Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2017/2893 E. , 2021/10640 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/2893
Karar No : 2021/10640
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, …İnşaat Sanayi ve Maden Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin 3. sırasında bulunan 9060 kodlu amme alacağı dışında kalan kısımları ile …tarih ve …sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına kayıtlı olan 9 adet araca haciz şerhi konulmuş ise de, alacaklı vergi dairesinin bazı araçlar yönünden takyidatta 1. sırada bazı araçlar yönünden rehinlerden sonraki sırada alacaklı olduğu, bu bağlamda haciz şerhi konulan araçlarla ilgili değer tespiti ve satış işlemlerinin yapılmadığı, sözü edilen araçların değerleri itibarıyla borcu karşılayıp karşılamadığı, amme alacağının şirketten tahsil imkanının olup olmadığı, sunulan mal varlığı sorgulaması 24/06/2016 tarihli olmakla birlikte bazı ödeme emirlerinin şirkete tebliğ edildiği tarihleri müteakip mal varlığı araştırması yapılıp yapılmadığı hususunun somut olarak ortaya konulmadığı, şirketten tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının 6183 sayılı Kanun’un 3. maddesi bağlamında somut olarak belirlenemediği, bu durumda şirket hakkındaki takip yollarının tüketilmediği anlaşıldığından, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlu şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasına göre, kayıtlı gayrimenkulünün bulunmadığı, şirket adına kayıtlı araçlar bulunmakla birlikte, söz konusu araçlar üzerine icra müdürlükleri ve diğer kamu kurumları ile bankalar tarafından rehin ve haciz konulduğu, şirket müdürünün banka hesaplarına e-haciz uygulanmasına rağmen amme alacağını karşılamaya yetecek meblağa rastlanmadığı, usulüne uygun şekilde yapılan takip işlemleri üzerine asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı, 14. maddesinin 3/e bendinde, dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği, 6. bendinde, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin 1/b bendinde de, süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiasıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait dava işlerine bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyası ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, dava konusu ödeme emirlerinin 29/03/2016 tarihinde davacının ikametgah adresinde tebliğ edildiği, 06/04/2016 tarihinde Vergi Mahkemesi esasına kaydolan dilekçe ile de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 29/03/2016 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emirlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde 05/04/2016 tarihine kadar dava açılması gerekirken, 06/04/2016 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.