Danıştay Kararı 5. Daire 2021/6916 E. 2021/4870 K. 27.12.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/6916 E.  ,  2021/4870 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6916
Karar No : 2021/4870

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mülga Başbakanlıkta hukuk müşaviri olarak görev yapmakta iken Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan başvurunun reddine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında; dosyada bulunan ara kararları cevapları da dahil, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı olduğunda dair bir bilgi ve belgenin bulunup bulunmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, gelen ara kararı cevaplarında davacı hakkında bu hususta bir kaydın bulunmadığının belirtildiği, öte yandan, …Ağır Ceza Mahkemesnin …tarih ve E:…,K:…sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan beraatine karar verildiği, anılan beraat kararında belirtildiği üzere, davacının Bank Asya hesabının rutin bankacılık işlemlerini ihtiva ettiği ve talimat doğrultusunda para yatırma, hesap açma işlemlerinin bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut olarak açıkça ortaya konulamayan davacının, kamu görevine iade edilmesi talebiyle OHAL İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair işlemde hukuki isabet bulunmamıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının Bankasya’daki mevduatını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatı sonrası 2014 yılından itibaren artırdığı, FETÖ/PDY’ye müzahir …Eğitim Öğretim A.Ş.’ye 11/01/2014-16/06/2016 tarihleri arasında davacının çocuğunun okul kaydı bilgisinin olduğu, davalı idare tarafından dosyaya sunulan özet bilgi tablosunda davacı hakkında Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun düzenlediği idari soruşturma raporunun bulunduğu ve raporun muhteviyetında görevden uzaklaştırılan ve haklarında soruşturma yürütülen kişiler arasında davacının adının da geçtiği, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması dosyasında haklarında FETÖ/PDY soruşturması bulunan kişilerle para trafiğinin olduğu, davacının eşinin FETÖ/PDY terör örgütü bağlatılı dernekte yönetim kurulu üyeliği bulunduğu delillerinin yer aldığı, belirtilen delillerden Bankasya hesap bilgileri incelendiğinde; davacının Bankasya hesabında en son 15/01/2010 tarihinde işlem yapılarak hesap bakiyesinin 0,00-TL’ye düştüğü ve 4 yıl boyunca hiçbir hareketlilik bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütünün Bankasya’ya destek çağrısından sonra 10/01/2014 tarihinden itibaren hesapta yeniden hareketlilik başladığı, davacının Kuveyt Türk Katılım Bankası ve diğer Bankalardaki hesaplarından Bankasya’ya virman yapılarak Bankasya’ya para aktarımı yoluna gidildiği, yine katılım hesabı açılarak bu Bankadaki mevduatın artırıldığı, 31/12/2013 tarihinde 0,00-TL olan hesap bakiyesinin 50 gün gibi kısa bir süre sonra 19/02/2014 tarihinde 29.000-TL’yi aştığı, 10/09/2014 tarihinde yatırdığı 5.050,00-TL ile hesap bakiyesinin yaklaşık 34.000,00-TL’ye ulaştığı görülmüş olup davacının Bankasya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütünün Bankaya mali destek yapılmasına dair talimatıyla uyumlu olduğu, davacının Bankasya hesap bilgisinin dosyadaki diğer delillerin değerlendirilmesine gerek olmadan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat ilişkisini ortaya koymaya tek başına yeterli olduğu, her ne kadar ceza yargılamasında davacının Bankasya hesap hareketlerinin “silahlı terör örgütüne yardım etme” suçu yönünden mahkumiyetine yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği görülmekte ise de, bakılan davanın “silahlı terör örgütüne yardım etme” suçuna ilişkin olmadığı ve söz konusu ceza yargısı kararının davacının iltisak ve irtibat ilişkisinin tespitine engel teşkil etmediği, bu durumda davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin iptali ve davacının kamu görevinden çıkarılması işlemi dolayısıyla mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek olan yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanunun değişik 45/4.maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Bankasya’ya örgüt lideri talimatı doğrultusunda para yatırmadığı ve olağan bankacılık işlemleri gerçekleştirdiği, ceza mahkemesi kararının da bu doğrultuda olduğu ve ceza mahkemesi kararıyla terör örgütüne bilerek yardım suçundan beraat ettiği ve anılan kararın kesinleştiği, hakkında delil olarak yer alan FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilerle gerçekleştirdiği para transferinin mesai arkadaşı ile sadece bir defaya mahsus havale şeklinde olduğu, müzahir eğitim kurumunun kendi evine yakınlığı sebebiyle kreş çağındaki çocuğunu gönderdiği, ihracına ilişkin işlemin Anayasa’ya aykırı olduğu, hakkında kurumu tarafından oluşturulan soruşturma raporunda devlete karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine yer verilmediği, yine aynı rapor içeriğinde kendisiyle alakalı ihbar, şikayet ya da tanık ifadesinin bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ”Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 2. maddesinde: ”(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, Mülga Başbakanlıkta hukuk müşaviri olarak görev yapmakta iken Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan …tarih ve …sayılı başvurusu reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının Bankasya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütünün mezkur bankaya mali destek yapılmasına dair talimatı ile uyumlu olduğu, FETÖ/PDY’ye müzahir …Eğitim Öğretim A.Ş.’ye 11/01/2014-16/06/2016 tarihleri arasında davacının çocuğunun okul kaydı bilgisinin olduğu, davalı idare tarafından dosyaya sunulan özet bilgi tablosunda davacı hakkında Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun düzenlediği idari soruşturma raporunun bulunduğu ve raporun muhteviyetında görevden uzaklaştırılan ve haklarında soruşturma yürütülen kişiler arasında davacının adının da geçtiği, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması dosyasında haklarında FETÖ/PDY soruşturması bulunan kişilerle para trafiğinin olduğu, davacının eşinin FETÖ/PDY terör örgütü bağlatılı dernekte yönetim kurulu üyeliği bulunduğu tespitlerine yer verilmiş ise de davacı bu tespitlerle ilgili olarak; kendisinin görme engelli olması ve Bankasya’nın da çalıştığı kuruma çok daha yakın mesafede bulunması sebebiyle mezkur bankada mevduatını biriktirdiği, kapatılan eğitim öğretim kurumunun FETÖ/PDY’ye müzahir olduğunu bilmeden ve kreş çağındaki çocuğunu ikamet adresine yakınlığı sebebiyle tercih ettiğini, eşinin üyesi olduğu derneğin 2015 yılında kendini feshettiği ve eşinin de 2010 yılında üyeliğinin sona erdiği, kurumu tarafından düzenlenen idari soruşturma raporunda hakkında FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair kurum kanaatinin bulunmadığı, rapor içeriğinde isminin sadece kamu görevinden ihraç işlemine itiraz edenler arasında yer aldığını ileri sürmüştür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında;
“Bank Asya Hareketliliğine Dair Mali Müşavir Bilirkişi Raporu: Sanığın Bank Asya’da bulunan hesap hareketlerinin açılışından itibaren tümünün incelenerek hesap hareketlerinin normal ve birbiriyle uyumlu seyir halinde olup olmadığı, özellikle 2013-2014 tarihlerinde Bank Asya hesap hareketlerinde önceki yıllara nazaran farklı bir hesap hareketi olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu tanzimine karar verilmekle, düzenlenen raporda esasa ilişkin olarak:
Sanığın ilk hesap açılışının 05.10.2007 tarihinde olduğu, hesap açılışından Ocak 2014 tarihine kadar işlemlerin KATILIM HESABI ve OTOMATİK ÖDEME İŞLEMLERİ şeklinde olduğu,
Ocak 2014 tarihinden sonra da aynı işlemlerin devam etmekle birlikte TL KARŞILIK DÖVİZ SATIŞ ve ALIŞ İŞLEMLERİ İLE XAU KUR vadeli YATIRIM araçlarını kullandığı görülmüştür.
Sanığın hesabında 2013-2016 yıllarında herhangi dikkat çeken bir artış olmadığı, İddia ve Sanığın savunma kapsamına göre sanığın Bank Asya’da bulunan hesap hareketlerinin açılışından itibaren tümünün incelendiği, incelenen hesap hareketlerinin normal ve birbiriyle uyumlu seyir halinde olduğu, 2013-2014 tarihlerinde Bank Asya hesap hareketlerinde önceki yıllara nazaran farklılık gösteren bir hesap hareketi veya yatırım türlerinde değişiklik olmadığı ve olağan bir artışın olduğu.
İşlem hacminde en yüksek işlemin 8.127,55 TL ile 26.09.2014 tarihinde … nolu hesap üzerinde olduğu görülmüştür.
Hesap hareketleri ve vadeli işlemlerin sanığın bankadaki işlemlerin birlikte değerlendirildiğinde mevduattaki artışın olağan nitelikte olduğu” tespitinin yer aldığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda aktarılan açıklamalar uyarınca davacının Bankasya’daki hesap hareketleri rutin bankacılık işlemleri sınırında kalıp, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda yapılmadığı, davacı hakkında Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan diğer tespitler yönünden ise davacının bu tespitlere yönelik beyanlarının aksini ortaya koyacak nitelikte dava dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak davanın reddine ilişkin temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.