Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2018/4221 E. , 2021/5984 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4221
Karar No : 2021/5984
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Motorlu Araçlar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına, 2008 ilâ 2010 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri kapsamında ithal edilen araçların “yeni” olarak beyan edildiği halde “kullanılmış” olduğunun saptanması üzerine, İthalat Rejimi Kararı uyarınca gerekli izin alınmaksızın ithal edildiğinden bahisle, müteselsil sorumlu sıfatıyla gümrük müşaviri olan davacı adına 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, eşyanın gümrüklenmiş değeri üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, dava konusu olayda davacının işlemlerini yürüttüğü firma tarafından ibraz edilen beyanname, fatura ve diğer evraklarda yer alan bilgilerden farklı veya bu bilgilere uymayan nitelikte beyannameler düzenlendiğine ve firmayla ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna ilişkin somut bir tespitin yapılmadığı, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 181. maddesi uyarınca gümrük müşaviri olan davacının yükümlülüğü beyanda kullanılan verilerin yanlış olduğunu bildiği veya mesleği icabı ve mutat olarak bilmesi gerektiği durumlarla sınırlı olup, iş sahibi tarafından sunulan belgelerde yer alan eşyayı görme ve dayanak belgelerin doğruluğunu araştırma yetki ve yükümlülüğü bulunmayan davacı adına tesis edilen işlemde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 4458 sayılı Kanun’un 6455 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle değişik 235. maddesinin 1. bendinin (c) fıkrasındaki, gümrüklenmiş değerin iki katı para cezası uygulanacağı yolundaki kuralın 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, gümrük yükümlülüğünün başladığı tescil tarihi itibarıyla Gümrük Kanunu kapsamında bir cezanın öngörülmemesine karşın, sonradan yürürlüğe giren maddede belirtilen gümrüklenmiş değerin iki katı tutarında para cezası kararı alınmasının “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı olacağı, bu nedenle olay tarihinde yürürlükte bulunmayan ve sonradan düzenlenen madde hükmüne göre karara bağlanan para cezasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)- KARŞI OY :
Temyiz istemi,18/07/2008 ilâ 22/03/2010 tarihleri arasında tescilli muhtelif tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile ithal edilen eşya nedeniyle, gümrük müşaviri olan davacı adına karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada işlemi iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunu istemin özetinde yazılı gerekçeyle reddeden vergi dava dairesi kararının bozulmasına ilişkindir.
İdari yaptırıma konu fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuata baktığımızda, 31/03/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun “Suçlar ve Kabahatlar” başlıklı 3. maddesinin 11. bendinde dava konusu fiil kabahat olarak yer almış ve idari yaptırım olarak gümrüklenmiş değerin iki katı idari para cezası verileceği düzenlenmiştir. Bilahare bu düzenleme 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la yapılan değişiklik ile Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda yer alan kabahat fiili 4458 sayılı Gümrük Kanun’un 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, idari para cezası olarak, “Vergi Kaybına Neden Olan İşlemlere Uygulanacak Cezalar” başlıklı ikinci bölümde aynı fiil ile ilgili aynı mahiyette yerini almıştır. 6455 sayılı Kanun’un gerekçesine bakıldığında da 9. maddesinde, 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 10., 11. ve 13. fıkralarında yer alan düzenlemelerin 4458 sayılı Kanun’un 235. maddesi olarak düzenlenmiş olduğu belirtilmiştir.
Bu bağlamda, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamından çıkarılarak aynı idari yaptırım olarak Gümrük Kanunu’na aktarılmış fiil her iki kanunda da kabahat olarak yer almakta ve aynı idari yaptırım ile cezalandırılmıştır. Kanun değişikliği ile fiilin niteliği değişmemiş ancak yetkili idare değişmekle, vergi dava dairesince kanun değişikliğinin uygulanma esasları yönünden incelenerek lehe kanun hükmünden bahsedilmiş, ancak kabahat niteliği açık olan fiilin kabahatlerin zaman bakımından uygulama esaslarını düzenleyen özel hüküm niteliğinde olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu düzenlemeleri nazara alınmaksızın genel kurala atıfla iptal kararı verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Zaman Bakımından Uygulama” başlıklı 5. maddesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerli olacağı, 5237 sayılı Kanun’un “Zaman Bakımından Uygulama” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında; suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanacağı ve infaz olunacağına dair hükümler uyarınca, lehe kanun hükmü doğrultusunda karar verilmesi gerektiğinden, temyiz isteminin kabulü ile vergi dava dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.