Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2126 E. 2021/3233 K. 22.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2126 E.  ,  2021/3233 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2126
Karar No : 2021/3233

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2018/3411, K:2020/5951 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2018/3411, K:2020/5951 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan etkin pişmanlık kapsamında 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve takdir edilen mahkumiyetle ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının 21/01/2020 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüte ait yurt ve evlerde kaldığına, örgütle iltisaklı bir dernekten burs aldığına, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, maddi imkânsızlık nedeniyle yapının yurt ve evlerinde kaldığını, FETÖ ile örgütsel anlamda herhangi bir ilgisinin olmadığını bu hususun kendisini terör örgütü üyesi, irtibatlısı ya da iltisaklısı yapmayacağı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilerek karar verildiği; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesine aykırı karar verildiği; OHAL döneminde alınan tedbirlerin sadece bu dönemle sınırlı olması gerektiği; demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği için meslekten ihraç edilmediği hâlde bu hususun karara gerekçe yapıldığı; olayda masumiyet karinesinden yararlanma hakkının ihlal edildiği; yürütme organının düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı, suç ve ceza hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağı; kanunsuz suç ve ceza ilkesinin ihlal edildiği; OHAL KHK’larında yer verilen “iltisak veya irtibat” kavramlarının ve yargı organlarının bu kavramlara yüklediği “son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden” anlamların keyfiliğe açık olduğu, net ve belirgin olmadığı; ceza hukukuna dair tüm ilkelere uygun bir yargılama yapılarak karar verilmesi gerektiği, aynı faaliyete dayalı iki ayrı cezaya hükmedilmeyeceği; 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan işlemin anayasal dayanağının kalmadığı; ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı alındığı, bunun ceza hukuku anlamında bir hüküm olmadığı, bu kararın meslekten ihraç edildiği tarihten çok sonra ortaya çıkmış bir durum olduğu, sonradan ortaya çıkan bir hususun, daha önce verilmiş bir cezayı hukuka uygun hale getirmeyeceği; sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösteren hiçbir somut delil olmadığı; Dairece temel insan hakları ihlalleri (masumiyet karinesi, şeref ve itibara saygı, lekelenmeme, eğitim, mülkiyet vs.) incelenmeden, insan hakları ihlallerini sadece “özel hayata saygı hakkına” indirgeyerek, onun da OHAL gerekçesi ile ihlal edilmediğine hükmedildiği; insan hakları ihlalleri tespit edilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/12/2020 tarih ve E:2018/3411, K:2020/5951 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.