Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/8392 E. 2016/9138 K. 26.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8392
KARAR NO : 2016/9138
KARAR TARİHİ : 26.05.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı alacaklı ….. vekili, borçlu ….. aleyhine başlattıkları takip sonucu haczedilen taşınırların, 3. kişi …..’ne ait olmadığını, borçlu şirketin sahibi olduğu marketlerin 3. kişi tarafından satın alındığını, 3. kişinin, borçlunun, alacaklısını ızrar kastını bilmekte olduğunu, devralanın, işletmenin tüm borçlarından devreden asıl borçlu ile birlikte sorumlu olduğunu belirterek, davanın kabulü ile üçüncü kişinin hacizli menkul mallar üzerindeki istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davacının dilekçesinde belirttiği hususların gerçekle örtüşmediğini, müvekkili şirketin, yıllar önce kurulmuş bir firma olduğunu, borçla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, haciz mahallinde borçluya ait bir evrak bulunmadığını, borçluyla aralarında bir bağlantının olmadığını, mahcuzların tamamının kendilerine ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Borçlu …. aleyhine 20/02/2013 tarihinde takip başlatıldığı, icra emrinin tebliğ edildiği, davalı borçlu şirket adresinde ise 23/09/2013 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, davalı 3.kişi şirketin kuruluş tarihinin ise 20/11/2012 tarihi olduğu, takip konusu faturaların Eylül, Ekim 2012 tarihli olduğu nazara alındığında bu tarihe yakın veya bu tarihten hemen sonraki devir, kapatma nakil, satış işlemlerinin yapılmasının alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik faaliyetler olarak görülmesi gerektiği, bu durumda mahcuzların borçlu elinde kabul edilmesi gerektiği, yeni kurulan şirketin eski şirketin borçlarından kurtulmaya yönelik faaliyetler olarak görülmesi gerektiği, işlemler muvazaalı olduğundan alacaklıyı bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiş, verilen hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, İİK’nun 99 ve devamı maddeleri gereğince alacaklı tarafından açılan 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-Yargıtay’ın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, İİK’nun 103. maddesi gereğince kendisine davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden, davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı alacaklıya süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanıp birlikte değerlendirilmesinin ardından, gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik hasımla, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde geri verilmesine
26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.