DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1264 E. , 2021/3248 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1264
Karar No : 2021/3248
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2016/57937, K:2020/4385 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2016/57937, K:2020/4385 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite son sınıfta iken kariyer görüşmesine katıldığına, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, mülakata hazırlık sürecinde ve staj döneminde örgüt evlerinde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Hâkim-Savcılık sınavlarına örgüte ait çalışma evinde hazırlanma yönünden, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hâkim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, FETÖ/PDY de dahil olmak üzere hiçbir terör örgütü ile irtibat yahut iltisakının olmadığı, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü hiçbir şekilde ihlal etmediği, dava konusu kararın verildiği tarihte açılmış bir ceza davası olmadığı, temyiz tarihi itibarıyla kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı; hakkında tesis edilen işlemin, verilen karar tarihinde olmayan gerekçeler, idari dava açıldıktan çok sonraki aşamalarda ortaya çıkmış olmasına rağmen hukukun genel ilkelerine ve hakkaniyete aykırı olarak davanın reddine gerekçe gösterildiği; FETÖ/PDY’nin 2017 yılında yargı kararı ile terör örgütü olarak belirlendiği, henüz terör örgütü olarak belirlenmeyen, olmayan bir örgüte irtibat yahut iltisak iddiası ile hakkında işlem tesis edildiği; hakkında disiplin soruşturması yapılmadan meslekten çıkarma kararı verildiği, böylece masumiyet karinesinin ihlal edildiği, savunma hakkının engellendiği, itiraz hakkının kısıtlandığı, verilen kararın adil yargılanma hakkına aykırı olduğu; 667 sayılı KHK’nın, “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir” hükmü gereğince Anayasa’nın 120-121. maddelerine aykırı olduğu; hiçbir somut delil ve gerekçeye dayanmaksızın, varsayımsal ve afaki nedenler ileri sürülerek meslekten çıkarıldığı; meslekten çıkarılma kararının ekinde 2847 hakim ve savcının tamamı hakkında tek bir gerekçe açıklandığı, ceza sorumluluğunun şahsiliği uyarınca hakkında hangi fiil ve/veya somut olguya dayanılarak meslekten çıkarılma cezası verildiğinin belirtilmediği; Anayasa’nın 119., 120. ve 122. maddelerinde düzenlenmiş bulunan olağanüstü yönetimlerin tümünün süre ve yer bakımından sınırlı olduğu; 667 sayılı KHK’nın, Anayasa’nın 15. maddesinde belirtilen hususları aşan düzenlemeler içerdiği; olayda, Anayasa ve AİHS kuralları ile 2802 sayılı Kanun’un ihlal edildiği, idarece işin doğası gereği sadece şiddet hareketlerinin önlenmesi için tedbir alınması ve alınacak tedbirleri içeren düzenleme yapılması ve bu düzenlemeleri sadece olağanüstü hal süresi boyunca uygulaması gerekirken, görevden uzaklaştırma tedbiri ile elde edilebilecek bir sonucun ve konunun şiddet hareketleriyle bir ilgisi olmamasına karşın, anayasal güvence altındaki hâkimlik ve savcılık mesleğinin hukuk devleti ilkesine aykırı bir şekilde ölçüsüz bir ceza uygulanarak sonlandırmasının hukuka aykırı olduğu; idarenin, olağanüstü hal gereklerinin dışına çıkarak Anayasa’nın sözüne ve ruhuna aykırı bir şekilde temel hak ve hürriyetlerinin özüne ölçüsüzce dokunduğu; yasayla sınırlandırılması gereken hakların bir KHK’nın idareye verdiği keyfi yetki ile yok sayıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/10/2020 tarih ve E:2016/57937, K:2020/4385 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.