Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/766 E. , 2021/4675 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/766
Karar No : 2021/4675
DAVACI : …
DAVALI : … Kurulu / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, …Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin aynı Dairenin 27/03/2018 tarihli ve E:2016/55, K:2018/177 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarihli ve …sayılı kararıyla 667 sayılı KHK’nın 3/1. maddesi uyarınca (FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu değerlendirilerek) meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle yeniden disiplin cezası verilemeyeceği, meslekten çıkarma cezasını gerektirecek bir fiil veya davranışının olayda gerçekleşmediğini, iptali istenilen kararın sonuçlarının ağır olduğunu soruşturmaya konu fiillere benzer soruşturmalarda başka yargı mensuplarına yer değiştirme cezası verildiği, daha önce hakkında hiçbir disiplin soruşturması açılmadığı meslek hayatı boyunca teftiş hal kağıtlarının ve sicillerinin olumlu olduğu halde bir alt ceza verilmediği, hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddia edilerek dava konusu kararın iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :Yapılan soruşturma sonucunda davacının, isnat edilen eylemleri işlediğinin sabit olduğu ve davacının kusurlu ve uyumsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte davrandığı 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacıya meslekten çıkarma cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun birlikte değerlendirilmesinden, aralarında amir-memur ilişkisi bulunan evli olan davacı ile yine evli iki çocuklu olan katibi arasında 2015 yılı içinden birden çok cinsel birliktelik yaşandığı ve bu birlikteliğin anılan katibin eşi tarafından kayda alındığı anlaşılmış olup, disiplin soruşturmasına konu eyleminin niteliği ve ağırlığı göz önünde bulundurulduğunda, sadece davacının özel hayatına ilişkin olmadığı; mesleki ve etik değerleri zedelediği tartışmasızdır. Zira hakim ve savcıların her koşulda topluma karşı ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak, meslek onurunun ve vakarının korunması için kamunun inancını ve mesleğe güveni sağlayacak biçimde hukuk, hakkaniyete ve etik değerlere aykırı iş ve eylemlerden kaçınmakla yükümlü oldukları dikkate alındığında, davacının disiplin soruşturmasına konu eylemleri, “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” hükmü uyarınca verilen meslekten çıkarma kararının kaldırılması istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin ile yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’ÜÜN DÜŞÜNCESİ : Davacı Göktuğ Uğur tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve E:…, K:…sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 520 sayılı Yasanın 4. maddesiyle değişik 69.maddesinde, meslekten çıkarma, bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi olarak tanımlanmış, 3. fıkrasında, hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50. maddesindeki ceza ve tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilebileceği, son fıkrasında ise, disiplin cezasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfus ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası uygulanabileceği öngörülmüştür.
Öte yandan, 18.12.2010 tarih ve 27789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun hakkında meslekten çıkarma kararı verilmiş olanların durumu başlıklı Geçici 3. maddesinde, haklarında meslekten çıkarma cezası verilen hakim ve savcıların, bu cezanın kaldırılması için idari dava açmadan önce, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde Kurula başvurmaları gerekeceği, Genel Kurulun, usulüne uygun yapılan başvurular üzerine, dosya üzerinden yapacağı inceleme sonucunda, talep halinde, başvuranın bizzat veya vekili aracılığıyla yazılı ya da sözlü savunmasını da almak suretiyle, başvurunun kabulü veya reddi yolunda karar tesis edeceği, başvurunun kabulü halinde önceki kararın kaldırılmasına karar verebileceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında , kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileriyle mesleğin şeref ve nüfuzunu ve şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği hususlarında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen rapor içeriği bilgi, belge ve tanık ifadelerinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından değerlendirildiği ve netice olarak, davacının, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davranışlarda bulunduğu kanaatine varılmak suretiyle ilgili hakkında meslekten çıkarma cezası verildiği anlaşılmıştır. Davacı, dosya içeriğinde yer alan açıklamalarında, eyleminin, mesleğin şeref ve onurunu bozacak nitelikte olmadığını,yer değiştirme cezası verilmesi gerekirken çok ağır bir cezanın verildiğini ileri sürmektedir. Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Adalet mekanizmasının en büyük amaçlarından birisi hiç şüphe yok ki kamu vicdanının tatminidir. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir. Ceza yargılamasında hükme esas alınacak kanıtların kesin ve şüpheye mahal bırakmayacak kuvvette olması gerekir. Karineler, varsayımlar, kurgular gibi hususlar hüküm için yeterli doneler değildir. Ancak, disiplin cezalarında her türlü done değerlidir ve kanaat oluşumu için önem arz eder. Bu değerlendirmeden, yargıcın hukukilikten ve objektiflikten uzaklaşacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken fiil veya fiillerle ceza arasındaki dengenin iyi kurulması, cezanın makul ve ölçülü olması kriterinin esas alınmasıdır. Davacı, her ne kadar meslekten çıkarma cezasını gerektirecek bir fiil veya davranışının olayda gerçekleşmediğini, iptali istenilen kararın sonuçlarının ağır olduğunu ileri sürmekte ise de, dosya içeriği ve ekleri ile diğer bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının tutum ve davranışlarının, meslekten çıkarma cezasını gerektiren 2802 sayılı Yasanın 69. maddesinde öngörülen tarife, hem şekil hem öz itibarıyla uyması karşısında, bu madde esas alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve Yasaya aykırılık olmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın reddi gerektiği düşünülmüştü
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava; davacının …Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin aynı Dairenin 27/03/2018 tarihli ve E:2016/55, K:2018/177 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı” başlıklı 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ile meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” hükmüne, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında da, “Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten Çıkarma Cezası” başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.” son fıkrasında “Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Dava Konusu İşlemin İncelenmesi:
Uyuşmazlıkta; …Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan N.A.’nın eşi O.A.’nın Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmek üzere …Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 29/09/2015 tarihli şikayet dilekçesinde; eşi N.A. ile amir-memur ilişkisi bulunan davacı arasında cinsel ilişki yaşandığını ve bu durumun sesli görüntülü kayda alındığını belirterek şikayetçi olması üzerine davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturmasında, soruşturmayı yürüten Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, N.A. ile davacının rızaen cinsel ilişki yaşadıkları, tekrar yaşamak için anlaştıkları, konuşma içeriklerinden daha önce de görüştükleri kanaatine varıldığı şeklinde bilirkişi raporu düzenlendiği belirtilerek davacı ile N.A. arasında birden fazla cinsel ilişki yaşayacak şekilde yakın ve samimi ilişki kurulduğu sonucuna ulaşıldığı, davacının aralarında amir-memur ilişkisi bulunan kendi çalışanı ile davet üzerine eşiyle arasındaki sorunları çözmek amacıyla ikametine giden ve gece eşinin dışarıya çıkmasını fırsat bilerek N.A. ile ayrıntısı 12/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere cinsel birliktelik yaşayan ve aralarında çözümü yapılan konuşmalarda dikkate alındığında eylem ve davranışların Hakimler ve Savcılar Kurulunun …gün ve …sayılı kararıyla benimsenen savcılar için etik ve davranış biçimlerine ilişkin Budapeşte İlkelerinin özel davranış bölümünün (a) bendine uygun olmayacağı gibi aynı zamanda söz konusu eylem ve davranışların 2802 sayılı Kanun’un 68/a fıkrasında belirtilen disiplin suçunu oluşturacağının anlaşıldığı ifade edilerek davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 68/a maddesi uyarınca yer değiştirme cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği ancak Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesince davacının savunması alınmasından sonra; davacının sübuta eren eylemi, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü” gerekçesi ile …tarihli, E:…, K:…sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararının yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun incelenmesi sonucunda Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarihli ve E:…, K:…Y.İ. sayılı kararıyla davacının öne sürdüğü iddialar yerinde bulunmayarak başvurunun reddedildiği ve …tarihli ve E:…, K:…sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla da davacının itirazının reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği, öte yandan davacının isnat edilen eylemleri müşteki O.A.’nın ikametgahında gerçekleştirdiği ve konut dokunulmazlığını ihlal ettiği suçlamasıyla … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:…sayısına kayden açılan kamu davasında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller” ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiş ise de, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 68. ve 69. maddesinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel – özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçlamaktadır.
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Uyuşmazlıkta davacı tarafından, meslekten çıkarma cezasını gerektirecek bir fiil veya davranışının olayda gerçekleşmediği, iptali istenilen kararın sonuçlarının ağır olduğu, soruşturmaya konu fiillere benzer soruşturmalarda başka yargı mensuplarına yer değiştirme cezası verildiği, daha önce hakkında hiçbir disiplin soruşturması açılmadığı meslek hayatı boyunca teftiş hal kağıtlarının ve sicillerinin olumlu olduğu halde bir alt ceza verilmediği, tüm bu nedenle hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, dava dosyasının ve davalı idarenin dosyaya sunduğu CD içeriğinde yer alan disiplin soruşturma raporu ve soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının taraflar arasında ihtilafsız olan eylemlerinin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında; isnat edilen eylemlerin sadece kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelikte olmadığı, aynı zamanda kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte ve ağırlıkta olduğu, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu, zira hakim ve savcıların her koşulda topluma karşı ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak, meslek onurunun ve vakarının korunması için kamunun inancını ve mesleğe güveni sağlayacak biçimde hukuka, hakkaniyete ve etik değerlere aykırı iş ve eylemlerden kaçınmakla yükümlü oldukları sonucuna varıldığından; davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarihli ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin aynı Dairenin 27/03/2018 tarihli ve E:2016/55, K:2018/177 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan; davacı meslekten çıkarma cezası verilmeden 667 sayılı KHK’nın 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılmış olması nedeniyle kendisine disiplin cezası verilemeyeceği iddia edilmiş ise de, disiplin hukuku görev başında işlenen disiplin suçunun her durumda cezalandırılması gerektireceğini öngörmekte olup, aksine düşünce, ilgililerin görev başında iken işledikleri disiplin suçları nedeniyle sonradan başka kuruma atanmaları, istifa etmeleri, emekli olmaları veya başka bir nedenle görevlerine son verilmesi gibi durumlarda cezasız kalması sonucunu doğuracağı gibi emekliye ayrılan veya istifa eden ya da bir nedenle görevlerine son verilen kişilerin yargı kararı uyarınca yeniden atama yoluyla tekrar göreve dönme ihtimalleri her zaman mevcut olduğundan ilgililerin disiplin suçu teşkil eden işlem ve eylemlerinin cezalandırılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunun kabulü ile davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin aynı Dairenin 27/03/2018 tarihli ve E:2016/55, K:2018/177 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararın iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle dava açılış sırasında yatırılan …TL posta giderinin mahsubu ile davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle/oyçokluğuyla karar verildi.