Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/8785 E. 2014/6308 K. 10.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8785
KARAR NO : 2014/6308
KARAR TARİHİ : 10.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü
Sanığın yüzüne karşı verilen 26/02/2009 tarihli hükümde kararın tefhimden itibaren bir hafta içinde temyiz edilebileceğinin belirtilmesi yerine, bir haftalık temyiz süresinin tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde temyiz edilebileceği belirtilerek, temyiz süresiyle ilgili olarak sanığın yanıltıldığı ve bu nedenle sanığın 01/07/2011 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldığından, Mahkemenin 01/06/2011 tarihli ve 27/06/2011 tarihli ek kararlarının hukuken geçersiz olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından sanığın temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II-Sanık hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-11/01/2009 tarihli tutanağa göre temyiz dışı yaşı küçük olduğu için evrakı tefrik edilen …’ ın başka bir olay nedeniyle yakalandıktan sonra, sanık … ile birlikte katılana ait işyerine girdiklerini ve işyerinden miktarını hatırlamadığı sigara ve yaklaşık 50 TL civarında para aldıklarını, çaldıkları sigaraları …’ un ikametinde olduğunu ve evini gösterebileceğini söyleyerek, Kerim ile birlikte sanık …’ in evine yere gidilerek suça konu sigaraların bir kısmının sanık …’ in kendi rızası ile getirerek teslim etmesi üzerine katılana teslim edildiği anlaşıldığından, soruşturma evresinde gerçekleşen kısmi iadeye rızası bulunup bulunmadığı katılandan sorularak sonucuna göre 5237 sayılı TCK.nun 168/1-4 fıkralarının sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararda, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; katılanın, sanığa yüklenen işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan doğan herhangi bir maddi zararlarının bulunmadığı ve sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nun 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken,”müştekinin zararının bulunuşu meydana gelen zararın giderilmemiş olması ve şikayetçi oluşu” biçimindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Hırsızlık suçundan cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 51/3. maddesi uyarınca belirlenmesi gereken denetim süresinin mahkum olunan ceza süresinden az olamayacağı gözetilmeden 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına mahkum olan sanığın 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
4-5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi uyarınca kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluğunun uygulanmaması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, sanık hakkındaki ilamın kesinleşmediğinin anlaşılması nedeniyle, infaza başlanılmış ise infazın durdurulmasına, sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmesi için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına bilgi edinilmesi amacıyla tahliye kararının bir örneğinin de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 10/03/2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.