Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/8748 E. 2015/19311 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8748
KARAR NO : 2015/19311
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, daha öncesinde işi bırakması için baskı yapıldığı, 14.07.2012 tarihinde de hakaret edilip işyerinden kovularak iş akdinin haksız ve önelsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının 14.07.2012 tarihinde ustabaşı İbrahim Süzer’e küfür ederek işten ayrıldığını, olay sonrası 16.07.2012-17.07.2012-18.07.2012 tarihlerinde işe gelmemesi üzerine 20.07.2012 tarihinde iş akdinin 4857 Sayılı Yasanın 25/II-g maddesine istinaden fesh edildiğini, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dinlenen tanık beyanları ve dosyada mevcut Türkiye Çalışma ve İş Kurumu yazı cevabı karşısında iş akdinin davalı işverenlik tarafından 4857 sayılı yasanın 17 ve 19. Maddelerine aykırı olarak sona erdirildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, hüküm altına alınan alacaklara faiz yürütülüp yürütülmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
HMK’nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Somut olayda dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir.
6100 sayılı HMK’nun 26. maddesine göre hâkim, kanundaki istisnalar saklı kalmak kaydıyla, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda, davacı, ilk dava ve ek dava dilekçesinde faiz talep etmemiştir. Davacı vekili, ilk olarak 18.11.2013 tarihli dilekçesi ile faiz talep etmiştir. Ancak, davacı taraf sözü edilen 18.11.2013 tarihli dilekçesini başvuru ve maktu nispi harç yatırarak harçlandırmadığından, bu dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü mümkün değildir. Mahkemece, hüküm altına alınan alacaklara faiz yürütülmemesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile faiz yürütülmesi, talepten fazlasına hüküm verilemeyeceğinden hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 14.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.