YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/40957
KARAR NO : 2015/25441
KARAR TARİHİ : 16.12.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraflarca süresi içinde temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü;
1- Davacı temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı Yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK’nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2015 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 2.080,00 TL’sını geçmesi gerekir.
Somut olayda davacı reddedilen ihbar tazminatı yönünden kararı temyiz etmiş olup, temyize konu edilen miktar 1.390,48 TL olmakla karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davacının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2-Davalı temyizi yönünden; Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3-Davacı, davalı işyerinde çalışırken iş akdini davalı tarafından haksız ve geçersiz nedenle feshedildiğini iddia ederek ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti ve bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının … Üniversitesi Hastanesi ikmal inşaat işinin yapımı için istihdam edildiğini, davacı ile yapılan sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi niteliğinde olduğunu, kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle asıl işveren ile yaptıkları sözleşmenin son bulmasından dolayı davacı ile aralarındaki iş akdinin kendiliğinden son bulduğunu ve başka bir alacağının da bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davacının fazla mesai ücreti tanık beyanlarına göre hesaplanmıştır. Davalı davacı tanıklarının husumetli olduğunu ve başka dosyalarda vermiş oldukları beyanlar ile mahkemede vermiş oldukları beyanlar arasında çelişki bulunduğunu, bu nedenle tanık beyanlarının hesaplamalarda dikkate alınamayacağını iddia etmiştir. Gerçektende davacının ve bazı işçilerin iş akitlerinin davalı tarafından feshedilmesi üzerine Şanlıurfa İş Mahkemelerinde bir çok dava açıldığı, bu dosyalarda dinlenilen davacı tanıklarının genelde aynı kişiler olduğu, davalı işyerinde çalıştıkları, davalıya karşı açmış oldukları davalarının bulunduğu ve bu tanıkların çalışma saatlerine ilişkin gerek aynı mahkemede farklı dosyalarda vermiş oldukları beyanlar gerekse başka mahkemelerde vermiş oldukları beyanların çelişkili oldukları, iş başlangıç ve bitiş saati hakkında farklı dosyalarda farklı beyanlar verdikleri, Dairemizce incelenen dosya içeriklerinden ve davalı vekili tarafından tanık beyanlarına karşı verilen dilekçelerden anlaşılmaktadır. O halde yapılacak iş, … Üniversitesi’ne müzekkere yazılarak davacının çalıştığı şantiyedeki çalışma saatleri sorulmalı ve davacı tanıkları tekrar dinlenerek yaz ve kış çalışma saatlerine ilişkin davalı vekilinin tanık beyanlarına karşı vermiş olduğu dilekçede belirtilen çelişkiler giderilmeli, tüm bu deliller birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre davacının fazla mesai ücreti hesaplanmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin çelişkili tanık beyanlarına dayalı olarak fazla mesai ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle kararın BOZULMASINA, davacının temyiz dilekçesinin reddine, peşin alınan temyiz harcının taraflara iadesine, 16.12.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.