Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2015/4696 E. 2016/3429 K. 14.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4696
KARAR NO : 2016/3429
KARAR TARİHİ : 14.06.2016

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, ifa edilmediğinden feshedilen sözleşme nedeniyle ödenen bedelin tahsili ve işin başkasına yaptırılması sonucu fazla ödenen bedel nedeniyle uğranılan menfi zarar istemine istemine ilişkin olup, mahkemenin davanın kabulüne dair kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ayrıca usulüne uygun tebliğ yapılmak suretiyle karar verilmiş olduğunun tebliğ belgeleri kapsamından anlaşılmış olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı taraflar arasında havuz kaplama ve onarımına ilişkin eser sözleşmesi olduğunu, işin süresi içinde ifa edilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini belirterek bu sözleşme nedeniyle ödenen 2.000 USD ile işin başkasına yaptırılması nedeniyle sözleşmedeki kararlaştırılandan fazla ödeme yapılmakla uğranılan zarar 1.310 USD olmak üzere toplam 3.310 USD karşılığı 6.009,31 TL alacağın reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı usulüne uygun olduğu anlaşılan tebliğe rağmen davaya cevap vermemiş ancak temyiz dilekçesinde davanın husumetten reddi gerekirken kabulün doğru olmadığını savunmuş, mahkemece bilirkişi raporu alınmış ve davanın ispatlandığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava sözleşme tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı mülgâ BK 355. ve devamı maddelerinde düzenlenen ve konusu havuz kaplama ve onarımı işi olan eser sözleşmesine dayalı olarak açılmış alacak davasıdır.
Dosyada alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmeyle ilgili davalının fiyat teklifi verdiği tarihte dolar kurunun 1,84 TL iken, işin başkasına yaptırıldığı tarihte ise kurun 2,176 olduğu bu durumda 4.000 USD’lik işin Haziran ayında yapım bedelinin 4.730,40 USD olacağı aynı tarihte işin 5.310 USD’ye yaptırılmasının bu imalâtın dolara ve euroya endeksli olması nedeniyle serbest piyasa rayiçlerine uygun olduğu belirtilmiş ve mahkemece de bu rapora uygun olarak karar verilmiştir.
Davada sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle; iş başkasına daha yüksek fiyatla yaptırılmak zorunda kalındığından bu zararın tahsili de talep edilmiştir. 1086 sayılı HUMK’nın 76. maddesi hükmünce hakim re’sen Türk Kanunları gereğince hüküm vereceği, ve … tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi hükmüne göre de hakim Türk Hukukunu re’sen uygulayacağından maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki vasıflandırma hakime aittir. Bu hükümler gereğince davacının talebinin sözleşmenin yüklenicinin kusuruyla feshi ve işin yeniden başka bir yükleniciye yaptırılmış olması sebebiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 108/II. maddesi kapsamındaki menfi zarar olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmeyi haklı olarak fesheden iş sahibi menfi zararının ödetilmesini yükleniciden isteyebilir. Menfi zarar sözleşmenin kurulması ve işin görülmesi için yapılması gereken fiili giderler ile sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Kaçırılan fırsat nedeniyle menfi zarar da, fesihten itibaren makul sürede sözleşme konusu işlerin bedel dışında aynı şartlarda yapılacak sözleşme sonucu ödenecek bedel ile davalı yüklenici ile sözleşme yapılmamış olsaydı en yakın hangi fiyatla yapılabileceği bedel arasındaki farktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; hükme esas alınan bilirkişi raporu belirtilen esaslara uygun olmadığı gibi gerekçesi itibarıyla da mantığa aykırı ve bilimsellikten uzaktır. Çünkü yabancı paranın kur karşılığının TL olarak artmış olması ve artış oranı nedeniyle yabancı para miktarının artması söz konusu olmayıp ancak yabancı paranın TL karşılığı artabilir iken bunun yabancı para miktarı için artış nedeni olarak gösterilmesi yanında yapıldığı tarihteki rayice uygunluğun gerekçesi olarak da belirtilmesi raporun hükme esas alınabilecek yeterlilik ve nitelikte tanzim edilmediğini de ortaya koymaktadır. Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir (281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK 282/1). Bu halde mahkemece davacının talep ettiği menfi zararla ilgili yeni bir bilirkişiden az yukarıda açıklanan kaçırılan fırsat esasına göre isteyebileceği menfi zarar konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp bu rapor da değerlendirilerek davanın sonlandırılması gerekirken bu esaslara uygun olmayan rapor esas alınarak karar verilmesi doğru olmadığından kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 14.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.