YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25146
KARAR NO : 2016/5438
KARAR TARİHİ : 12.04.2016
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı işverene ait işyerinde çalışmaya başladığı 09.10.2008 tarihinde trafik-iş kazası geçiren sigortalının yaşamını yitirdiği, sonrasında hak sahiplerine bağlanan ölüm gelirleri nedeniyle uğranılan zararın rücuan alınması için 5510 sayılı Kanunun 21/1 ve 23. maddelerine dayalı işbu davanın açıldığı anlaşılmakta olup, Mahkemece yapılan yargılamada, kazanın oluşumunda davalı işverenin % 20, dava dışı sürücünün % 80 oranında kusurlu olduğu, sigortalının ise kusursuz olduğu yönünde düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak, davalı işverinin 23. madde uyarınca sorumlu olduğu da gözetilerek hakkaniyet indirimi sonucu, davalının % 60 oranına isabet eden tutarla sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun “süresinde bildirilmeyen sigortalılıktan doğan sorumluluk” başlığını taşıyan 23. maddesinde, sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi durumunda, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca saptandığı tarihten önce gerçekleşen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödeneklerinin Kurumca ödeneceği, belirtilen bu hallerde, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri miktarının, 21. maddenin 1. fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu tür rücu davalarında 5510 sayılı Kanunun 21/1. maddesi ile birlikte 23. maddesinin de uygulanması gerektiğinde, maddedeki “21. maddenin 1. fıkrasında
yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın” ibarelerinden yola çıkılıp gelir ve giderlerin tümü üzerinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 43 ve 44. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51-52.) maddeleri gereğince sigortalının kusurunun yarısından az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak işverenin sorumlu tutulacağı tutarlar belirlenmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, 01.09.2008 tarihinde çalışmaya başlayan sigortalının bildiriminin en geç 31.08.2008 günü gerçekleştirilmesi gerektiğinden 23. maddenin uygulama koşullarının varlığı belirgin olmakla şu durumda somut olayın özelliğine göre, iş kazasının oluşumunda sigortalı kusuru bulunmaması nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılamayacağı ve 23. maddeye dayalı sorumluluğun, kusura dayalı olan 21. madde sorumluluğundan daha ağır bir sorumluluğu gerektirdiğinin gözetilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, dosyada bulunan ilk peşin değere ilişkin cetveller arasındaki çelişki giderilmeksizin ve hakkaniyet indirimi yapılamayacağı, ayrıca hak sahibi eşe bağlanan gelirin (sosyal yardım zammı dahil) ilk peşin değeri olan 19.224 TL olduğu gözetilmeksizin, gelirde kanun ve katsayılardan kaynaklanan artışlar da dahil edilmek suretiyle, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.