Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/5619 E. , 2021/4673 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5619
Karar No : 2021/4673
DAVACI : …’ya vesayeten …
DAVALI : … Kurulu /…
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin …tarihli …sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası verilen davacı tarafından, hakkında açılan başka bir disiplin soruşturması sonucunda, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 74. maddesinin ikinci fıkrası gereğince karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevden uzaklaştırılmasına dair Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesince verilen …tarihli ve …sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin …tarihli ve …sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarihli ve …sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan yargılandığı yerel ağır ceza mahkemesince adil, etkili ve maddi gerçeği ortaya çıkaracak soruşturma ve kovuşturma yapılmadığı, asılsız iddialarla mağduriyet yaşadığı, hakkında meslekten çıkarma kararı verilmeden önce 18/02/2019 tarihli istifa talebi ile ilgili olarak herhangi bir işlem tesis edilmediği, dolayısıyla dava konusu meslekten çıkarma kararının yokluk ile malul olduğu, Ankara dışında cezaevinde olması nedeniyle yüz yüze savunma yapma talebinin davalı idarece Ankara’ya geçici olarak getirtilerek kullandırılması gerekirken SEGBİS üzerinden savunma yapılmasına izin verildiği, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığı, dava konusu meslekten çıkarma cezasının mükerrer olduğu, verilmiş bir ihraç kararı varken yeniden ihraç kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilerek dava konusu işlemin iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Hâkimler ve Savcılar Kurulunun “meslekten çıkarma cezasına” ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı yolu kapalı olduğundan, davacının “görevden uzaklaştırılmasına” ilişkin kararın iptaline ilişkin talebinin incelenmesine olanak bulunmadığı, diğer taraftan, davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu, bu nedenle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Hakim olarak görev yapan davacının, hakkında yapılan soruşturma sonucunda, uyuşturucu madde ticaretine karıştığı ve uyuşturucu madde kullandığının anlaşıldığı, eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılması yönünde verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, nitekim, davacı hakkında uyuşturucu ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında … Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının suçu sabit görülerek 11 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın da kesinleştiği anlaşılmış olup, yine dava konusu …tarihli ve E:…, K:…sayılı karar içeriğinde bulunan cezanın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasına ilişkin kısmın iptali istemi yönünden ise, Anayasanın 159. maddesi gereğince, Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağından, görevden uzaklaştırma işleminin iptali istemine ilişkin istemin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacının Bilecik hakimi olarak görev yapmakta iken 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …esas, …sayılı kararı ile yine anılan Kanun’un 74. maddesi uyarınca aynı Kurulun karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ilişkin kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. maddesinde, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” kuralı yer almıştır. “Hakimler ve Savcılar Kurulu” başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, “Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.” hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” hükmü bulunmaktadır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde; “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, yargı mensubu olan davacı hakkında yapılan soruşturma sonucu, ilgilinin uyuşturucu madde ticaretine karışarak hakim ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemde bulunduğu, bu yönüyle hâkim ve savcılık mesleğinin vasıflarını kaybettiğinden bahisle eylemlerine uyan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla meslekten çıkarma cezası verildiği, bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin de aynı Dairenin 06/02/2019 tarih ve E:2017/103, K:2019/68 sayılı kararıyla reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedildiği, yine Kanun’un 74. maddesi uyarınca aynı Kurulun karar kesinleşinceye kadar müvekkilinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşıldığından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla cezalandırılması yönünde verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Nitekim, davacı hakkında uyuşturucu ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davacının suçu sabit görülerek 11 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın da kesinleştiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından, dava konusu …tarihli ve E:…, K:…sayılı karar içeriğinde bulunan cezanın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasına ilişkin kısmın da iptali istenilmiş ise de, ilgili hakkında tesis edilen meslekten çıkarma işlemi dava konusu Genel Kurul kararı ile kesinleştiğinden Anayasanın 159. maddesi gereğince, Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağından, görevden uzaklaştırma işleminin iptali istemine ilişkin davacı isteminin ise incelenmeksizin reddi gerekmektedir.
Diğer taraftan, davacı tarafından istifa dilekçesini 18/02/2019 tarihinde gönderdiği halde dikkate alınmadığını ileri sürülmekte ise de, ilgilinin sözkonusu istifa dilekçesinin verilmesinden yaklaşık 2 yıl önceki Hakim ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarihli ve E:…, K:…sayılı kararıyla zaten meslekten çıkarıldığı görüldüğünden bu iddiasına ve diğer iddialarına itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …günlü ve …sayılı kararının reddine, görevden uzaklaştırma işleminin iptali istemine ilişkin davacı isteminin ise incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Hakim olarak görev yapmakta iken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarihli ve K:…sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı tarafından, hakkında açılan başka bir disiplin soruşturması sonucunda; uyuşturucu madde kullandığı ve uyuşturucu madde ticaretine karışarak hakim ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemde bulunduğu, bu yönüyle hâkim ve savcılık mesleğinin vasıflarını kaybettiğinden bahisle, Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesi’nin …tarihli ve …sayılı kararıyla davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69.maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına aynı Kanun’un 74. maddesinin ikinci fıkrası gereğince karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan yeniden incelenme talebinin aynı Dairenin 06.02.2019 tarihli 2019/68 sayılı kararıyla reddedildiği ve …tarihli ve …sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla da davacının itirazının reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkında uyuşturucu madde ticaret yapma veya sağlama suçundan açılan kamu davasında …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davacının suçu sabit görülerek 11 yıl 8 ay 4 gün hapis cezası ile 5.000-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin …tarihli ve E: …, K: …sayılı kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay …. Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K: …sayılı kararı ile temyiz istemlerinin esastan reddi ile mahkumiyet kararının onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
Anayasa’nın “Hakimlik ve savcılık teminatı” başlıklı 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar ile meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” kuralına “Hakimler ve Savcılar Kurulu” başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, “Kurul, adli ve idari yargı hakim ve savcılarını mesleğe kabul etme , atama ve nakletme , geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.” hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” kuralına yer verilmiştir.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun 33. maddesinde, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği kurala bağlanmıştır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde, “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” kuralına, aynı Kanunun “Uygulama” başlıklı 74. maddesinin birinci fıkrasında, “disiplin cezaları kesinleştiği tarihte hüküm ifade eder ve Adalet Bakanlığı tarafından derhal uygulanacağı ikinci fıkrasında da, meslekten çıkarma cezası verilenler hakkında, cezanın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanacağı kuralına yer verilmiştir.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta; dava dosyasında yer alan alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun birlikte incelenmesinde, …Cumhuriyet Başsavcılığının …Soruşturma sayılı dosyasına istinaden Diyarbakır Uyuşturucu Madde ile Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen soruşturmada; R. K. ve H. Ç. isimli şüphelilerin uyuşturucu madde organizasyonu içerisinde oldukları, Diyarbakır ilinden temin edecekleri esrar maddelerini Erzurum İli Hınıs İlçesinde hakim olarak görev yapan davacıyla birlikte Batı illerine sevk edeceklerine yönelik tespitlere ulaşıldığı, bu tespitler üzerine Uyuşturucu Madde ile Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince …plakalı aracın Diyarbakır İli, Urfa yolu üzerinde durdurulduğu, aracın sürücü koltuğunda davacının ön yolcu koltuğunda ise R. K.’un olduğu, araçta yapılan aramada aracın bagaj kısmında ve arka koltuğunda ele geçirilen esrar maddelerinin toplam daralı ağırlığının 90 kilo 260 gram olduğu, araçta yapılan detaylı aramalarda, davacıya ait siyah renkli el çantasında alüminyum folyoya sarılı bulunan kristal maddelerin uyuşturucu test kiti ile yapılan kontrolünde metamfetamin uyarısı verdiğinin anlaşılması üzerine daralı ağırlığı 2,5 gram gelen kristal toz maddenin bulunduğu ve el konulduğu, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün …tarih …sayılı uzmanlık raporuna göre ele geçirilen maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakebesi Hakkındaki Kanun Hükümlerine tabi olduğu, davacının yapılan idrar testinde HTC değerlerinin pozitif çıktığı, kollukta alınan beyanında ve müfettişe yaptığı savunmasında, bu maddeyi değişik saiklerle kullandığını kabul ettiği ayrıca yapılan üst aramasında 14.100,00.-TL para bulunduğu ve bu paranın uyuşturucu madde sevkiyatı bedeli karşılığında alındığının tespit edilmesi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin …tarihli ve …sayılı kararıyla; “davacının uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği, bu tespitin madde kullanımından sonra zaman geçmeden idrar tetkiki ile yapıldığı, diğer yandan CMK 135 kapsamında uyuşturucu madde ticareti yaptıkları yönünde iletişimin tespiti yapılan kişilere yönelik suç üstü sırasında, davacının kendisine ait olmayan ve uyuşturucunun taşındığı …aracın sürücülüğünü yapmakta iken, Şanlıurfa yolu otogarı civarında durdurulması üzerine, Hâkim-Savcı kimliğini göstererek aramayı engellemek istediği, Cumhuriyet savcısının yazılı emri ve huzurunda yapılan aramada uyuşturucu nakledildiğinin tespit edildiği ve bu maddelerin kriminal raporlar ile uyuşturucu olduğunun doğrulandığı, davacının kendi adına cep telefonu hattı bulunmasına rağmen M. B. adına kayıtlı …nolu telefon aracılığı ile diğer suça karışan R. ile irtibat kurduğu, kendisine ait olmayan bu telefona kontör yüklemesi için R’ a mesaj attığı, hususlarındaki tespitler, savunmanın aksi yönündeki tanık beyanları, raporlar, mahkeme kararı ve tüm dosya kapsamından, davacının uyuşturucu madde ticaretine karışarak hakim ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemde bulunduğu, bu yönüyle hâkim ve savcılık mesleğinin vasıflarını kaybettiği” gerekçesiyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası gereği meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve karar kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, söz konusu kararının yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun aynı Dairenin 06.02.2019 tarihli ve 2019/68 sayılı kararıyla reddedildiği ve dava konusu …tarihli ve …sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla da davacının itirazının reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama suçundan hakkında mahkumiyet kararı verilen ve uyuşturucu madde kullandığı tespit edilen davacının eyleminin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu, mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davacı hakkında 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan; Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin …tarihli ve …sayılı kararının, davacının meslekten çıkarılmasına dair kararın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırılmasına ilişkin kısmının iptali istemi yönünden ise, Anayasanın 159. maddesi ve 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca, Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağı hüküm altına alındığından, davacının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin kararın iptali isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Davacı tarafından, dava konusu meslekten çıkarma cezasının mükerrer olduğu, verilmiş bir ihraç kararı varken yeniden ihraç kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve hakkında meslekten çıkarma kararı verilmeden önce 18/02/2019 tarihinde verdiği istifa talebi ile ilgili olarak işlem tesis edilmesi gerektiği dolayısıyla dava konusu meslekten çıkarma kararının yokluk ile malul olduğu iddia edilmiş ise de, davacıya verilen meslekten çıkarma cezalarının aynı eylemlerden değil, görev esnasında gerçekleştirdiği farklı eylemlerinden kaynaklandığı ayrıca davacının istifa dilekçesini verdiği tarihten yaklaşık iki yıl önce meslekten çıkarılmasına karar verildiği anlaşıldığından davacının yukarıda yazılı iddialarına itibar edilmemiştir.
Yine davacı tarafından, Ankara dışında cezaevinde olması nedeniyle yüz yüze savunma yapma talebinin davalı idarece gereğinin yerine getirilmesi gerekirken, SEGBİS üzerinden savunma yapmasına karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığı iddia edilmiş ise de, Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan davacının 18.02.2019 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile SEGBİS sistemi ile sözlü savunma yapmayacağını bildirdiği anlaşıldığından, davacının savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki iddiası da yerinde görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarihli ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme isteminin reddine ilişkin anılan Dairenin 06.02.2019 tarihli ve 2019/68 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddi yolundaki …tarihli ve …sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin …tarihli ve …sayılı kararının, davacının meslekten çıkarma kararının kesinleşinceye kadar görevden uzaklaştırılmasına ilişkin kısmı yönünden DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.