Danıştay Kararı 4. Daire 2019/9840 E. 2021/10925 K. 27.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/9840 E.  ,  2021/10925 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/9840
Karar No : 2021/10925

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : 1- …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …-Av….

DAVALI : 2- …
Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)/…

DAVANIN KONUSU :
1. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 9. maddesinin iptali istenilmektedir.
2. Davacı adına, 10/10/2019 tarihinde mükellefiyet tesis ettirmesine rağmen e-tebligat sistemine başvuru yapmadığından bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca 2019/10 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Düzenleyici işlemle idari para cezası gerektiren fiillerin belirlenemeyeceği, söz konusu düzenlemenin Anayasanın 38.maddesinde yer alan suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olduğu, 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/05/2017 tarih ve E:2015/9443, K:2017/4748 sayılı kararının, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kararı ile genel tebliğin 9. maddesinin Anayasada yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğinden bu kısım yönünden bozulmasına karar verildiği, Anayasa Mahkemesi kararlarında da suçta ve cezada yasallık ilkesinin uygulama alanının sadece ceza hukuku alanına giren suçlar ile ilgili olmadığı ve bu ilkenin idari yaptırımlarda ve disiplin suçlarında da uygulanması gerektiğinin vurgulandığı, davalı idareye bu konuda idari suç ihdas etme yetkisinin tanınmadığı belirtilerek söz konusu düzenleme ile bu düzenleme uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI …SAVUNMASI :
456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile getirilen yükümlülüklere uyulmaması halinde 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesi gereği özel usulsüzlük cezası kesilmesinin kanunun bir gereği olduğu, nitekim mükerrer 355. maddenin 1. fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle açılan davanın da Anayasa Mahkemesinin 13/01/2011 tarih ve E:2009/21, K:2011/16 sayılı kararı ile reddedildiği, yapılan işlemin aynı Kanunun 107/A maddesine de uygun olduğu, uyuşmazlık konusu olayda 10/10/2019 tarihinde mükellefiyet tesis ettirilmesine rağmen süresinde elektronik tebligat sistemine dahil olunmadığı, ayrıca davacı tarafından Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kararı ile genel tebliğin 9. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmiş olduğu ileri sürülse de bozma kararı üzerine kendilerine tebliğ edilen bir karar olmadığı, kesilen özel usulsüzlük cezasının dayanağının 27/03/2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanunun 13. maddesiyle 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrasına; “Bu Kanunun 107/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara …….. özel usulsüzlük cezası kesilir.” şeklinde eklenen hüküm olduğu ve davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
VERGİ DAİRESİNİN SAVUNMASI: Vergi dairesince savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 9. maddesinde yer alan düzenlemenin Danıştay 4. Dairesinin 30/12/2019 tarih ve E:2018/3366, K:2019/10783 sayılı kararı iptal edilmesi nedeniyle söz konusu maddenin iptaline ilişkin istemin incelenmesine olanak bulunmadığından davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından, 10/10/2019 tarihinde mükellefiyet tesis ettirilmesine rağmen 213 sayılı Kanunun 107/A maddesine dayanılarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 4. ve 5. maddeleri uyarınca e-tebligat adresi edinme zorunluluğuna uyulmadığından 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesinde 27/03/2018 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik uyarınca (Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kısmen bozma kararı ile bu karar üzerine verilen Danıştay 4. Dairesinin 30/12/2019 tarih ve E:2018/3366, K:2019/10783 sayılı kararında belirtilen Kanuni düzenlemedeki eksikliğin giderilmesi üzerine) kesilen özel usulsüzlük cezasında ise hukuka aykırılık bulunmadığından davanın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …DÜŞÜNCESİ : Dava, 27/08/2015 tarihli ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren 456 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 9’uncu maddesinin iptali ve Tebliğ hükmi ile getirilen elektronik tebligat sistemine başvuruda bulunulması yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355’inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkindir.
456 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/05/2017 gün ve E:2015/9443, K:2017/4748 sayılı kararına yönelik temyiz istemini kısmen kabul ederek, Tebliğin 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 107’nci maddesinin A fıkrası ile düzenlenen elektronik tebligat uygulamasına ilişkin yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun mükerrer 355’nci maddesinde yer alan cezai müeyyidenin uygulanacağına ilişkin 9’uncu maddesine ilişkin hüküm fıkrasını bozan Danıştay Vergi Daireleri Kurulunun 8/11/2017 gün ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kararı üzerine yapılan inceleme üzerine verilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/12/2019 gün ve E:2018/3336, K:2019/10783 sayılı kararı ile 456 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 9’uncu maddesi iptal edildiğinden davanın, değinilen düzenlemenin iptaline ilişkin isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Tebliğin 9’uncu maddesinde öngörülen düzenlemenin iptal edilmesi nedeniyle davacı adına uygulanan özel usulsüzlük cezasının dayanağı bulunmadığından ceza hukuka uygun düşmemiştir.
Açıklanan nedenle Tebliğin 9’uncu maddesinin iptali hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, özel usulsüzlük cezasının kaldırılması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan, 27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “Ceza Hükümleri” başlıklı ve “Elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddeleri uyarınca, Kanunun Mükerrer 355 inci maddesindeki cezai müeyyide uygulanır. Ceza uygulaması sonrasında re’sen oluşturulan internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi gerçek kişilerde mükellefe, tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde doğrudan kanuni temsilcisine tebliğ edilir ve elektronik tebligat adreslerine tebligat gönderimine başlanılır.” şeklindeki düzenlemenin yer aldığı 9. maddesinin iptali ile davacı adına, 10/10/2019 tarihinde mükellefiyet tesis ettirmesine rağmen e-tebligat sistemine başvuru yapmadığından bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca 2019/10 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açılmıştır.
İşbu davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından, aynı konuya ilişkin daha önce yaşanan hukuki sürecin de ortaya konulması gerekmektedir. Şöyle ki; 456 sayılı Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin iptali istemiyle Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı tarafından 2015 yılında açılan davada, Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/05/2017 tarih ve E:2015/9443, K:2017/4748 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara yönelik temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu ise 08/11/2017 tarih ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kararı ile; “Vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla elektronik ortamda tebliğ edilmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemek amacıyla getirilen davaya konu Tebliğin ceza hükümlerine ilişkin bölümünde bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddeleri uyarınca, Kanunun mükerrer 355’inci maddesindeki cezai müeyyidenin uygulanacağı yolunda düzenleme yapılmışsa da mükerrer 355’inci maddede, 107/A maddesinden bahsedilmemektedir. 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerde de Tebliğin getiriliş amacıyla doğrudan bağlantılı durumlar düzenlenmemiştir. Bu durumda, davalı idare tarafından sınırları kanunla belirlenmiş bir yetkiye dayanmaksızın düzenleyici işlem ile suç ve ceza ihdas edilmiş olması karşısında Tebliğin söz konusu düzenlemelerinin “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi”ne aykırılık teşkil ettiği açıktır. Ayrıca, 213 sayılı Kanuna 107/A maddesinin eklenmesine ilişkin 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7’nci maddesiyle ilgili olarak komisyon raporunda, bu maddede tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verildiği, ancak bu zorunluluğa uymayanlara ne tür ceza kesileceği konusunda tasarıda bir belirleme yer almadığı, bu nedenle Vergi Usul Kanununun mükerrer 355’inci maddesinin 1’inci fıkrasına 107/A madde numarası eklenerek belirleme yapılması gerektiği yolunda düşülen muhalefet şerhi de yapılan tespiti destekler mahiyettedir.” şeklindeki gerekçe ile Danıştay Dördüncü Dairesi kararının Tebliğin 9. maddesi yönünden bozulmasına, diğer kısımları yönünden onanmasına karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan kararın düzeltilmesi istemininde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2018 tarih ve E:2018/85, K:2018/123 sayılı kararı ile incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak verilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/12/2019 tarih ve E:2018/3366, K:2019/10783 sayılı kararı ile kurul kararında yer alan aynı gerekçelerle 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Ceza Hükümleri” başlıklı 9. maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Diğer yandan 27/03/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’ un 13. maddesi ile 213 sayılı Kanunun mükerrer 355 inci maddesinin başlığı “Bilgi vermekten çekinenler ile 107/A, 256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin birinci fıkrasına; “Bu Kanunun 107/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlardan, bu fıkranın (1) numaralı bendinde yer alanlara 1.000 Türk lirası, (2) numaralı bendinde yer alanlara 500 Türk lirası, (3) numaralı bendinde yer alanlara 250 Türk lirası özel usulsüzlük cezası kesilir.” cümlesi eklenerek söz konusu değişikliğin Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlemesine yer verilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davacı adına, 10/10/2019 tarihinde mükellefiyet tesis ettirmesine rağmen e-tebligat sistemine başvuru yapmadığından bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca 2019/10 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının iptali isteminin Daire tarafından incelenmesi gerektiğine Başkan …’nın ve Üye …’in karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 22. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacakları ve azınlıkta kalanların görüşlerinin kararın altına yazılacağına dair düzenleme uyarınca usuli mesele yönünden karşı oyda kalanlar da esas yönünden oylamaya katılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesinde, kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulacağı, 73. maddesinde ise vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulabileceği, değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği düzenlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Elektronik ortamda tebliğ” başlıklı 107/A maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunu’nun daha önce “Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza” başlıklı Mükerrer 355. maddesinde, 27/03/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’ un 13. maddesi ile yapılan değişiklikler sonrası “Bilgi vermekten çekinenler ile 107/A, 256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza” başlığını alan Mükerrer 355. maddesinde, bu Kanunun 107/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlardan, birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.000 (504 Sıra No’lu V.U.K Genel Tebliği ile 2019 yılı için 1.200,00 TL) Türk lirası özel usulsüzlük cezası kesileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesinde verilen yetki uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 4. maddesinde, bu Tebliğ ile tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanların, kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç) ve isteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler olduğu, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanların, Tebliğle belirlenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi almak ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olduğu, 5. maddesinde ise, elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan gelir vergisi mükelleflerinin, 01/01/2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Gerçek Kişiler İçin)”ni internet vergi dairesinde elektronik ortamda doldurmaları ve elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlamaları gerektiği, Tebliğde getirilen zorunlulukların başladığı tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren gelir vergisi mükelleflerinin ise, mükellefiyet tesisi sırasında bizzat veya elektronik tebligat sistemi ile ilgili işlemleri yapmaya yönelik özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla örneği Tebliğin ekinde yer alan bildirimi doldurarak ilgili vergi dairesine vermek zorunda olduğu, 9. maddesinde de, elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddeleri uyarınca, Kanunun Mükerrer 355 inci maddesindeki cezai müeyyidenin uygulanacağı düzenlenmelerine yer verilmiştir.
Dava Konusu, 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 9. maddesinin iptali isteminin İncelenmesi:
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, 456 sayılı Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin iptali istemiyle açılan davanın reddine dair verilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/05/2017 tarih ve E:2015/9443, K:2017/4748 sayılı kararının Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kararı ile Tebliğin 9. maddesi yönünden bozulması üzerine, Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/12/2019 tarih ve E:2018/3366, K:2019/10783 sayılı kararı ile 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “Ceza Hükümleri” başlıklı 9. maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda, 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 9. maddesinin daha önce iptaline karar verildiği anlaşıldığından, Genel Tebliğin dava konusu edilen 9. maddesi hakkında karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
Ayrıca, davanın açıldığı 20/12/2019 tarihinde söz konusu düzenlemenin henüz iptal edilmediği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderinin düzenleyici işlem yönünden dava açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
Dava konusu özel usulsüzlük cezasının iptali isteminin incelenmesi:
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına, 10/10/2019 tarihinde serbest meslek faaliyeti nedeniyle mükellefiyet tesis ettirmesine rağmen e-tebligat sistemine başvuru yapmadığından bahisle 2019/10 dönemi için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca 1.200,00 TL tutarında özel usulsüzlük cezası kesildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2017 tarih ve E:2017/618, K:2017/521 sayılı kararı ile bu karar üzerine verilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/12/2019 tarih ve E:2018/3366, K:2019/10783 sayılı kararında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesinde, 107/A maddesinden bahsedilmediği, Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinde de Tebliğin getiriliş amacıyla doğrudan bağlantılı durumlar düzenlenmediğinden elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili getirilen zorunluluklara uymayanlara ceza kesilmesinin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 9. maddesinin iptaline karar verildiği, 27/03/2018 tarihinde yapılan yasal değişiklik ile 213 sayılı Kanunun mükerrer 355 inci maddesinin başlığının “Bilgi vermekten çekinenler ile 107/A, 256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza” şeklinde değiştirilerek, aynı maddeye 213 sayılı Kanunun 107/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlardan, birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.000 (504 Sıra No’lu V.U.K Genel Tebliği ile 2019 yılı için 1.200,00 TL) Türk lirası özel usulsüzlük cezası kesileceği düzenlemesinin eklendiği dikkate alındığında, hem madde başlığına “107/A” ibaresi hem de madde metnine 107/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesileceğine dair hüküm eklenerek elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili getirilen zorunluluklara uymayanlara ceza kesilmesinin yasal dayanağının oluşturulduğu ve Danıştayın ilgili kararlarında belirtilen yasal mevzuattaki eksikliğin giderildiği görülmektedir.
Tüm bu tespitler bir arada değerlendirildiğinde ve her ne kadar davacı tarafından uyuşmazlık konusu özel usulsüzlük cezasının dayanağının 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 9. maddesi olduğu ileri sürülmüşse de, söz konusu cezaya ilişkin ihbarnamede özel usulsüzlük cezasının dayanağının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi olduğunun belirtildiği, ilgili maddede 27/03/2018 tarihinde yapılan değişiklikte dikkate alındığında, davacı tarafından 10/10/2019 tarihinde mükellefiyet tesis ettirilmesine rağmen 213 sayılı Kanunun 107/A maddesine dayanılarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 4. ve 5. maddeleri uyarınca getirilen e-tebligat adresi edinme zorunluluğuna uyulmadığı anlaşıldığından 213 sayılı Kanunun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu, 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 9. maddesi’nin iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, özel usulsüzlük cezasının iptali istemi bakımından ise DAVANIN REDDİNE ,
2. Davacı tarafından, dava açma aşamasında …TL başvuru harcı yatırılması gerekirken …TL yatırıldığından kalan …TL başvuru harcının davacıdan alınmasına, yine davacıdan alınması gereken …TL maktu karar harcından daha önce tahsil edilen …TL’nin mahsup edilerek eksik kalan …TL maktu karar harcının alınmasına,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin …TL’lik kısmı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Kalan …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 27/12/2021 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta ise oybirliğiyle karar verildi.

(X) KARŞI OY : :
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. Maddesinde; Danıştayın, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak olan düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarını ilk derece mahkemesi olarak karara bağlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Vergi Mahkemelerinin Görevleri” başlıklı 6. maddesinin (a) bendinde, Vergi Mahkemeleri’nin genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları çözümleyeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinde ilk inceleme konuları sayılmış olup, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden de inceleneceği, 15. maddesinde, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince, idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği, 43. maddesinde ise, görevsizlik ve yetkisizlik hallerinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davanın T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 9. maddesi ile davacı adına, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen 1.200,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasının iptali istemiyle açıldığı, ancak 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 9. maddesinin daha önce iptaline karar verildiği anlaşıldığından, Genel Tebliğin dava konusu edilen 9. maddesi hakkında bir inceleme yapılmasına ve karar verilmesine gerek bulunmadığı sonucuna varıldığı dikkate alındığında uyuşmazlığın davacı adına kesilen 1.200,00 TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasına münhasır hale geldiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri de dikkate alındığında, özel usulsüzlük cezasına münhasır hale gelen uyuşmazlığın ilk derece mahkemesi olarak incelenmesi vergi mahkemelerinin görevine girdiğinden, davada düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve özel usulsüzlük cezasının iptali istemi yönünden incelenmek üzere dosyanın görevli İzmir Vergi Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 22. maddesi kapsamında, Dairemiz kararına usul yönünden katılmıyoruz.