Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/3097 E. 2021/3294 K. 23.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3097 E.  ,  2021/3294 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3097
Karar No : 2021/3294

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI): … A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
2-(DAVALI): … Birliği
VEKİLİ: Av. …

DİĞER DAVALI : …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü … Cad. No:… … Sitesi …. Blok
İSTEMLERİN KONUSU :Danıştay Sekizinci ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun 22/06/2021 tarih, E:2020/5570, K:2021/3304 sayılı kararının esas yönünden davacı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden ise davalı idarelerden Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü”nün 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5. ve 6. maddelerinin ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 16/07/2012 tarih ve 105 sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun 22/06/2021 tarih, E:2020/5570, K:2021/3304 sayılı kararıyla;
Danıştay Sekizinci ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunca; 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü”nün 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5. ve 6. maddelerinin iptali ve Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 16/07/2012 tarih ve 105 sayılı işlemi yönünden davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen 27/02/2017 tarih ve E:2012/7649, K:2017/1137 sayılı kararın iptale yönelik kısmının temyiz edilmesi üzerine,
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2019 tarih ve E:2017/2662, K:2019/4094 sayılı kararıyla,
“Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, gerek üyelerinin gerekse de mesleğin, onurunu ve disiplinini korumak, mesleğin gelişimini sağlamak, mesleğin icrasında uyulacak ilke ve kuralları saptamak hususlarında görev ve yetki sahibi olduğu açıktır.
Değerleme uzmanlığı mesleğinin belli bir standart ile meslek onuruna yakışacak asgari bir ücret karşılığı yapılmasını sağlamak için Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından üyelerinin vereceği değerleme hizmetlerine ilişkin asgari ücret tarifesi belirlenmesi ve buna ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi, Anayasa’da belirtilen yetkiler ile 2499 sayılı Kanun’da belirtilen amaçlar çerçevesinde, Birliğin görev alanı ile doğrudan ilgili olup, sözleşme özgürlüğünün ya da rekabet kurallarının ihlâline yol açıldığından söz etmeye olanak bulunmadığından, dava konusu Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5. ve 6. maddelerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.”
gerekçesi ile Müşterek Kurul kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi üzerine, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5. ve 6. maddeleri yönünden davanın yeniden incelendiği,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin dördüncü fıkrası ve 50. maddesinde, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânının tanınmadığı, bu nedenle bozma kararına uyularak İdarî Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek,
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5. ve 6. maddeleri yönünden davanın reddine, dava sonuç olarak, kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen incelenmeksizin ret, kısmen ret kararı ile sonuçlandığından, yargılama giderlerinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.600,00 TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, aynı Tarife uyarınca 3.600,00 TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, davalı Birlik tarafından birliğe üye olmayan ve anonim şirket vasfındaki değerleme şirketlerine yönelik herhangi bir düzenleme getirilemeyeceği, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın dava konusu maddeleri ile Statü’nün 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin Anayasa’nın 13, 48 ve 167. maddesine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’a, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na ve ikincil mevzuata aykırılık teşkil ettiği, davalı Birliğin asgari ücret tarifesi belirleme yetkisinin bulunmadığı, ayrıca Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 16/07/2012 tarih ve 105 sayılı işleminin de kesin ve yürütülmesi zorunlu idari bir işlem niteliğinde olduğu, bu nedenle dava konusu tüm işlemlerin iptaline karar verilmesini teminen Müşterek Kurul kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği tarafından, uyuşmazlık hakkında verilen kararın tümüyle davalı idareler lehine olduğu gözetilmeksizin yargılama giderlerinin yarısından ve vekalet ücretinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılması ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi icap ettiğinden Müşterek Kurul kararının düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davalı idareler tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Müşterek Kurul kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, “Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır.” denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Davacının Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5. ve 6. maddeleri yönünden davanın reddi yolundaki Müşterek Kurul kararına yönelik temyiz istemi ile davalı idarelerden Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz isteminin incelenmesi:
Danıştay Sekizinci ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07/10/2019 tarih ve E:2017/2662, K:2019/4094 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
Davacının, 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü”nün 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi ile Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 16/07/2012 tarih ve 105 sayılı işlemine yönelik temyiz istemlerine gelince;
Danıştay Sekizinci ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun 27/02/2017 tarih ve E:2012/7649, K:2017/1137 sayılı kararının, 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü”nün 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 16/07/2012 tarih ve 105 sayılı işlemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısımlarının temyiz edilmemek suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, davacının anılan işlemlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 26/05/2012 tarihli Genel Kurul toplantısında kabul ettiği “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Üyelerinin Müşterilerine Verdikleri Hizmetler Karşılığında Tahsil Edecekleri Ücret ve Masrafların Tutar ve Sınırlarına İlişkin Esaslar”ın 4. maddesinin üçüncü fıkrası ile 5. ve 6. maddeleri yönünden davanın reddi yolundaki Müşterek Kurul kararına yönelik temyiz istemi ile davalı idarelerden Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin temyiz isteminin REDDİNE;
2. Danıştay Sekizinci ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 22/06/2021 tarih, E:2020/5570, K:2021/3304 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Davacının, 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü”nün 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi ile Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin 16/07/2012 tarih ve 105 sayılı işlemine yönelik temyiz istemlerinin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4. Kesin olarak, 23/12/2021 tarihinde davacının temyiz istemleri yönünden oybirliği, davalı idarelerden Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin temyiz istemi yönünden ise oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin birinci fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyize konu Müşterek Kurul kararında, Danıştay Sekizinci ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun 27/02/2017 tarih ve E:2012/7649, K:2017/1137 sayılı kararının, kesinleşen, 17/12/2009 tarih ve 27435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 30/10/2009 tarih ve 2009/15635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen “Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü”nün 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı nedeniyle, yargılama giderlerinin yarısının davalı idareler üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verildiği görülmekte ise de; bu kısım hakkında işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin birinci fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararla birlikte, uyuşmazlığın kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen incelenmeksizin ret ve kısmen de ret ile sonuçlandığı dikkate alındığında, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin birinci fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda; kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümle sonuçlanan davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın yargılama giderlerinin yarısı ile davacı lehine takdir edilen vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarelerden Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğinin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği oyuyla, Kararın anılan kısmına katılmıyoruz.