Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/18252 E. , 2021/5145 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/18252
Karar No : 2021/5145
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, iptale ilişkin kısmının davalı idare tarafından, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Antalya ili, Konyaaltı ilçesi, … Köyü … yolu güzergahında, ticari amaçlı hayvan beslediği tespit edilen davacıya, belediye encümeni tarafından 2 kere idari para cezası verildiği, ancak faaliyete devam edildiğinin belirlenmesi üzerine faaliyetten men edilmesine ve Belediye Zabıta Tembihnamesi’nin 54.maddesinin 3. fıkrası uyarınca para cezası verilmesine ilişkin … günlü, … sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 09/11/2020 günlü, E:2016/10885, K:2020/4636 sayılı bozma kararına uyularak; tutanaklarla ve fotoğraflarla davacının faaliyetinin devam ettiğinin sabit olduğu, gerekli uyarmaların yapıldığı, ancak davacı tarafından mevzuatın gerektirdiği izinlerin temin edilmediği, Mahkemelerinin … tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevap ve eklerinden davacıya ait işyerinin davaya konu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle 1593 sayılı Kanun’un 246. maddesinde belirlenen sınırlar arasında kaldığı, bu durumda dava konusu işlemin, Hıfzıssıhha Kurulu Kararı ve 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca faaliyet son verilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, dava konusu işyerinin faaliyetten men edilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine; belediye encümenine tanınan yetki ve görevler arasında Kanun’da öngörülen cezaları vermek şeklinde hüküm bulunduğunun açık olduğu; davaya konu olayda, aynı fiilen tekrarlandığından bahisle 3.033,00 TL para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de, cezaların kanuniliği ilkesi gereği Kanun’da açıkça yaptırıma bağlanmayan bir fiil nedeniyle ceza verilmesinin mümkün olmaması, bir fiilin yaptırıma bağlanması halinde dahi ancak yine Kanun’da açıkça belirtilen cezaların verilebileceği; nitekim bu konuda 1608 sayılı Kanun’un 1. maddesinde de Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesine göre idari para cezası verilebileceğinin düzenlendiği dikkate alındığında, davaya konu belediye işleminin Belediye Zabıta Tembihnamesi’nin 54. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 3.033,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle; anılan işlemin bu kısmı yönünden iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, işyerinin ruhsatsız faaliyetten dolayı mühürlemesinin yapıldığı, tutanaklarla ve fotoğraflarla faaliyetin devam ettiğinin sabit olduğu, gerekli uyarıların yapıldığı, ancak mevzuat gereği izinlerin temin edilmediği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel kanun niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun’un; idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı, “Kanunilik ilkesi” başlıklı 4. maddesinde, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır.
1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasında, ”Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun, nizam ve talimatnamelerin verdiği vazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam ve talimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara belediye encümenince Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmüne göre idarî para cezası ve yasaklanan faaliyetin menine karar verilir. Bu kararda ilgili kişiye bir süre de verilebilir.” hükmü yer almıştır.
İdarî yaptırımlar konusunda genel kanun niteliğini haiz Kabahatler Kanunu, hangi fiillerin kabahat oluşturduğuna yönelik bir çerçeve hükme yer vermek suretiyle idareye kısmî takdir yetkisi tanımakta, ancak yaptırımın türü, süresi ve miktarı bakımından mutlak olarak kanunilik ilkesini benimsemiş bulunmaktadır.
Aktarılan kuralların birlikte değerlendirilmesinden, kanunda çerçevesi çizilmiş olmak ve kanuna aykırı olmamak şartıyla düzenleyici işlemler ile kabahat oluşturan fiilin belirlenebileceği, bunun yanında, mutlak kanunilik ilkesi doğrultusunda idari yaptırımın türü, süresi ve miktarı yönünden düzenleyici işlemler ile belirleme yapılamayacağı anlaşılmaktadır.
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik ile dayanağı 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun hükümlerinde, bir işyerinde faaliyette bulunabilmek için, yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınması ve alınmış ruhsat kapsamında mevzuat doğrultusunda faaliyet gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Ruhsatsız veya ruhsata aykırı faaliyette bulunulması halinde, başka bir Kanunda yaptırım öngörülmediğinden, bu kabahatin 1608 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve anılan Kanun’un 1. maddesinin atıfta bulunduğu 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gerektiği açıktır.
Buna göre, kanunilik ilkesi gereğince, 5392 sayılı Belediye Kanunu’nda belediye encümenine verilen yetki çerçevesinde davacının işlediği fiilin kabahat teşkil edip etmediğinin belirlenmesi; kabahat teşkil ettiğine karar verilmesi halinde de, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesinde belirlenen miktarlar doğrultusunda ceza verilmesi gerekmekte iken; uyuşmazlıkta, davacıya, Zabıta Tembihnamesinin 54. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tekerrür uygulanmak suretiyle verilen idari para cezası yasal dayanaktan yoksun bulunduğundan kanunilik ilkesine aykırıdır.
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın iptale ilişkin kısmının yukarıdaki açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.