YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4404
KARAR NO : 2016/10762
KARAR TARİHİ : 30.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)Sanığın, kavga sırasında havaya ateş edip mağdura karşı silahı doğrultarak “gelmeyin vururum” şeklindeki sözlerle tehdit etmekten ibaret eyleminin, TCK’nın 106/2-a maddesine uyan silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu ancak aynı Kanunun 44. maddesi uyarınca sadece en ağır cezayı gerektiren tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ve kanuni olmayan hukuki nitelendirme ile ayrıca TCK’nın 170/1-c maddesinde düzenlenen suçtan da mahkumiyet kararı verilmesi,
2)Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2016 tarihinde, silahlı tehdit eyleminin meşru savunma şartları altında gerçekleştiği düşüncesiyle; Başkan … ve Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
TCK’nın 25/1. maddesinde öngörülen meşru müdafaa düzenlemesinde, “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” Hükmü benimsenmiş, kişinin kendisi ya da bir başkasının sadece nefsi (canı ya da) ırzı (namusu) değil, her türlü “hakkına” yönelik saldırının def’i ve giderilmesi için gerçekleştirilen eylemler meşru müdafaa kurumunun sınırları içinde kabul edilmiştir.
Buna göre, sanık …’ın kendisine ait inşaatın bekçisi olan sanık … ile mahalle sakinlerinden sanık …’un tartıştığını görmesi ve …’a saldırması üzerine tarafları sakinleştirmek ve uzaklaştırmak amacıyla ve ayrıca olay yerine gelen dolmuştan inen kişilerin durdurulması için, polisi de çağırdıktan sonra havaya ateş etmesi silahı doğrultup “gelmeyin vururum” demesi şeklindeki eylemlerin, gerek bekçi …’ın ve gerekse devamında tarafları ayırmaya çalıştığı için kendisinin yaşam hakkına ve vücut bütünlüğüne yöneltilmiş bulunan saldırının defi amacıyla hal ve koşullara göre saldırıyla orantılı olarak gerçekleştirilen meşru müdafaa sınırları kapsamında kaldığının kabulü gerekir.
Sanığın eylemlerinin, gerek bekçiye gerekse kendisine yöneltilen saldırı ile orantılı olduğu, “gelmeyin vururum” biçimindeki sözlerle kastın açıkça ortaya konulduğu, önceden polise telefon edilerek olay yerine çağırılmasının eylemlerin suç işleme amaçlı değil, gerçekleşen bir saldırının durdurulmasına ilişkin olduğunu ortaya koyduğu ve buna göre ceza sorumluluğunu kaldıran bir neden olan meşru müdafaa koşullarının gerçekleştiğini düşündüğümüzden, sanık … hakkında tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.