Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/4049 E. , 2021/6475 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/4049
Karar No : 2021/6475
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
(… Genel Komutanlığı)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 25/01/2018 tarih ve E:2014/2025, K:2018/151 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … İl Jandarma Komutanlığında Jandarma Astsb. Üçvş. olarak görev yapmakta iken 10/06/2007 tarihinde Yalova ili … ilçesinde kasten adam öldürmek suçundan aranan bir şahsın yakalanması sırasında Jandarma Üstğm. … tarafından açılan ateş sonucu kazaen yaralanması neticesinde vazife malulü olduğu, maluliyetinin sürekli olması nedeniyle çalışma gücü kaybına uğradığı, yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 30.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacının amiri konumundaki idarenin bir memuru tarafından yaralanmış olduğu, davacıyı yaralayan Jandarma Üstğm. …’in yargılandığı davada hapis cezası alarak cezasının ertelendiği dikkate alındığında, idare ajanının fiilinin idarenin kusurlu sorumluluğuna neden olduğu, davacıya görevin emniyet ve asayişin teminine yönelik olmasından dolayı 2330 sayılı Kanun uyarınca Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu’nun … ve … tarihli kararları ile 10.902,80 TL ve 2.725,00 TL nakdi tazminatın ödendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile de davacının vazife malulü sayılarak hakkında 2330 sayılı Kanunun uygulanmasına karar verildiği, ancak davacının olaydan sonra 19/07/2010 tarihine kadar …’da çeşitli birimlerde görevine devam ettiği ve bu tarihten sonra da … iline J.Mly.Üçvş. olarak atandığı ve halen bu görevine devam ettiği, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının maaşının emsali pozisyondaki personelle paralellik arz ettiği, dolayısıyla söz konusu yaralanma olayı nedeniyle davacının herhangi bir maaş kaybına uğramadığı gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin reddine, davacının görevini icra ederken beraber görev yaptığı amiri tarafından kazaen yaralanmasından ötürü olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek üzere takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 17/05/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacının temyiz istemi üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısımının onanmasına, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarelerinin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, üçüncü kişinin kusurlu eylemi neticesinde gerçekleşen olayda zararla idari faaliyet arasında illiyet bağının kesildiği ve idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin karar düzeltme isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu maddi tazminat, daimi maluliyeti olan davacının iş gücü kaybı (efor) tazminatına ilişkin olarak açılmıştır. Davacının, dava konusu olay tarihinden emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönem için görev yerinde ve elde ettiği gelirde herhangi bir değişiklik olmasa da emsali kamu görevlilerine nazaran fazladan güç sarf edeceğinin kabulü ile maluliyet oranın görev aylığına uygulanması suretiyle aktif dönem iş gücü kaybı zararının belirlenmesi, emekliye ayrılacağı tarihten muhtemel ömür sonuna kadar olan dönem için de maluliyet oranın asgari ücretin net tutarına uygulanması suretiyle pasif dönem iş gücü kaybı zararının belirlenmesi gerekmekte olup, davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesinin maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesi’nin 25/01/2018 tarih ve E:2014/2025, K:2018/151 sayılı kararının maddi tazminatın bozulmasına ilişkin kısmı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava, … İl Jandarma Komutanlığı’nda Jandarma Astsb. Üçvş. olarak görev yapmakta iken 10/06/2007 tarihinde Yalova ili … ilçesinde kasten adam öldürmek suçundan aranan bir şahsın yakalanması sırasında Jandarma Üstğm. … tarafından açılan ateş sonucu kazaen yaralanan ve vazife malulü olan davacı tarafından, maluliyetinin sürekli olmasından dolayı çalışma gücü kaybına uğradığı, yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 30.000,00 TL maddi ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. İdarenin belirtilen bu sorumluluğu hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur.
İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.
İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu; hizmetin işleyiş ve ifası sırasında gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların -hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla- idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olmamasına bağlı olarak gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi “güç (efor) kaybı tazminatı” olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İşgücü kaybına uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve mevcut işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bakılan davada, dava konusu olay neticesinde %31,16 daimi maluliyeti bulunan davacının, günlük yaşamını daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, %31,16 oranında maluliyeti bulunan davacının aktif dönemdeki (olay tarihinden emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının, net asgari ücrete yukarıda belirtilen maluliyet oranı uygulanarak hesaplanmak suretiyle güç (efor) tazminatının bulunması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, işgücü kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (net asgari ücret tutarına % 31,16 maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.
Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Nitekim, sağlık kurulu raporuna göre %20 oranında çalışma gücü kaybına uğrayan bir kişinin güç (efor) tazminatı ödenmesi istemiyle açtığı davanın, olaydan sonra kişinin aynı yerde, aynı görev unvanıyla çalışmaya devam ettiği, maaş ve özlük haklarında herhangi bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince reddi yolunda verilen karardan sonra yapılan bireysel başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, … tarih ve Başvuru No: … sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi tarafından ulaşılan sonucun başvurucunun fiziksel bütünlüğünü korumak bakımından etkisiz kaldığı, başvuranın Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20/12/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.