Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/9556 E. , 2021/6984 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/9556
Karar No : 2021/6984
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …’nu temsilen … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Belediye Başkanlığında 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin üçüncü fıkrası ve 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli kameraman olarak görev yapan davacının, sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin 26/12/2016 tarihli Başkanlık olurunun iptali ve bu işlem sebebiyle uğradığı tüm maddi kayıplarının, sosyal denge tazminatı ödemesi de dahil olmak üzere işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini, bu sürelere ilişkin tüm özlük, emeklilik, sosyal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; 22/05/2017 tarihli ara kararına idarece gönderilen cevap eki belgeler incelenerek, davacı sendika üyesi dahil bir kısım personele getirilen mesai takip sistemi muafiyetinin görülen lüzum üzerine kaldırıldığı, ilgilinin mesai saatlerine tam olarak uymadığına dair üç farklı tarihte tutanak tutulduğu, mesai takip muafiyeti kalktıktan sonra da işe giriş – çıkış saatlerine mesai arkadaşlarına nazaran tam olarak riayet etmediği; ancak, bu konuda hakkında bir disiplin soruşturması açılmadığı, disiplin cezası verilmediği, bu durumun İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğüne sözleşmesinin yenilenmesi sürecinde gözönüne alınması amacıyla bilgi olarak bildirildiği, ayrıca bir akademisyenin dahil olduğu etkinlik sonrasında anılan şahıs tarafından idareye gönderilen 20/12/2016 tarihli e-postada bundan sonra davacı sendika üyesiyle benzeri etkinliklerde birlikte çalışmak istemediğini bildirdiği; yine, aynı karara verilen cevaba göre, davalı idare kameraman kadrosunda hizmete ihtiyaç duyulmadığından, bugüne kadar benzer nitelikte bir istihdam sağlanmadığının beyan edildiği, davalı idarenin kameraman kadrosunda hizmete ihtiyaç duymadığına dair beyanı, davacı hakkında mesai konusunda tutulan tutanaklar, çalıştığı birim tarafından iş başarımı hakkında hazırlanan olumsuz yazılar ve ilgili belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının iş sözleşmesinin yenilenmemesi hususunda yetkili makamda oluşan kanaatin somut unsurlara dayalı olduğu kanaatine varıldığından, davacı hakında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mesaiye devam etmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, sözleşmesinin yenilenmemesine dayanak gösterilen ‘işinin ehli olmadığı’ gerekçesinin de inandırıcı olmadığı, aylarca işe gelmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, bu konuda açılmış bir soruşturma dahi bulunmadığı, iddiaların işleme gerekçe yaratma çabasından öteye gitmediği, davacının görevini yerine getirdiği dönemde sözlü ikaz şeklinde dahi görevi ile ilgili tek bir disiplin cezası almadığı, hakkında bir disiplin soruşturması – kovuşturması dahi yürütülmediği, sicili bakımından da herhangi bir olumsuzluğu olmadığı, idarenin bu kadar kısa süre içerisinde görevini yerine getiren ve hizmetine ihtiyaç duyulan bir personeli bir anda nasıl ihtiyaç fazlası olarak göstermesinin hukuki izahının olmadığı, temyiz isteminin kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
20/06/2014 tarihinden itibaren davalı idarede sözleşmeli personel olarak değişik birimlerde görev alan ve son olarak Kültür ve Sosyal İşleri Müdürlüğünde kameraman kadrosunda çalışmakta olan davacının, “davacının sözleşme döneminde, aylarla ifade edilecek sayıda gün işe gelmediği, bir çok gün de yarım gün ya da birkaç saat işe geldiği, aslen ihtiyaç halinde ve kurum dışı görevler olduğu zaman kullanılması gereken, hukuki olmayan kuruma giriş – çıkışlarda kart basmama muafiyetinin kötüye kullanıldığının fark edilerek kaldırılmasından sonra da, hemen hemen hiçbir gün işe vaktinde gelmediği, … Söyleşileri ve … Popüler Kültür Konuşmaları etkinlik programları için şehir dışından gelen misafirlerin koordinasyonuyla ilgili verilen görevleri aksattığı, kameraman kadrosunda sözleşmeli personel olarak çalışmasına rağmen kameramanlık konusunda ehil olmadığı…” gerekçesiyle sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin 26/12/2016 tarihli davalı idare işleminin iptali ile işlem sebebiyle uğradığı tüm maddi kayıplarının sosyal denge tazminatı ödemesi de dahil olmak üzere işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini, bu sürelere ilişkin tüm özlük, emeklilik, sosyal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında, “…Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, planlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plancısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir…” kuralına yer verilmiş, aynı maddenin 5. fıkrasında da, 3. ve 4. fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1. maddesinde; bu Kanun’un, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı, sözleşmeli ve geçici personel hakkında ise, bu Kanunda belirtilen özel hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş; 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hükme bağlandıktan sonra, (B) bendinde, sözleşmeli personelin; kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri olduğu, sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptalinin, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Devlet Personel Başkanlığının görüşü ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirleneceği kurala bağlanmıştır.
16/06/1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 28/06/1978 tarih ve 16330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar”ın 1. maddesinde, bu Esaslar’ın, 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu idare, kurum ve kuruluşlarında mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri hakkında uygulanacağı belirtilmiş, aynı Esaslar’ın “Sözleşmenin feshi” başlıklı Ek 6. maddesinde de, “Personelin;
a) İşe alınma açısından gerekli olan niteliklerden herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması,
b) İşe alınma açısından gerekli olan niteliklerden herhangi birini sonradan kaybetmesi,
c) Sözleşme dönemi içerisinde mazeretsiz ve kesintisiz üç gün veya toplam on gün süreyle görevine gelmemesi,
ç) …
d) Hizmetinin gerektirdiği pozisyona ihtiyaç kalmaması,
e) Bir proje kapsamında işe alınması durumunda istihdam edildiği projenin tamamının veya proje bölümlerinin sözleşmede öngörülen süreden önce tamamlanması,
f) (Ek: 20/2/2017-2017/9949) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olması, bu örgütlere yardım etmesi, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanması ya da kullandırması, bu örgütlerin propagandasını yapması,
hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi halinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca sözleşmesi tek taraflı feshedilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı ile davalı idare arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 14. maddesinin (a) bendinde ise, “Sözleşmeli personelin, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesine veya 06/06/1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre yürüteceği görev itibariyle sözleşmeli personel olabilme şartlarından herhangi birini taşımadığını sonradan anlaşılması veya bu şartlardan birini sonradan kaybetmesi halinde sözleşmesi feshedilmiş sayılır.” kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği, asli ve sürekli görevlerde çalıştırılan ve memur statüsünde bulunmadığı gibi işçi niteliği de taşımayan kamu görevlileri ile idare arasında yapılan ve idari sözleşme olduğu kuşkusuz bulunan çalışma (hizmet) sözleşmelerinde, bu sözleşmelerin yenilenmesi ve feshi dahil mevzuatımızla idareye geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak idareye takdir yetkisinin tanındığı tüm durumlarda olduğu gibi hizmet sözleşmelerinin feshinde, sözleşmelerin yenilenmemesinde de sözü edilen yetkinin kullanılması keyfi ve mutlak olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır. İdarenin takdir hakkından doğan yetkisini kullanarak işlem tesis etmesi halinde bu işlemin iptali istemiyle açılan davalarda yargısal denetimin kamu yararının gözetilip gözetilmediği, hizmet gerekleriyle sınırlı kalınıp kalınmadığı konularında olacağı, belli nedenler gösterilerek işlem tesis edilmesi halinde ise, bu nedenlerin bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılacağı açıktır.
Davacı ile davalı idare arasında imzalanan Hizmet Sözleşmesi’nin 17. maddesinde, sözleşmenin 01/01/2016 tarihinden 31/12/2016 tarihine kadar geçerli olduğu düzenlenmiştir. Sözleşme süresi sonunda, sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğu gibi, haklı nedenlerin bulunması durumunda sözleşmeli personelin sözleşme süresi dolmadan sözleşmelerinin feshedilebilmesi mümkün ise de; asli ve sürekli nitelikte kamu hizmeti ifa eden sözleşmeli personelin içinde bulunduğu “kamu hukuku bağlantılı, esasları idare tarafından önceden düzenlenmiş, güvenceli durum” sebebiyle yenilememenin veya feshin haklı sebeplere dayanması gerekmektedir.
Dava dosyasında mevcut olan ve idarenin sözleşmenin yenilenmemesinin gerekçesi olarak sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının ifa ettiği görevin niteliği gereği 28/05/2015 tarihinden itibaren mesai takip sistemi muafiyeti getirildiği, görülen lüzum üzerine bu muafiyetin 23/11/2016 tarihinde kaldırıldığı, ilgilinin mesai saatlerine tam olarak uymadığına dair üç farklı tarihte tutanak tutulduğu, bu tutanakların ikisinin (16/11/2016 ve 23/11/2016) mesai muafiyeti olduğu tarih aralığında olduğunun anlaşıldığı; mesai takip muafiyeti kalktıktan sonra tutulmuş olan 20/12/2016 tarihli tutanakta yer verilen işe geç kaldığı tarihlerdeki işe başlangıç saatleri incelendiğinde davacının takriben 08.20,08.21, 08.25, 08.30, 08.35, 11.26 ve benzeri saatlerde işe giriş yaptığının görüldüğü, bu konuda davacı hakkında savunması alınmadığı ve bir disiplin soruşturmasıda açılmadığı; ayrıca, davacının idarece sunulan bilgi ve belgelerden koordinasyonundan sorumlu olduğu anlaşılan “Muratpaşa Popüler Kültür Konuşmaları” etkinlik programıyla ilgili görevinde, etkinlikte görevli bir akademisyen tarafından idareye gönderilen 20/12/2016 tarihli e-postada davacının görevinde yetersizliğinden bahisle bundan sonra davacıyla benzeri etkinliklerde birlikte çalışmak istemediğini bildirdiği; ancak bu konu ile ilgili olarak da, idarece davacı hakkında herhangi bir araştırma ve incelemenin de yapılmadığı görülmektedir.
Bakılan davada, davacının hizmetine ihtiyaç bulunmadığı hususu davalı idarece hukuken kabul edilebilir biçimde net olarak ortaya konulamadığı gibi, 06/06/2014 tarihinden itibaren davalı idarede çalışmakta olan davacının görevinde başarısız veya yetersiz olduğuna ilişkin idarece ortaya konulmuş somut bir tespit bulunmadığı gözönüne alındığında, davacının hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemin haklı bir nedene dayanmadığı gibi, sebep ve maksat unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü uyarınca, yukarıda hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının uğradığı tüm maddi kayıpların davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesi ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük, emeklilik ve sosyal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden de bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki Antalya 4. İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.