Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6657 E. , 2021/6735 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6657
Karar No : 2021/6735
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2-… Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVALI : … Barosu Başkanlığı
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya Barosu’na kayıtlı avukat olan davacının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 134 ve 135/5 maddeleri gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair … tarih ve … Esas, … Karar sayılı Antalya Barosu Disiplin Kurulu kararının onanmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına ilişkin … tarih ve … Esas, … sayılı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunduğu, bu suçtan mahkumiyetin bulunmasının Avukatlık Kanunu’nun 5/1-a bendinde avukatlığa engel haller arasında sayıldığı, aynı Kanunun 136/1. maddesinde, 5. maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası verileceğinin açıkça düzenlendiği dikkate alındığında, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan aynı Kanunun 154. maddesinde, meslekten çıkarma cezası verilen avukatların işten yasaklanmalarının zorunlu olduğu hükme bağlandığından davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından davacının tedbiren işten yasaklanmasına karar verilmesi işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; Dairemizin 08.12.2020 tarih ve E:2018/810 K:2020/5376 sayılı bozma kararına uyularak, davacı hakkında mahkumiyet kararını veren Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesine getirilen değişiklik üzerine yeniden yapılan inceleme ve değerlendirmede, güveni kötüye kullanma suçunun uzlaştırma kapsamında kalması ve taraflar arasında uzlaşma sağlanması sebebiyle davacı hakkında kamu davasının düşmesine karar verilmesi karşısında, ilgilinin avukatlık mesleğini icra etmesine engel bir mahkumiyet hükmünün varlığından söz etme olanağının kalmadığı, her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle, kamu davasının düşmesine dair hüküm tesis edilmemiş ve işlemin tesis edildiği aşamada bu anlamda bir hukuka aykırılık bulunmamakta ise de; ceza kanunu yönünden lehe olan hükmün uygulanması kapsamında verilen yeni kararla birlikte ortaya çıkan yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin dayanağının hukuken ortadan kalktığı ve işlemin tesis edildiği tarihte sebep unsuru yönünden hukuka uygun işlemin hukuka aykırı hale geldiği sonucuna varıldığından davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Adalet Bakanlığının İddiaları: Güveni kötüye kullanmak suçunun uzlaştırma kapsamına alınması üzerine davacı hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı ek kararı ile kamu davasının düşmesine karar verildiği ve kararın 10.03.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta ise de; söz konusu düşme kararının eylemin başlı başına Avukatlık Kanunu ve Meslek Kuralları yönünden hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayacağı, aksi değerlendirmenin eylemin cezasız kalmasına sebebiyet verebileceği, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Türkiye Barolar Birliğinin İddiaları: Taraflar arasında uzlaşma sağlanması sebebiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi karşısında, ilgilinin avukatlık mesleğini icra etmesine engel bir mahkumiyet hükmünün varlığından söz etme olanağının kalmadığı belirtilmekte ise de; disiplin yargılaması ile ceza yargılamasının birbirinden bağımsız olduğu, tarafların uzlaşması sonucu verilen kamu davasının düşmesine ilişkin kararın, disiplin suçu gerektiren eylemin ortadan kalktığı anlamına gelmediği, bu nedenle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.