YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8639
KARAR NO : 2016/4943
KARAR TARİHİ : 30.03.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının, 5060 numaralı tarımsal sulama abonesi olduğunu, aboneliğe ait 2012/9. dönem 2.671,30 TL tutarında kaçak ek tahakkuku, 2012/9.dönem 8.868 TL endeks esaslı ek tahakkuku, 2012/11. dönem 29.861,10 TL endeks esaslı ek tahakkuku, 2012/11. dönem 7821,80 TL kaçak tahakkuku, 2012/11. dönem 97,11TL endeks esaslı olmayan ek tahakkuk borcu nedeniyle başlatılan takibe, davalının itiraz ettiğini belirterek; takibe vaki itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; kaçak elektrik kullanımı tespit edilen yerin fiili kullanıcısı olmadığını, sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalının davaya konu borçların doğumundan önce noter huzurunda yapılan sözleşme ile tarla ve trafolarını dava dışı kişiye devretmesi nedeniyle borçtan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, icra takibi ile istenilen elektrik bedelinden davalı abonenin sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında 14.06.1993 tarihli abonelik sözleşmesi imzalandığı, aboneliğin devam ettiği, davalının 2012/9 ve 2012/11.dönem kaçak ile 2012/9 ve 11.dönem normal tüketim bedellerine ilişkin takip başlattığı, davalının 09.04.2010 tarihli kira sözleşmesi ile taşınmazları kiraladığı, kullanıcı olmadığı itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Elektrik kullanımından dolayı fiilen kullanan kişinin haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak, bu sorumluluk davalı olan abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Fiilen elektrik kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda kullanımdan her ikisinin de müteselsilen sorumlu olduklarının belirgin olmasına göre, alacaklının alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, aboneliğini iptal ettirmeyen ve kullanıma sebebiyet veren abone olan davalının sözleşme nedeni ile sorumlu bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece; taraf delilleri toplandıktan sonra, dosyanın önceki bilirkişi dışında uzman bilirkişi heyetine verilmesi, kaçak ve normal tüketimlere ilişkin, tahakkuk tarihleri dikkate alınarak Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve sözleşme hükümlerine göre (abonelik sözleşmesinde gecikme zammına ilişkin hüküm bulunmadığı da dikkate alınarak), her bir fatura dönemi için ayrı ayrı hesaplanması konusunda denetime elverişli bir rapor alınması, davacının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarının bu şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.