Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/8374 E. 2016/8983 K. 23.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8374
KARAR NO : 2016/8983
KARAR TARİHİ : 23.05.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü;

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, borçlu şirketin takip adresine 14.11.2012 tarihinde hacze gidildiğini, adreste borçlu şirketin eski hissedarı olduğunu beyan eden davalı 3. kişi şirket yetkilisi …’ın beyanı üzerine, İcra Müdürü’nün işlem yapmadığını, aynı adreste 19.11.2012 tarihinde 1 adet bükme pres makinesinin haczedildiğini mahcuza ilişkin istihkak iddiasında bulunulduğunu davalı 3. kişi şirketin faaliyet adresi ile borçlu şirketin takip adresinin aynı adres ve davalı 3. kişi şirket ile borçlu şirketin iştigal konularının benzer olduğunu, davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddini talep etmiştir.
Davalı 3. kişi şirket vekili, müvekkili şirketin kurucusu ve yetkilileri …ve ….’nun borçlu şirketteki hisselerini devrettiklerini, borçlu şirketin adresini “…. Mah. …. Çevre Yolu üzeri …..Sok. Sonu No:101…..” adresine naklettiğini ve faaliyetini bu adreste sürdürdüğünü, borçlu şirket ile müvekkili şirketin hiç bir zaman aynı adresi birlikte kullanmadıklarını, hisse devri sonrasında borçlu şirketin yeni adresinde faaliyetine devam ettiğini, hisse devri ile yeni şirketin kuruluşu arasında geçen sürenin bir yıl olduğunu, haczedilen menkul malın ….’ne ait olduğunu bildirerek, davanın reddini, talep etmiştir.
Mahkemece, ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlu şirket ile 3. kişi şirketin haciz yapılan adresi birlikte kullanmadıkları; haciz tarihi itibariyle, haciz yapılan adresin borçlu şirkete ait olmadığı, ödeme emrinin haciz yapılan adreste tebliğ edilmediği, bu itibarla makinenin borçlu elinde iken haczedilmediği, mülkiyet karinesinin davalı 3. kişi yararına olduğu, davacı alacaklının mülkiyet karinesinin aksini kesin ve güçlü delillerle ispatlaması gerektiği, mahcuzun borçlu şirkete ait olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, 3.kişi şirket kurucusu ve yetkilileri …ve ….’nun, daha önce borçlu şirketin tüm hisselerine sahip oldukları ve haciz adresinde faaliyet gösterdikleri, ancak daha sonra borçlu şirketteki hisselerini devrettikleri, devir işleminin borcun doğumundan önce 28.09.2011 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı takibe konu 20.01.2012 tarihli çekin ticari hayatın bir gereği olarak ileri tarihli düzenlenebileceği, aynı adreste aynı kurucu ortaklar tarafından kurulan 3. kişi şirketin, faaliyet alanının da borçlu şirket ile benzer olduğu dikkate alındığında, somut olayda İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği davanın alacaklı tarafından açılmış olmasının tek başına karinenin yer değiştirmesine neden olmayacağı, bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından güçlü ve inandırıcı kanıtlarla ispatlanması gerektiği, davalı 3. kişi tarafından haciz sırasında istihkak iddiasında bulunulmasına rağmen, davaya cevap dilekçesinde çelişkili olarak mahcuzun dava dışı ….’ne ait olduğunun bildirildiği, anılan şirketin, ticaret sicil belgeleri incelendiğinde, borcun doğumundan önce, 18.08.2010 tarihinden itibaren önce borçlu sonrasında davalı 3. kişi şirket ile aynı yerde faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, bu itibarla borçlu ile de organik bağının bulunduğu, haciz sırasında mahcuza biçilen değer ile sunulan fatura değeri arasında çelişki bulunduğu dikkate alındığında, davalı 3. kişi şirket tarafından yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilmeyeceği açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.