Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2015/18479 E. 2015/21512 K. 07.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18479
KARAR NO : 2015/21512
KARAR TARİHİ : 07.12.2015

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacılar, ayrı ayrı açtıkları davalarda davalı işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştıkları Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında birleştirilen davalarda ilamında belirtilen gerekçelerle davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki somut davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 59. maddesi anlamında davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı yoktur. Aynı Yasanın 166/4. maddesi anlamında bir bağlantıdan da söz etmek mümkün değildir. Davalar arasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 57. veya 166/4. maddesi anlamında bağlantı bulunmadığı halde, mahkemenin dava dosyalarını birleştirme kararı verip, yargılamayı iyi bir şekilde yürüterek sonuçlandırması imkânı yoktur. Böyle bir durum yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesine engel olduğu gibi isabetli bir karar verilememesi sonucuna yol açar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2010 gün ve 10-429, 2010/ 449 sayılı v.b. kararlarında da vurgulandığı üzere, her davanın kendine özgü koşullar içereceği gözetilip, davadaki iddiaların ve her bir davacı sigortalının durumu irdelenip, toplanan delillerin bireyselleştirilmesi zorunludur. Bağlantı bulunmadan yapılan bir birleştirme kararı sonuca etkili önemli bir usul yanlışlığı olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesinde yer alan ve “Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider sağlamakla yükümlüdür” şeklinde ifadesini bulan usul ekonomisi ilkesinin de böyle bir durumda uygulanma yeri yoktur.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda davaların tefrikine karar verilmesi gerekirken, aynı dosya üzerinden yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …..’ne iadesine, 07.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.