel ve sanatsal yönlerden kullanımına açılmasında kamu yararı bulunduğu, dava konusu kararın hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, dava konusu kararın 4706 sayılı Kanun’a, kamu yararına ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı meslek odası tarafından, 05/08/2014 günlü, 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Ankara İli, Çankaya İlçesi, … ve …Mahallelerinde bulunan ve tamamının veya bir kısımının mülkiyeti Hazineye ait olan bazı taşınmazların öngörülen şartlarda ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına ilişkin 15/07/2014 günlü, 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmektedir.
Hazineye ait taşınmazların ekonomiye kazandırılması amacıyla çıkarılan 4706 sayılı Kanun’un “Bakanlar Kurulu kararı ile tahsisin kaldırılması ve satış” başlıklı 2. maddesinde, “Hazineye ait taşınmazlardan, tahsisli olanların ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına, Bakanlığın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulunca da karar verilebilir. Bu taşınmazların satışı öncelikle yapılır.
Mülkiyeti Hazineye veya kamu idarelerine ait olan taşınmazlardan bir kamu idaresine tahsisli olan ancak başka bir kamu idaresince kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazlardan fiilen kamu hizmetlerinde kullanılanlar dâhil olmak üzere, hangi kamu idaresinin taşınmaza daha çok ihtiyacının olduğunun belirlenmesi ve bunların tahsislerinin kaldırılarak ihtiyacı olan kamu idaresine tahsisi konusundaki idari uyuşmazlıklarda nihai karar vermeye, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmü yer almıştır.
Söz konusu Kanun’da yer alan hükümlerin Kanun’un gerekçesiyle birlikte incelenmesinden, 2001 yılındaki kaynak sıkıntısı nedeniyle hazineye ait taşınmazların ekonomiye kazandırılması amacıyla öncelikle üçüncü kişilere satılması veya ihtiyacı daha çok olan kamu idaresine tahsis edilmek suretiyle mevcut tahsislerin kaldırılmasının kurala bağlandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, kaynak temini amacıyla çıkarılan Kanun ile hazineye ait taşınmazların üçüncü kişilere satışı suretiyle ekonomiye kazandırılabilecek, üzerinde serbestçe tasarrufta bulunulacak nitelikteki taşınmazların satışı hedeflenmiştir. Sonradan mülga olan 6. maddede, Sit alanlarında kalan kesin inşaat yasağı getirilmiş korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu taşınmaz malların, Hazineye ait taşınmaz mallarla değiştirilmesi işlemlerinde, taşınmaz mal maliklerinin kabul etmesi halinde, sit alanında kalan taşınmaz malların bedeli Maliye Bakanlığınca tespit edilerek, kendilerine taşınmaz malın bedelini gösterir bir belge verileceği, bu belgenin Hazinece yapılan taşınmaz mal satışlarında ödeme aracı olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
Kanun’un 1 ve 2. maddelerinde yer alan hükümlerin 6. madde ile birlikte değerlendirilmesinden, tarihi ve kültürel miras kapsamında kentsel sit niteliğinde bulunan alanların bu Kanun kapsamında satışının düzenlenmediği, aksine özel kişilere ait kesin inşaat yasağı getirilmiş korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu taşınmaz malların, Hazineye ait taşınmaz mallarla değiştirilmesi, diğer bir ifadeyle hazineye devredilmesi öngörülmüştür. Tarihi ve kültürel miras kapsamında kentsel sit niteliğindeki Hazineye ait taşınmazların üçüncü kişilere satış yoluyla değil kamusal kaynaklar kullanılarak korunması esası benimsenmiştir.
Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararıyla; Ankara İli, Çankaya İlçesi, … ve …Mahallelerinde bulunan mülkiyeti hazineye ait taşınmazların, tarihi ve kültürel miras ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek suretiyle öncelikle Maliye Bakanlığınca veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen hallerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülecek projeler kapsamında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması amacıyla mevcut tahsislerin kaldırılmasına karar verilmiştir. İhtiyacı daha fazla olan bir başka kamu kuruluşuna tahsis işlemi yapılmamıştır.
Dava konusu karar ile mevcut taşınmazlar, Kanun’un 2. maddesinin 2. fıkrasına kapsamında ihtiyacı daha çok olan bir başka kamu idaresine tahsis edilmediğine göre, her ne kadar kararda satışa yönelik açık bir ifade geçmese de, söz konusu taşınmazların öncelikle 3. kişilere satılmasının amaçlandığı açıktır. Zira işleme dayanak gösterilen Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrası bu taşınmazların öncelikle satışını düzenlemektedir.
Bu durumda, tarihi ve kültürel miras kapsamında kentsel sit niteliğinde bulunan alanların 4706 sayılı Kanun’un 2/1. maddesi kapsamında satış amacıyla tahsisin kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairenin 29/01/2018 tarih ve E:2015/600, K:2018/178 sayılı dava konusu işlemin iptali yolundaki kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/06/2018 tarih ve E:2018/1422, K:2018/3387 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
T.C. Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın … tarih ve … (…, …) sayılı kararı ile “Ankara …Mahallesi, Ankara’nın Cumhuriyet devrinin kamu eliyle yapılan ilk toplu konut örneklerinden en önemlisi olması nedeniyle, 1710 ve 5805 sayılı Yasalar uyarınca 1. derece kentsel SİT alanı ve konutların herbirinin eski eser olarak tescillerine” karar verilmiştir.
Aynı Kurulun … tarih ve … (…, …) sayılı kararı ile “Devlet eliyle yapılmış ilk lojman uygulaması olan …Mahallesinin tümü ile olduğu gibi korunması gerekli bir Kentsel Sit olarak tesciline, mahallenin bir kenarını teşkil eden Kumrular Caddesindeki çınar ve kestane ağaçlarının da anıt ağaç olarak korunmalarına” karar verilmiştir.
T.C. Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 02/03/1993 tarih ve 2877 sayılı kararıyla “a) …Mahallesinin Kentsel Sit Alanı kaydının devamına ve Sit Alanı sınırının, kararımız eki paftada gösterildiği şekilde belirlenmesinin uygun olduğuna, “Kentsel Sit Etkileme Alanı” olarak belirlenen kesimde yapılacak her türlü uygulamada Kurulumuzdan izin alınmasının gerekli olduğuna,(…) c) …Mahallesi Kentsel Sit Alanı sınırları içerisinde yer alan ve alanı bütünleyen resmi yapılardan … İl Halk Kütüphanesinin (Eski … Kütüphane) tescil kaydının devamına, halen Çankaya Kaymakamlığı olarak kullanılan yapı ile … Ortaokulu olarak kullanılan yapının (…) korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesinin uygun olduğuna (…) yapılacak her türlü uygulamada Kurulumuzdan izin alınmasının gerekli olduğuna, d) (…) … Caddesindeki çınar ve kestane ağaçlarının yanısıra, kararımızın eki SİT paftasında konumları belirlenen ağaçların da tescil edilmelerinin uygun olduğuna (…)” karar verilmiştir.
Anılan taşınmazlar üzerindeki 1. Derece Kentsel Sit Alanı içinde ve her biri eski eser olarak tescilli olan konutların koruma gruplarının 2 olarak belirlenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara I numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı alınmış; bu kararın iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş ve bu karar, Danıştay Ondördüncü Dairesi’nin 01/11/2017 tarih ve E:2015/7494, K:2017/5727 sayılı kararıyla onanmıştır.
Dava konusu bölge, 28/01/2013 tarih ve 2013/4248 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca “Riskli Alan” olarak ilan edilmiş; bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Ondördüncü Dairesi’nin 20/05/2015 tarih ve E:2013/1291, K:2015/4111 sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş, söz konusu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 16/12/2015 tarih ve E:2015/3427, K:2015/5418 sayılı kararı ile onanmıştır.
18/11/2013 tarih ve 2013/5594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, söz konusu bölge 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca yeniden “Riskli Alan” olarak ilan edilmiş; bu işlem Danıştay Ondördüncü Dairesi’nin 25/02/2016 tarih ve E:2013/11002, K:2016/1134 sayılı kararıyla iptal edilmiş, anılan karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 24/10/2016 tarih ve E:2016/2446, K:2016/2761 sayılı kararı ile onanmıştır.
Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlemi ve Ankara Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işlemi ile bölgedeki lojmanların tahliyesine karar verilmiş; bu işlemlerin iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla söz konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş ve anılan karar Danıştay Beşinci Dairesi’nin 22/06/2015 tarih ve E:2014/2654, K:2015/6563 sayılı kararı ile onanmıştır.
Uyuşmazlık konusu taşınmazların, lojman olarak tahsis edildiği hak sahipleri tarafından, Maliye Bakanlığı’na müracaat edilerek yukarıda belirtilen mahkeme kararlarının uygulanmasının talep edilmesi üzerine, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlemiyle; “bölgedeki kamu konutları ile ilgili yeni tahsis taleplerinin karşılanmaması, konutları tahliye edenler yeniden tahsis talep ederlerse oturma süresi dolana kadar oturmaya devam etmelerinin sağlanması, bu durumda olanlara talepte bulunmaları için tebligat yapılması, boşaltılan konutların yakıt giderlerinin Maliye tarafından karşılanmayacağı, konutlarda oturan ve oturacakların uygun bölgelerde toplanarak belli kazanlarda ısınmayı kabul etmeleri halinde bu konutlarda oturanların ısıtılmasında sakınca bulunmadığı” yönünde tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar Danıştay Beşinci Dairesi’nin 20/04/2016 tarih ve E:2014/5652, K:2016/2492 sayılı kararıyla onanmıştır.
Yine hak sahiplerince yargı kararlarının uygulanmadığı gerekçesiyle yapılan şikayetin işleme konulmamasına ilişkin … tarih ve … sayılı Maliye Bakanı işlemine yapılan itiraz, Danıştay Birinci Dairesi’nin 24/04/2014 tarih ve E:2014/546, K:2014/630 sayılı kararı ile kabul edilerek, anılan işlemin kaldırılmasına karar verilmiştir.
05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, 4706 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, anılan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulmak, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek suretiyle öncelikle Maliye Bakanlığınca veya Maliye Bakanlığınca uygun görülen hallerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülecek projeler kapsamında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına karar verilmesi üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarece, davacı Odanın Ankara Şubesinin bakılan davayı açmakta menfaati olmadığı ileri sürülmüş ise de; uyuşmazlık konusu bölgenin yukarıda “maddi olay ve hukuki süreç” başlığı altında aktarıldığı üzere “1. derece kentsel sit alanı”, bölgedeki konutların ise “eski eser” niteliğine haiz olması karşısında; davacının bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu kanaatine varıldığından, aksi yöndeki davalı idare iddiasına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Dava konusu Bakanlar Kurulu kararının dayanağı olan 18/07/2001 tarih ve 24466 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, 4916 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde, “Hazineye ait taşınmazlardan, tahsisli olanların ekonomiye kazandırılması amacıyla tahsislerinin kaldırılmasına, Bakanlığın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulunca da karar verilebilir. Bu taşınmazların satışı öncelikle yapılır.
Mülkiyeti Hazineye veya kamu idarelerine ait olan taşınmazlardan bir kamu idaresine tahsisli olan ancak başka bir kamu idaresince kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazlardan fiilen kamu hizmetlerinde kullanılanlar dâhil olmak üzere, hangi kamu idaresinin taşınmaza daha çok ihtiyacının olduğunun belirlenmesi ve bunların tahsislerinin kaldırılarak ihtiyacı olan kamu idaresine tahsisi konusundaki idari uyuşmazlıklarda nihai karar vermeye, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir.
4706 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde, “Hükümetçe uygulamaya konulan yeni ekonomik programın önemli esaslarından birisinin bir yandan kamu kaynaklarının kullanılmasında azamî tasarruf sağlanması, diğer yandan ise kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılarak borçlanma gereksiniminin azaltılması olduğu, bu çerçevede, Hazineye ait ve halen atıl durumda bulunan taşınmaz malların kısa bir süre içerisinde ekonomiye kazandırılması ve bu suretle elde edilecek gelirlerin öncelikle ekonominin canlandırılması için kullanılması” hususları belirtilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 3. maddesinin (a) fıkrasının 3. bendinde, “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar olarak tanımlanmış; “Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, ”Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir.” hükmü; “Yetki ve yöntem” başlıklı 10. maddesinde, “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.” hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun’un 9. maddesinde, “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.” kuralına yer verilmiş; “Devir yasağı” başlıklı 13. maddesinde yer alan, “Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki taşınmazlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan, gerçek ve tüzel kişilere satılamaz, hibe edilemez.” şeklindeki emredici düzenlemesi ile korunması gerekli taşınmazların devri, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabi tutulmuş; 14. maddesinde de, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının intifa haklarının, belirli sürelerle kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu menfaatine yararlı milli derneklere bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilere kiraya verilmesinin, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabi olacağı düzenlenmiştir.
2863 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümlerine göre, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının satışı, devri ya da kullanım haklarının gerçek ve tüzel kişilere bırakılması Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın iznine tabi olduğu gibi, söz konusu taşınmazlara herhangi bir fiziki müdahalede bulunulması ya da kullanımlarının değiştirilmesi ancak koruma bölge kurullarınca bu yönde karar alınması ile mümkün olabilmektedir.
Dava Konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nın İncelenmesi:
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle dava konusu Bakanlar Kurulu kararının niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir.
05/08/2014 tarih ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu 15/07/2014 tarih ve 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, bölgedeki çeşitli kamu kurumlarına tahsisli bulunan taşınmazların söz konusu tahsislerinin kaldırılmasına yönelik bir işlem olup, bu karar uyarınca yapılacak tüm uygulamalarda, anılan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulması, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısının korunması gerektiği açıktır.
Diğer bir deyişle, dava konusu işlemin; bölgenin niteliği dikkate alınarak ve taşınmazların koruma statülerinin gerektirdiği tüm kurallara uyulması şartı ile tesis edildiği, söz konusu kararın ekinde, “aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek suretiyle” denilerek 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na da atıf yapıldığı göz önüne alındığında, taşınmazların tahsislerinin kaldırılmasından ibaret olan dava konusu Bakanlar Kurulu kararıyla, sözü edilen taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile sağlanan korumanın dışında bırakıldığından söz edilebilmesine bu aşamada imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2863 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının satışı, devri ya da kullanım haklarının gerçek ve tüzel kişilere bırakılması, söz konusu taşınmazlara herhangi bir fiziki müdahalede bulunulması ya da kullanımlarının değiştirilmesi koruma bölge kurullarınca bu yönde karar alınması ile mümkün olabilmektedir.
Uyuşmazlık bu açıdan ele alındığında;
– Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, Bakanlar Kurulu’nun uyuşmazlık konusu 15/07/2014 tarih ve 6645 sayılı kararı uyarınca dava konusu taşınmazların üzerinde Maliye Bakanlığınca gerçek veya tüzel kişiler lehine irtifak hakkı tesis edilmesinde, 2863 sayılı Kanun açısından sakınca bulunmadığına, ancak hangi amaçlarla irtifak hakkı tesis edilebileceğinin gerekli bilgi ve belgeler ile söz konusu Kurula iletilmesi sonucu değerlendirilebileceğine karar verilmiştir.
– Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, kentsel sit alanı olarak belirlenen ve içerisindeki konutların her biri korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen … (…) Mahallesine ilişkin hazırlanan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı teklifi ile getirilen alan kullanımı ve fonksiyon değişikliğine ilişkin planlama kararlarının 2863 sayılı Yasa ve ilgili mevzuatı kapsamında uygun olduğuna, ancak planlama alanının Cumhuriyet dönemi II. Ulusal Mimarlık Üslubu özelliklerine sahip, memurlar için devlet eliyle yapılmış ilk toplu konut projesi olması nedeni ile tescilli yapılara ilişkin hazırlanacak olan restorasyon projelerinde yapıların özgün plan şeması ve cephe karakterlerinin korunarak hazırlanması gerektiğine, hazırlanacak olan kentsel tasarım, peyzaj ve uygulama projelerinin … (…) Mahallesi Kentsel Sit alanının doku özelliklerini ve silüetini olumsuz etkilemeyecek şekilde hazırlanması gerektiğine, bu kapsamda … (…) Mahallesine ilişkin hazırlanan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının, alana ilişki hazırlanacak kentsel tasarım, peyzaj ve uygulama projeleri ile birlikte plan paftalarının ilgili idaresince onaylanmasının ardından, onaya esas paftaların bir örneğinin Kurula iletilmesinden sonra onaylanmasına karar verilmiştir.
– Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, dava konusu alana yönelik 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planları uygun bulunmuştur.
– Ankara 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. bendi doğrultusunda uygun olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen koruma kurulu kararlarının değerlendirilmesinden; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ve bu karar sonrasında alanda yapılması öngörülen uygulamalara yönelik olarak 2863 sayılı Kanun çerçevesinde koruma kurullarınca gereken izinlerin alındığı, söz konusu uygulamaların ilgili koruma kurullarınca uygun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Ankara ili, Çankaya ilçesi, … ve …mahallelerinde bulunan taşınmazların; tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulmak, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek şartıyla 4706 sayılı Kanunun verdiği yetki kapsamında tahsislerinin kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Hazine ve Maliye Bakanlığına verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davalı Hazine ve Maliye Bakanlığına iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.