Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2066 E. 2021/3231 K. 22.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2066 E.  ,  2021/3231 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2066
Karar No : 2021/3231

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/09/2020 tarih ve E:2016/56796, K:2020/3652 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı her türlü maaş, sosyal ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/09/2020 tarih ve E:2016/56796, K:2020/3652 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, davacının … nolu GSM hattı ile 11/08/2014-04/02/2015 tarihleri arasında ByLock programı için kiralanan hedef IP’lerine toplam 22.970 kez bağlantı kurduğunun tespit edildiği; davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden, davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazlarla ByLock uygulamasının yüklendiği, davacının “… ” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, bu adayların katıldığı yemek organizasyonu yaptığına, yine bu adaylar lehine seçim çalışmaları yaptığına, bu kapsamda izin alıp bazı ilçe ziyaretleri yaptığına, seçim günü sandık başında sözde bağımsız adaylar lehine aktif olarak çalışmasına devam ettiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Hâkim/Savcı Adaylığı Döneminde Adalet Akademisi Yıllık (Albüm) Kurulu Üyeliği yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı her türlü maaş, sosyal ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 18/12/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve maddi ve manevi tazminat talepleri ile birlikte tüm parasal haklarının işlem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan bu istemin incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa’nın 121. maddesi uyarınca olağanüstü hal döneminde alınacak tedbirlerin tamamının Anayasa’nın 15. maddesinde belirtilen ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği, 121. maddenin verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11. maddesinde sayılan, alınması gereken tedbirlerin geçici tedbirler olduğu, olağanüstü hal sonrasını etkileyecek tedbirler olmaması gerektiği hususu ile Anayasa’nın 140. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerine son verilmesi ile ilgili düzenlemenin kanunla yapılması gerektiği şeklindeki emredici hüküm karşısında, HSK tarafından inisiyatif alınarak Anayasa’ya aykırı olan 667 sayılı OHAL KHK’sının uygulanmaması gerektiği; TBMM İçtüzüğü’nün 128. maddesi gereği süresi içerisinde görüşülüp karara bağlanmadığından olağanüstü hal KHK’sının kendiliğinden yürürlükten kalktığı, işlemin hukuki dayanağının kalmadığı; suç ve cezaların yasallığı ilkesi gereği KHK’nın yürürlük tarihinden 23/07/2016 tarihinden sonraki eylemler yönünden uygulanması gerektiği; dava konusu işlem ve gerekçesinde kişiselleştirme yapılmadığı, savunma hakkı verilmediği; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; yetki ve nüfuzunu kötüye kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için, örgütün talimatları doğrultusunda hal ve hareketlerde bulunduğuna ilişkin somut, soyut, dolaylı ya da direkt herhangi bir eyleminden bahsedilmediği; HSK kararında demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir cümle bulunmadığı hâlde, Dairenin bu hususu idarenin yerine geçerek denetlediği, idari karara gerekçe yaptığı; mahkûmiyet kararının, meslekten ihraç edildiği tarihten çok sonra ortaya çıktığından, daha önce verilmiş bir cezayı hukuka uygun hale getirmeyeceği; somut olayda ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği; aynı suçlama ve faaliyetlere dayalı olarak hapis cezasına mahkûm edildiğinden non bis in idem ilkesi gereği dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiği; herkese açık uygulama marketlerinde bulunan programın kullanılmasının ve indirilmesinin suç olmadığı ve herhangi bir yapı ile irtibat yönünden delil teşkil edemeyeceği; ByLock delilinin elde ediliş biçimi hukuka uygun olmadığı, ByLock tespit tutanağında yer alan hususların doğru olmadığı, işlem tarihinden sonra hazırlandığından hükme esas alınamayacağı; tanık ifadelerinin soyut, yoruma dayalı, görgüye dayalı olmayan ifadeler olduğu, ceza yargılamasında ciddi bulunmayan ifadelerin gerekçe yapılmasının anlaşılır olmadığı; özgür iradesiyle, yargının mesleki ve genel sorunlarına yaklaşımını ve çözüm önerilerini benimseyerek 2010 HSK seçimlerinden sonra YARSAV’a üye olduğu, bu derneğe üyeliğinin delil olarak kabul edilemeyeceği; yıllık kurulu üyeliğine yönelik faraziyenin kendisine uygun olmadığı, kurula isteğiyle seçilmediği gibi bu kurulda yer almakla ileride herhangi bir unvanlı göreve de atanmadığı; adil yargılanma hakkı, ifade hürriyeti, dernek kurma özgürlüğü, özel hayatın gizliliği ve saygı haklarını ihlal eden meslekten ve dolaylı olarak tüm kamusal haklardan yoksun bırakılma sonucunu doğuran idari işlemin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/09/2020 tarih ve E:2016/56796, K:2020/3652 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.