Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/21547 E. 2015/22689 K. 18.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21547
KARAR NO : 2015/22689
KARAR TARİHİ : 18.11.2015

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 01/09/1996 ile 30/09/2004 tarihleri arasında davalı EÜAŞ’ın alt işverenlerinde aralıksız olarak temizlik işçisi olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından emekli olduğu gerekçesi ile feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında kıdem tazminatına iştilecek faizin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Somut olayda davacı 30.09.2004 tarihinde iş akdini emekli olarak işyerinden ayrıldığını bildirerek kıdem tazminatı alacağının akdin feshi tarihi olan 30.09.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, mahkemece kıdem tazminatının kabulü ile davacının fesihten sonra 9 yıl boyunca işverene müracaat etmediği gibi yasal yollara da başvurmadığını, davalıyı dava tarihi itibariyle temerrüde düşürdüğünü belirterek faizin 06.11.2013 tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmiştir. Dosyada bulunan SGK Aylık/Gelir Bağlama Kararı ve Hizmet Döküm Cetveli evrakına göre davacının 30.09.2004 tarihinde işten ayrıldığı ve aynı gün tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine dosyada bulunan 17.12.2004 tarihli “ibraname” başlıklı belgeye göre davacının son alt işveren nezdinde 18.12.2003-17.12.2004 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. Bunun anlamı davacının iş akdinin emekli olmak suretiyle sonlandığı ve bu hususun dava dışı altı işveren tarafından bilindiği, bu nedenle SGK nezdinde 30.09.2004 tarihinde çıkış işlemi yapıldığı, fakat davacının emekli olduktan sonra tekrar çalışmaya başladığı, hatta Hizmet Döküm Cetveline göre davacının aynı alt işveren nezdinde emeklilikten sonra Aralık ayında 18 günlük çalışmasının(çıkış tarihi 18.12.2004) kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca dosyada bulunan tanık beyanlarına göre davacının eşi davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğinden davacı bu sürede dava açmamıştır. Tüm bu bilgiler göz önüne alındığında davalı şirketin alt işvereni tarafından davacının emekli olduğunun bilindiği bu doğrultuda işten çıkış işlemlerinin yapıldığı, hatta davacının aynı işveren nezdinde emekli olduktan sonra tekrar çalışmaya başladığı anlaşılmakla, kıdem tazminatına işletilecek faizin emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı tarih olan 30.09.2004 tarihinden itibaren başlatılmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin kıdem tazminatına iş akdinin fesih tarihi olan 30.09.2004 tarihi yerine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. Ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hüküm fıkrasının 2. paragarafı silinerek yerine;
“3.588,00 TL kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 30.09.2004 tarihinden itibaren bankalarca 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ”rakam ve sözcüklerin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına
, 18/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.