Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1991 E. 2021/3229 K. 22.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1991 E.  ,  2021/3229 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1991
Karar No : 2021/3229

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2017/137, K:2020/4467 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2017/137, K:2020/4467 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 17 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında davacının …, nolu GSM hattı ile 11/08/2014-28/02/2015 tarihleri arasında ByLock uygulamasına 10.034 kez bağlantı kurduğunun tespit edildiğinin görüldüğü; davacı hakkında düzenlenmiş olan “ByLock Tespit Tutanağı” ve Trabzon Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 18/01/2019 tarihli araştırma tutanağının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacı tarafından … numarasından … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği ve davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve örgüt toplantılarına katıldığına yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığı ve HSK’da etkin olduğu dönemde yargıda kritik ve stratejik öneme sahip Adalet Bakanlığı Bilgi işlem Dairesi Başkanlığında Tetkik Hâkimi olarak görevlendirilmesinin ve 14 ay süreyle yabancı dil eğitimi için yurtdışına gönderilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, yasal dayanağı bulunmayan OHAL KHK’sı ile Anayasa’nın 139. maddesinde düzenlenen hâkimlik ve savcılık teminatının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek 2802 sayılı Kanun’u işlevsiz hale getiren düzenlemeler getirilmek suretiyle, hâkim ve savcılara tanınan usuli güvence olan savunma hakkının ihlal edildiği; meslekten çıkarma kararına dayanak yapılan gerekçelerin soyut iddialar olduğu, hakkındaki iddiaların bir an için doğru olduğu varsayılsa bile tamamının 17-25 Aralık 2013 tarihi öncesine ait olduğu; sonradan ortaya atılan delillerin meslekten çıkarma kararını hukuka uygun hale getirmeyeceği, anayasal düzene sadakat yükümlülüğü dava konusu kararda yer almadığı için yargı yerince bu gerekçeye dayanılamayacağı; ByLock programı kayıtları olarak dosyaya konulan kayıtların değiştirilmediğinin teknik olarak ve hukuken öngörülen çerçevede ispat edilmediğinden hukuken geçerli kayıtlar olmadığı; Bylock veri tabanından alınan kim olduğu belli olmayan iki kişinin yazışmasında adının geçtiği iddiasının, bu iki kişinin kimlik tespiti ve yüzleştirme yapılmadan gerçek kabul edildiği; hakkındaki ifadelerin gerçeklikten uzak ve soyut beyanlar olduğu, tanık beyanlarının aleni bir duruşmada ve huzurunda alınması imkânının sağlanmadığı, beyan veren kişilerin ceza soruşturması altında beyanda bulundukları, itirafçı tanık/sanık beyanlarının hukuksal değerinin bulunmadığı, yasa dışı delil niteliğinde olduğu; yurt dışında bulunduğu sürenin 9 ay olduğu, eleme sınavında yeterli notu aldığını, henüz dil kursunda iken İELTS dil sınavından 6,3 puan alarak 20 kişilik grup içindeki en yüksek notu aldığı, aynı grupta yurt dışına gidenler için bunun irtibat ve iltisak sebebi olmadığı; arama kayıtlarında yer alanların aynı lojmanda oturan ve aynı yerde çalışan veya mesleki konularda görüş sormak için aradığı kişiler olduğu; Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığına çalışmalarının beğenilmesi nedeniyle görevlendirildiği, başarıyla çalıştığı, bu görevden 3 kez ayrılmak için dilekçe verdiği hâlde ilgili Müsteşar tarafından bilgisine ihtiyacı olduğu gerekçesiyle bu talebinin reddedildiği; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde hâkimlik mesleğinden çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verilmiş olduğundan, uygulanan yaptırımın anayasal dayanağının kalmadığı; olayda, ölçülülük ilkesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının, adil yargılanma hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, non bis in idem ilkesinin, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; hakkında uygulanabilecek mevzuatın 2802 sayılı Kanun olduğu, 657 sayılı Kanun’un 98. maddesinin hakkında uygulanabilirliği mümkün olmadığından, bu maddeden hareketle mevcut olayda soruşturma yapılmasının gerekmediği yorumu yapılmasının hatalı olduğu; meslekten çıkarılma kararının dosyaya yansımayan asıl gerekçesinin, yaptığı görevler sırasında siyasilerin ve bürokrasi içinde yer alan kişilerin hukuka aykırı taleplerini reddetmesi olduğu; davalı idare vekilince matbu dilekçe hazırlandığından sadece dilekçe ücreti altında cüzi bir miktara hükmedilmesi gerekirken adil olmayan bir karar verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısımının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 17 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu mahkumiyet kararının kesinleşmediği belirtilmişse de; temyiz aşamasında UYAP kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacının mahkumiyetine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının .. Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararıyla bozulduğu, bilahare … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yeniden 6 yıl 17 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ancak bu mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği görülmüştür.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/10/2020 tarih ve E:2017/137, K:2020/4467 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.