YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19819
KARAR NO : 2016/9135
KARAR TARİHİ : 26.05.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi ……i. vekili, borçlu ….’ye ait, daha önce haczedilen malların satışı için müvekkili şirkete gelindiğini, istihkak iddialarına rağmen kendilerine ait malların satışının yapılarak alacaklı …..’ye ihale edildiğini, satış ilanının kendilerine tebliğ edilmediğini, borçluyla kendileri arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığını belirterek, ihalenin feshedilmesini ve istihkak iddialarının kabul edilerek taşınırlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı ….. vekili, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, yapılan takip sonucu davaya konu malların haczedilerek, kendilerine istihkak iddiasında bulunan İshak’a karşı istihkak davası açılması için süre verildiğini, görülen dava sonucunda malların borçluya ait olduğuna karar verildiğini ve anılan kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, şimdi yine aynı yöntemle, davacı tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu haczin borçlunun yokluğunda davalı üçüncü kişinin adresinde yapılmış olduğundan mülkiyet karinesinin davalı üçüncü kişi yararına olduğu, Burdur İcra Müdürlüğü tarafından dava konusu mallara ilişkin daha önce dava dışı İshak Türkel tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu, bunun üzerine alacaklı vekili tarafından Burdur İcra Hukuk Mahkemesine açılan 2012/210 esas 2013/54 karar sayılı ilamıyla davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine ve takibin devamına karar verildiği, iş bu davada da davacı tarafça Burdur İcra Müdürlüğünün 2012/7661 esas sayılı dosyasında aynı mallara ilişkin istihkak iddiasında bulunulmuş ve bir takım faturalar ibraz edilmiş olup, faturaların incelenmesinde fatura tarihlerinin 28/03/2014, 04/04/2013, 13/04/2013, 08/02/2014 olduğu, oysa ki; Burdur İcra Müdürlüğü’nün 2012/7661 esas sayılı dosyasında 28/11/2012 tarihinde davacının istihkak iddiasında bulunduğu mallara ilişkin haciz yapıldığı ve yediemine teslim edildiği, dolayısıyla Burdur İcra Müdürlüğünün 2012/7661 esas sayılı dosyasındaki haciz konulan malların davacı tarafça mahkemelerine sunulan faturalardaki mallar olamayacağı kaldı ki; söz konusu haciz konulan mallar ile davacı tarafça sunulan malların aynı mal olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı hal böyle olunca davacı tarafça açılan istihkak davasının reddine karar vermek gerektiği, her ne kadar davacı tarafça ihalenin feshi için ise malların satışı için satış ilanının kendilerine tebliğ edilmediğini, bu nedenle ihalenin usulsüz olduğunu iddia etmiş ise de; davacının Burdur İcra Müdürlüğü’nün 2012/7661 esas sayılı dosyası üzerinden haczedilen ve 20/03/2014 tarihinde satışı yapılan malların sahibi olmaması nedeniyle kendisine satış ilanının tebliğinin gerekmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı ”istihkak davası” ve İİK’nun 134. maddesine dayalı olarak yaptığı ”ihalenin feshine ilişkin şikayet” niteliğindedir.
İstihkak davası İcra Mahkemesinde genel hükümlere göre yürütülen bir davadır. İhalenin feshi ise icra hukukunda, icra takip işlemine karşı bir şikayet (İİK md. 134/2, md. 16) niteliğinde olup, her iki davanın bir arada görülmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle, ihalenin feshine ilişkin şikayetin, istihkak davasından ayrılıp mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilerek yargılamasının yürütülmesi, istihkak davasında ise haczedilen taşınırların satılıp, mülkiyetinin bir başkasına geçmesi durumunda, istihkak davasının taşınırların bedeli üzerinden karara bağlanması gerekeceğinden, HMK.nun 165/1. maddesi gereğince ihalenin feshine ilişkin şikayetin bekletici sorun yapılıp yapılmayacağının da değerlendirilip, gerçekleşecek sonucu uyarınca istihkak davası yönünden karar verilmesi gerekirken, her iki dava hakkında yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı 3. kişi vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.