DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1266 E. , 2021/3249 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1266
Karar No : 2021/3249
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2017/4959, K:2020/4479 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin aynı Kurul tarafından zımnen reddine ilişkin kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2017/4959, K:2020/4479 sayılı kararıyla;
Davacının, 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden işin esasına geçilerek; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş;
Dava konusu … tarih ve … sayılı karara yönelik iptal istemi yönünden:
“Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı; öte yandan, davalı idarece dosyaya sunulan … ID numaralı, kullanıcı adı ‘abdullah632’ olan ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinin de davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Diğer hususlar (Ardışık ve periyodik aramaların değerlendirilmesi) yönünden, davacının, haklarında FETÖ ile irtibat ve iltisakları olduğundan bahisle işlem yapılan çok sayıda yüksek yargı üyesi ile beraber örgütsel iletişimde gizliliği sağlamak için başvurulan bir yöntem olarak sabit telefon hatlarından ardışık ve periyodik şekilde aranmasının, davacının örgüt ile irtibatını ve iltisakını ortaya koyan destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar (Unvanlı görev) yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine atanmasının diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu … tarih ve … sayılı kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu … tarih ve … sayılı karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemesine yönelik iptal istemi yönünden:
Yargı mensuplarının meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara karşı dava açılabilmesi için bu kararların kesinleşmesinin gerektiği, kesinleşmenin de on gün içinde yeniden inceleme talebinde bulunulması hâlinde, HSK Genel Kurulunca yeniden inceleme talepleri hakkında bir karar verilmesi ya da yeniden inceleme talebinde bulunulmaması hâlinde olacağı, bu nedenle yargı mensuplarının, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara yönelik olarak yeniden inceleme talebinde bulunmaları hâlinde ve HSK Genel Kurulunca 60 gün içerisinde bu istem hakkında karar verilmemesi hâlinde zımni ret işleminin oluştuğundan bahsedilemeyeceği gibi kesinleşmeden de bahsetmeye olanak bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı kararın, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından dava konusu edilen kesinleşmiş bu kararın iptali isteminin incelenmesi gerektiği,
Bununla birlikte, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içerisinde cevap verilmemesi suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, yeniden inceleme talebinin … tarih ve … sayılı HSK Genel Kurulu kararı ile reddedildiğinden ortada oluşmuş bir zımni ret işleminden bahsedilemeyeceğinden bu istemin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden davanın reddine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemesinin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava ve cevap dilekçelerinde ileri sürdükleri görüşler, deliller ve talepler hakkında niçin kabul görmediğine dair hukuka uygun gerekçeli bir karar verilmediği; Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmeme gerekçesi belirtilmeyerek adalete erişim hakkının engellendiği; dava konusu kararın dayanağı delillerin, davalı idare tarafından işlem tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu Daire kararında belirtilmek suretiyle hukuksal delil olmaksızın ihraç edildiğinin kabul edildiği, bunların işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği şeklindeki tespitin kanuna, Anayasa’ya ve uluslararası sözleşme hükümlerine aykırı olduğu; tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerini ihlal ettiğine yönelik herhangi bir delilin ortaya konulmadığı; idari işlem öncesinde hukuksal metinlerde yer almayan iltisak ve irtibat kavramlarına dayanarak kamu görevinden ihracın mümkün olmadığı, daha sonra kanunlaşan 667 sayılı KHK’nın Anayasa’ya aykırı olduğu; Daire kararında ceza yargılaması kesinleşmediği hâlde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar verildiğinden bahsedilmesinin masumiyet karinesine aykırı olduğu, bunun delil olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı; AİHM kararlarıyla sabit olan, yargılamalarda hükme esas alınamayacak itirafçı beyanlarının doğruluğunun Dairece test edilmesi gerektiği, itirafçı beyanlarının somut veri ile desteklenmeyen, doğruluğu tespit edilmemiş gerçeklikten uzak düşünce ve kanaatler olduğundan karara gerekçe olamayacağı; kendisine ait olmayan ve kim tarafından yazıldığı belli olmayan ByLock kayıtları üzerinden kızıyla örgüt birimleri tarafından ilgilenildiği iddiasının incelenmesi ve doğruluğunun tespit edilmesi, ceza yargılaması aşamasında sözlü ve yazılı olarak sunduğu savunmanın değerlendirilmesi gerektiği; hakkındaki ceza yargılamasının iddianamesine konu olmayan dolayısıyla mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacak kim tarafından yapıldığı ve içeriği belli olmayan sabit hat aramalarının FETÖ ile iltisak ve irtibatını göstermesinin mümkün olmadığı; unvanlı göreve getirilmesinin FETÖ ile bir ilgisinin bulunduğunun somut deliller ile ortaya konulmadığı; AİHM’nin lehine olan kararlarına hükümde yer verilmediği; hukuken önemli olanın, her idari işlem ve eylemin uygulandığı an itibari ile hukuka ve kanuna uygun olup olmadığı olduğu, daha sonra meydana gelen gelişmeler veya vakıaların işlemin hukukiliğine vücut vermeyeceği, meslekten çıkarılmasından sonra hakkında cezai kovuşturma ve/veya mahkûmiyet hükmü bulunmasının davaya konu işlemin hukuka ve kanuna uygun olduğunun bir ispat aracı olamayacağı; sebebini, gerekçesini, dayanağını bilmediği ve tabi olduğu Yasa, Anayasa hükümleri bertaraf edilerek savunması alınmaksızın, delil sunma hakkı tanınmaksızın, daha katı, sert, aleyhe OHAL mevzuatı hükümleri uygulanarak kişiselleştirilmemiş bir işlem ile meslekten çıkarıldığı; Daire kararında, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına, darbe girişimi içinde yer aldığına ya da bu girişimi desteklediğine, devletin güvenliğine karşı hareket eden yapı ve oluşumlarla devletin güvenliği aleyhine faaliyette bulunma kastıyla bir araya geldiğine dair somut olgulara dayalı bir delil gösterilmediği, darbe teşebbüsüyle ilgisi bulunmamasına rağmen 667 sayılı KHK ile sosyal ölüme terk edilmesinin OHAL’in amaç ve kapsamı ile yer ve süre kısıtlamasına uymadığından ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, aksi yoldaki Daire görüşünün isabetsiz olduğu; masumiyet ilkesine aykırı olacak şekilde kesinleşmemiş bir mahkûmiyet hükmüne ve içeriğine dayanılmasının hukuka aykırı olduğu; Dairece, özel hayata saygı hakkına müdahale edildiğinin belirtildiği ancak bu müdahalenin meşru amaç kapsamındaki kamu yararı ile dengelendiği sonucuna somut olgulara dayalı hangi gerekçe ile ulaştığının delillendirilemediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/10/2020 tarih ve E:2017/4959, K:2020/4479 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.