Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/6545 E. 2016/5806 K. 30.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6545
KARAR NO : 2016/5806
KARAR TARİHİ : 30.03.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak, Maddi ve Manevi Tazminat,

… ile … aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak, maddi ve manevi tazminat, eşya alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair …. Aile Mahkemesi’nden verilen 18.12.2014 gün ve 2014/180 Esas 2014/981 Karar sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, boşanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinde bulunmuş, ayrıca 2007/186 Değ. İş sayılı dosya ile tespiti yapılan ev eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedellerinin tahsilini talep etmiş, bozma sonrası açılıp birleştirilen ek dava ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda mahkemece, 25.000-TL maddi tazminat, 15.000-TL manevi tazminat ve 43.867,94-TL katılma alacağının boşanma kararının kesinleşme tarihi olan 19.09.2008 tarihinden, 6.135-TL eşya alacağının da dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu ilk kararın her iki tarafça temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16.09.2013 tarih, 2013/17509 Esas – 2013/21002 Karar sayılı ilamı ile “… 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- Davacı kadının boşanmanın fer’isi niteliğinde olan ve bağımsız açtığı maddi ve manevi tazminat istekleri nispi harca tabidir. Nispi harca tabi davalarda, karar ve ilam harcının dörtte biri dava açılmadan peşin ödenir. Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe yargılamaya devam edilemez (Harçlar Kanunu md. 32). Mahkemece maddi ve manevi tazminat istekleri yönünden peşin nispi harç tamamlatılmadan işin esasının incelenip karara bağlanması doğru görülmemiştir. 3- Davacı kadın, ev eşyalarının kişisel malı olduğunu kanıtlayamamıştır. O halde Türk Medeni Kanunu’nun 222/2. maddesi çerçevesinde delillerin değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken tüm ev eşyalarının davacı kadına ait olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 4- Katılma alacağına karar tarihine en yakın tarihten itibaren faiz uygulanması gerekirken boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren faiz uygulanması doğru görülmemiştir…”
şeklinde bozulmuştur. Mahkemece, bu bozma ilamına uyularak verilen temyize konu bu ikinci kararla “…ev eşyalarına yönelik talep konusuz kaldığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 25.000-TL maddi tazminatın ve 15.000-TL manevi tazminatın boşanma kararın kesinleştiği tarih itibariyle faiziyle davalıdan tahsiline, katılma alacağına yönelik talebin kabulü ile 77.492,945-TL’nin karar tarihi itibariyle faiziyle davalıdan tahsiline” karar verilmiştir. Bu hüküm, yine her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat fazladır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. vd. maddeleri hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı miktarda maddi tazminat takdiri isabetsiz olmuştur.
3- Davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebinin bir bölümü ilk dava ile, kalanı ise bozma sonrası açılıp ilk dava ile birleştirilen ek dava ile talep edilmiştir. Davaların birleştirilmesi durumunda davaların yargılaması birlikte yapılmakla birlikte; birleşen davalar bağımsızlıklarını korurlar. Bu nedenle tahkikat sonucunda verilecek hükümde birleştirilen her bir dava için verilen kararın gösterilmesi harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ayrı ayrı takdir edilmesi gerekir. Hukuki durum böyle iken; mahkemece ilk dava ve birleşen ek dava için verilen kararların, taraflara yüklenilen hak ve borçların ayrı ayrı hükümde gösterilmesi gerekirken; ilk dava ve birleşen ek dava hakkında yazılı şekilde tek bir dava varmış gibi karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
4- Uyulmasına karar verilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.06.2013 tarih 2013/17509 Esas – 2013/21002 Karar sayılı bozma ilamında, ilk davayla istenilen ve mahkemenin 27.09.2011 tarihli kararı ile hükmedilen 43.867,94-TL katılma alacağına ilişkin hüküm bozma sebebi yapılmadığı ve buna yönelik hükmün onanmasına karar verildiği; bozma ilamı sadece katılma alacağına uygulanan faizin başlangıç tarihine ilişkin olduğu halde; mahkemece katılma alacağı için yeniden karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2) nolu bentte gösterilen sebeple davalı yararına; (3) ve (4) nolu bentlerde gösterilen sebeplerle de her iki taraf yararına BOZULMASINA, katılma alacağına yönelik diğer temyiz itirazlarının (3) ve (4) nolu bentlerde gösterilen sebeplerle şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 2.006,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya, 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.