Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2015/24218 E. 2016/1390 K. 09.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24218
KARAR NO : 2016/1390
KARAR TARİHİ : 09.02.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1980 yılından itibaren 506 sayılı Kanun kapsamına alınan dava dışı işverene ait zeytin toplama işyerinde aynı gün çalışmaya başladığı yönünde hakkında düzenlenen işe giriş bildirgesi 21.12.1984 tarihinde davalı Kuruma verilen 10.02.1970 doğumlu davacının bildiriminin yapılmayıp sigorta priminin de ödenmediği, bildirgedeki kimlik bilgilerinin doğru, sigorta sicil numarasının daha sonraki hizmetlerinde de kullanıldığı, işverence dönemsel sigorta primleri bordrosunun düzenlendiği anlaşılmakta olup istem, anılan tarihte hizmet akdine tabi olarak çalışıldığının tespitine ilişkindir.
Davanın temel yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10 ve 108’inci maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Diğer taraftan, anılan Kanunun 60’ıncı maddesinin (G) fıkrasında, bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edileceği belirtildikten sonra Geçici 54’üncü maddede, 01.04.1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında söz konusu (G) fıkrasının uygulanmayacağı açıklanmış olup fıkradaki “malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanlar” ibarelerinin, sigortalılar yararına bir yorumla, tabi olması gerekenleri de kapsadığı benimsenmelidir.
Anılan yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, toplanan delillerin karar vermeye elverişli olmadığı belirgindir. Bu bakımdan; davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, bildirgedeki imza yönünden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, davacının sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu belirlenmeli, özellikle bordrolarda isimleri yer alan işçiler tanık olarak dinlenmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalıştırdıkları kişiler yöntemince saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre ve 60/G ile Geçici 54’üncü madde düzenlemeleri dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.