YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/585
KARAR NO : 2016/8617
KARAR TARİHİ : 19.04.2016
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı; davalıya ait akaryakıt istasyonunda pompa görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini beyan ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin alacaklının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, işverence yapılan feshin süresinde olmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatının kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin süresinde feshedilip edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Yasanın 26 ncı maddesinde öngörülen altı iş günlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.
Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez. Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması bu yönde olup, geçerli nedene dayanılarak yapılan fesihlerde belirtilen hak düşürücü sürelerin yerine “makul süre” içinde sözleşmenin feshedilebileceği kabul edilmektedir.
Somut olayda davacının iş sözleşmesi, akaryakıt alan müşterilere yaptığı nakit satışlarda nakit parayı teslim etmeyerek kendisine aldığı ve ödemeyi şahsi kredi kartından slip çekmek suretiyle yaptığı ve bu şekilde işvereni zarara uğrattığı gerekçesiyle davalı tarafından feshedilmiştir.
Davacının kredi kartından çekilen son slip 16.08.2013 tarihlidir. Bu hususun işverence tespiti ise 27.08.2013 tarihli tutanakladır. 4857 sayılı Yasanın 26 ncı maddesine göre fesih hakkının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışın diğer tarafça öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü içinde kullanılması şarttır. Davalı işveren davacının feshe konu eylemini tutanakla öğrenmiş ve ertesi gün de iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. Bu nedenle fesih süresinde olup kıdem ve ihbar tazminatının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
3-Taraflar arasında davacının yıllık izin alacağının hesaplanması konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacının 28 günlük 2009-2010 yılarına ait izin kullanımının mahsup edilmesi isabetli olmakla birlikte 2012 yılı izninin kullanılıp kullanılmadığı hususunda tereddüt bulunmaktadır. Davacının imzasının taşıyan yıllık izin defterinde o yıl 14 gün yıllık izin kullandırıldığı görülmekte ise de bu iznin hangi tarihlerde kullanıldığı anlaşılamamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacıya yıllık izin defterinin dosyaya sunulan fotokopisi gösterilerek 2012 yılı için 14 gün izin kullanıp kullanmadığı sorulmalı, davacı 2012 yılında izin kullandığını kabul etmediği takdirde davalıdan davacıya bu izni hangi tarihlerde kullandırıldığı sorulmalı ve o ayın bordrosu da getirtilerek davalının savunmasının doğru olup olmadığı denetlenmelidir. Bu hususlara dikkat edilmeden eksik araştırma ile bilirkişi raporundaki 2012 yılı izninin kullandırılmadığı şeklindeki hesaplamaya itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.