YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8755
KARAR NO : 2015/20939
KARAR TARİHİ : 28.10.2015
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, iş akdinin 23.04.2012 tarihinde işverence feshi sonucu açtıkları işe iade davasının kabul edilip Yargıtay’dan onanarak kesinleştiğini, yasal 1 aylık süre içerisinde işe başlatılmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacaklarının ve ayrıca işe iade sonrası eksik ödenen boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının hafta tatili kullandığını, dini bayramlarda hiç çalışmadığını, resmi ve ulusal bayramlarda zaman zaman çalışıp ücretini aldığını, zaman zaman fazla çalışma yaptığında da ücretinin ödendiğini, kendisine işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süreye ilişkin ücretler, kıdem-ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin ödendiğini, alacağı kalmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş akdinin işverence haklı nedene dayanmaksızın feshedildiği işe iade kararına rağmen ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 ay içinde işe başlatılmadığı bu nedenle davacının kıdem, ihbar tazminatı ile, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından dava tarihinden önce ve sonra yapılan ödemelerin ne şekilde mahsup edileceği, kıdem ve ihbar tazminatı ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti yönünden faiz başlangıçlarının hangi tarih ya da tarihler olacağı, faiz türlerinin ne olacağı ile fazla çalışma ücretinin tespiti açısından bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
6098 Sayılı Borçlar Kanununun 102.maddesinde mahsup; “ Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanununda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanununun yukarıda belirtilen genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme nedeniyle mahsup işlemi Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemişse, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır. İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmesi gerekir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması halinde, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi Borçlar Kanununun 86 ncı maddesine göre yapılacaktır. İş Kanununda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununa göre ücret en geç ayda bir ödenir (m.32/5). İş hukuku mevzuatımızda Basın İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç, ücretin peşin ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.
1475 sayılı İş Kanununun 14 ve 4857 sayılı İş Kanunun 120 nci maddesi uyarınca, işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir.
Buna göre örneğin, 5.000 TL ihbar tazminatı, 7.500 TL kıdem tazminatı, 2.500 TL ücret, 2.000 TL fazla mesai ve 500 TL yıllık izin ücreti alacağı olmak üzere takibe konu yapılmamış toplam 17.500 TL alacağı olan bir işçiye işveren tarafından yapılacak 15.000 TL lik bir kısmi ödeme, öncelikle muaccel olan normal aylık ücret ve fazla mesai alacağına ilişkin borçlarına mahsup edilmelidir. Kalan miktar ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti borcuna mahsup edilecektir. Anılan borçların muacceliyet tarihleri aynı olduğundan, temerrüt tarihi önce gerçekleşmiş olan borca yani kıdem tazminatına mahsup edilecektir. Kalan 3.000 TL lik ödemenin, ihbar ve izin ücreti borcuna mahsubu anılan borçların muacceliyet ve temerrüt tarihlerinin aynı olması nedeni ile miktarları ile orantılı olarak yapılacaktır. Kalan toplam borç 5.500 TL olup, ihbar tazminatının bu miktara oranı 5.000/5.500 = 10/11, izin ücretinin oranı 500/5.500 = 1/11 olmakla, 3.000 X 10/11 = 2.727 TL ihbar tazminatına, 3.000 X 1/11 = 273 TL izin alacağına mahsup edilecektir. Böylece işverenin 2.273 TL ihbar tazminatı, 227 TL izin ücreti olmak üzere toplam 2.500 TL borcu kalmış olacaktır.
İşe iade başvurusunda boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödenmesi talep edilmiş ise, başvuru ile birlikte işveren de temerrüde düşürülmüş sayılmalıdır. Sözü edilen ücret ve diğer hakların ödenmemesi durumunda başvuru tarihinden itibaren faiz hakkı doğar.
İşe başlama isteğini içeren başvuruda, boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların açıkça talep edilmemiş olması halinde ise, dava ve varsa ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmelidir.
İşe iade davası ile tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır. Ancak işe başlatmama tazminatı niteliği itibarıyla tazminat olduğundan uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır.
İşçinin işe başlatılmaması fesih niteliğinde olmakla, işverence gerçekleşen bu feshe bağlı olarak ihbar tazminatı ile süre yönünden şartları mevcutsa kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödenmelidir. Hesaplamalar işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihindeki ücret ve kıdem tazminatı tavanı gözetilerek yapılmalıdır. İşçiye geçersiz sayılan fesih sırasında kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti ödenmişse, dört aylık boşta geçen süre ilavesiyle son ücrete göre yeniden hesaplama yapılmalı ve daha önce ödenenler mahsup edilerek sonuca gidilmelidir.
Kıdem tazminatı için faiz başlangıcı, işçinin işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesih tarihi olmalıdır. Geçersiz sayılan fesih tarihinden faiz yürütülmesi doğru olmaz.
İhbar tazminatı ve izin ücreti bakımından ise, işe başlatmama yoluyla gerçekleşen fesihten sonra işverenin temerrüde düşürülmüş olması halinde bu temerrüt tarihi, aksi halde dava ve varsa ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmelidir.
Somut olayda, davalı tarafından davacının … Bankasındaki hesabına dava tarihinden önce toplam 7.743,96 TL, dava tarihinden sonra ise toplam 4.814,99 TL ödeme yapıldığı, banka ödemelerinin herhangi bir açıklama içermediği gibi tarafların da bu konuda açıklayıcı beyanlarının bulunmadığı, bilirkişi tarafından dava tarihinden önce ödenen toplam miktarın işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti toplamından, dava tarihinden sonra yapılan ödemenin ise kıdem ve ihbar tazminatı toplamından mahsubunun yapıldığı, mahkemece de bu alacakların birlikte hüküm altına alındığı buna göre, dava tarihinden önce ve sonra yapılan toplam ödeme miktarlarının tamamının yukarıda belirtilen mahsup usulü izlenerek sırasıyla alacaklardan mahsubunun gerektiği,
Ayrıca, mahkemece, kıdem ve ihbar tazminatı yönünden ayrı, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti yönünden ayrı ortak hüküm kurulması neticesinde, bu alacaklara işletilecek faiz türleri ve faiz başlangıçlarının hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde mahsubun usulüne uygun olarak yapılmasından sonra her bir alacak açısından ayrı hüküm kurulması ve her bir alacağa kendi tabi olduğu faiz hükümlerinin uygulanmasıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
3-Davalı tarafın, -davacının kooperatife ait alışveriş merkezinden yaptığı alışverişler sonrası borcu mahsup edilerek kalan miktarların banka hesabına aktarıldığı- savunması karşısında; mahkemece, davacının genel tatil, hafta tatili ve fazla mesai alacakları ay ay hesaplandıktan sonra aynı dönemde yaptığı alışveriş miktarları ile bankaya yatırılan miktarlar ve tahakkukların karşılaştırılması yönünden dosyanın, alanında uzman muhasebeci bilirkişiye tevdii ile hesap raporu aldırılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hukukçu bilirkişinin raporuna itibarla sonuca gidilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.