Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/15306 E. 2016/5882 K. 31.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15306
KARAR NO : 2016/5882
KARAR TARİHİ : 31.03.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı alacaklı vekili, 02/11/2012 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında 3. kişi şirket vekili Av… tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, 3. kişi şirketle, borçlu şirketin bağının olduğunu her iki şirketin de asıl sahibi ve yöneteninin aynı kişi olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; mahcuzun, ihbar olunan …. tarafından 3. kişi şirkete kiralandığı ve mülkiyetinin halen ihbar olunana ait olduğu, borçlu şirket ile bir ilgisinin bulunmadığı, 6361 sayılı Kanun’un 28. maddesine göre, haczedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99.maddesi uyarınca istihkak iddiasının reddi talebiyle açılmıştır.
Dava konusu mahcuz, 14.06.2005 tarihinde 3. kişi şirket tarafından, Finansal Kiralama Sözleşmesi yoluyla, …’den kiralanmıştır. Dosya kapsamına, Finansal Kiralama Sözleşmesine ve ihbar olunan … vekilinin 15.05.2013 tarihli beyanına göre, ilk 4 yıllık kiralama süresinden sonra, sürenin bir dönem daha uzatıldığı anlaşılmaktadır. Haczin yapıldığı 02.11.2012 tarihi itibariyle 2. dönem Finansal Kiralama Sözleşmesinin süresi henüz dolmamıştır. Başka bir anlatımla, haciz tarihi itibariyle mülkiyet, 3. kişi şirkete henüz geçmemiştir. Anılan şirket haczin yapıldığı ve istihkak iddiasında bulunulduğu tarih itibariyle kiracı sıfatını haizdir. Kiracılık sıfatına dayanılarak istihkak iddiasında bulunulması olanaksızdır. Yargıtay’ın ve Dairemiz’in kökleşmiş uygulamaları da
bu yöndedir. Bu bilgiler ışığında, davacı alacaklı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine,
31.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. maddesi uyarınca açılan 3. kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece “haciz konusu mahcuzun ihbar olunan …. tarafından davalı 3. kişi …’ne kiralandığı ve mülkiyetinin halen ihbar olunana ait olduğu, borçlu şirketle ilişkisinin bulunmadığı, 6361 sayılı yasa 28. maddesi uyarınca haczedilemeyeceği” gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 99. maddesi uyarınca istihkak iddiasının reddi talebinde bulunmak için usulüne uygun bir istihkak iddiasının bulunması gerekir; Bunun için de, haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hakkı olan kişi veya yetkilisi istihkak iddiasında bulunabilecektir.
Somut olayda, davalı 3. kişinin haciz tarihi itibariyle Finansal kiralama sözleşmesi uyarınca mahcuzun henüz mülkiyetini kazanmadığından ve kiracı sıfatını taşıdığından, usulüne uygun bir istihkak iddiasından söz edilemez. Bu haliyle, alacaklının açtığı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi davasının ön koşul yokluğundan reddi ile vekalet ücretinin de buna göre belirlenmesi gerekirken, mahkemece esastan reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.