Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/22417 E. 2016/1536 K. 28.01.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22417
KARAR NO : 2016/1536
KARAR TARİHİ : 28.01.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 sayılı CMK’nun 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıklardan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıklardan tahsili gereken yargılama giderinin yukarda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık …’ın mahkeme huzurundaki savunmasında gerçek kimliğinin … olduğunu, yakalandığında akrabası olan …’ın kimlik bilgilerini verdiğini beyan etmesi üzerine gerçek fail olduğu tespit edilen … hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/2358 esas nolu iddianamesi ile aynı eylem nedeniyle …Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığı, mahkemenin 2012/545 Esas sayılı kararı ile temyize konu dosya ile birleştirildiğinin anlaşılması karşısında, hakkında kamu davası açılan sanık …’ın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Sanıklar …, … ve … hakkında TCK’nın 142/2-b maddesi uyarınca kurulan hükümde, temel cezanın alt sınırının 3 yıl hapis olduğu gözetilmeden, 2 yıl hapis olarak tayini suretiyle eksik ceza verilmesi,
3-TCK’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Kanun koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği ile sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında TCK’nın 145. maddesi uyarınca değer azlığı nedeniyle indirim yapılması,
4-Sanıkların, müştekiye yönelik eylemi nedeniyle her sanık hakkında bağımsız biçimde değerlendirme yapılarak, denetime olanak sağlayacak ve infazda kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde toplu uygulama yapılması suretiyle CMK’nın 232. maddesine aykırı davranılması,
5- Sanıklar … ve … hakkında hükmedilen sonuç cezaların yalnızca adli para cezası olması nedeniyle, TCK’nın 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … vasisi, sanıklar … ve … ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.