YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/2300
KARAR NO : 2016/3739
KARAR TARİHİ : 11.04.2016
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık müdafiin yokluğunda verilen hükmün 27/02/2013 tarihinde ehil olup olmadığı belirtilmeyen sekreter …’a tebliğ edildiği, temyiz dilekçesi ekindeki nüfus kaydına göre …’un 01/01/1996 doğumlu olup Tebligat Kanununun 22. maddesine göre reşit olmadığı, bu itibarla yapılan tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, öğrenme üzerine gerçekleşen temyizin süresinde yapıldığının kabulü ile işin esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Olay tarihinde …Devlet Hastanesi acil servisinde nöbetçi doktor olan sanığın, saat 06:30 sıralarında rahatsızlanıp ambulansla hastaneye getirilen mağdur …’ye ilk müdahale ve muayenelerini yaptığı, mağdurun hastanede saat 07:30 sıralarında yeniden rahatsızlanması üzerine sanığın mağdura ikinci müdahaleyi yapmadığı ve kişi mağduriyetine neden olduğu kabul edilmiş ise de, sanığa ulaşılamaması üzerine aynı hastanede doktor olarak görev yapan tanık …’ün saat 08:00 sıralarında hastaneye gelerek mağdura müdahale ettiği ve 1 gün hastanede yatırdıktan sonra taburcu edip üst merkeze sevk ettiği olayda, eylem nedeniyle objektif cezalandırma şartı olan kişi mağduriyeti, kamu zararı ve kişilere menfaat sağlanması unsurlarının oluşup oluşmadığının, varsa ne şekilde oluştuğunun da denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.