Danıştay Kararı 4. Daire 2020/2201 E. 2021/9459 K. 16.12.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/2201 E.  ,  2021/9459 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2201
Karar No : 2021/9459

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …İnşaat ve Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2017/Nisan ve Haziran dönemlerinde gerçekleştirdiği indirimli orana tabi satışları nedeniyle yüklenilen katma değer vergisi iade alacağına ilişkin mahsup talebinin kabul edilmemesi işleminin ve ihtirazi kayıt ile ödenen 136.239,28 TL anapara ve 5.000,32 TL gecikme zammının iptali ile 6.784.083,13 TL katma değer vergisi iade alacağının nakden veya mahsuben iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde teslim tarif edilirken nihai tüketimden bahsedilmemekle birlikte teslim için aranan tek koşulun tasarruf hakkının devredilip devredilmediği olduğu, bu haliyle satışların teslim sayılabilmesi için nihai tüketim amaçlı olarak yapılması gerektiği yönünde Kanun’da bir koşul öngörülmemiş olduğundan, davacı şirketin yüklenicisi olduğu Maslak 1453 projesi kapsamında davacı şirket tarafından inşa edilen ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 2. fıkrası kapsamında net kullanım alanı 150 m²’nin altında kalan 95 adet dairenin kendi adına fatura düzenlemek suretiyle kendisine satılmasının, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 2. maddesine göre teslim olarak değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla söz konusu satışların aynı Kanun’un 29. maddesinin 2. fıkrasına göre iadeye konu edilebileceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 3065 sayılı KDVK’nın 29. maddesi ile bu maddenin verdiği yetkiye istinaden çıkarılan KDV Genel Uygulama Tebliği’nde ve 60 No’lu Sirkülerde; bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenleneceği ve faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre belirlenen oranda katma değer vergisi hesaplanıp beyan edileceği açıklamalarına yer verildiği, dava konusu olayda, bağımsız bölümlerin teslimlerinin arsa sahibi konumunda bulunan …G.Y.O. A.Ş. tarafından yapıldığı, davacı şirketin ise alıcı konumunda bulunan olduğu ve bu haliyle davacı şirket tarafından yapılan bir teslim işleminin bulunmadığı, indirimli orana tabi satışlar nedeniyle katma değer vergisi iade alacağından faydalanılabilmesi için söz konusu konutların stok hesaplarından çıkarılarak teslimin 3. bir kişiye yapılmış olması gerektiği, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğundan hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 16/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı tarafından, 2017/ Nisan ve Haziran dönemlerinde indirimli orana tabi konut teslimlerinden kaynaklanan katma değer vergisi iade alacağına ilişkin mahsup talebinin kabul edilmemesi işleminin ve ihtirazi kayıt ile ödenen tutarların iptali ile katma değer vergisi iade alacağının nakden veya mahsuben iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden Bölge İdare Mahkemesi kararı davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu; 2. maddesinin 1. fıkrasında, bir mal üzerinde ki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya ve adına hareket edenlere devredilmesinin teslim olduğu, 2. fıkrasında, bir mal üzerinde ki tasarruf hakkının iki veya daha fazla kimse tarafından akit yapılmak suretiyle, malın bu arada el değiştirmeden doğrudan sonuncu kişiye devredilmesi halinde aradaki safhaların herbirinin ayrı bir teslim olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin ‘Stoklarda Yer Alan Mallar’ başlıklı B/3.1.3.2 bölümünde, “Stoklarda yer alan mallarla ilgili olarak yüklenilen vergilerin, gerçekleşen indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade hesabına dahil edilmesi mümkün değildir. Stoklarda yer alan mallar nedeniyle yüklenilen vergiler, ancak söz konusu malların satış işleminin gerçekleştirildiği vergilendirme dönemine ait iade hesabında dikkate alınabilir” açıklamasına yer verilmiştir.
Ayrıca, 08/08/2011 tarihli ve 60 nolu Katma Değer Vergisi sirkülerinin 1.8.2. bölümünde, Uygulamada “hasılat paylaşımı”, “gelir paylaşımı” vb. şekillerde düzenlenen sözleşmeler uyarınca yapılan işlerde, inşa edilen bağımsız birimler yerine bunların hasılatı paylaşılmakta olup, bu tür sözleşmeler gereğince yapılan işlerin de 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde düzenlenen “arsa karşılığı inşaat” olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu çerçevede; bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenleneceği, faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre % 1 veya % 18 oranında KDV hesaplanarak beyan edileceği açıklamasına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, gayrimenkul inşaat işi ile iştigal eden davacının yüklenicisi olduğu … Projesine ilişkin olarak …GYO A.Ş. ile aralarında 14/12/2010 tarihinde imzalanan “…İli …1. Etap Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi” sözleşmesinin olduğu, sözleşmeye istinaden davacıya ait hasılat paylaşım oranının %64,5 olduğu, proje kapsamında inşa edilen ve net kullanım alanı 150 m2 altında kalan dairelerden 95 adet dairenin davacı şirket tarafından kendi adına fatura düzenlenilmesi suretiyle kendisine satıldığı ve bu satış işleminin indirimli orana tabi satış olarak değerlendirildiği, sonrasında vergi dairesine anılan satışlardan kaynaklanan söz konusu indirimli orana tabi KDV iade alacağına ilişkin toplam 6.784.083,13 TL mahsup talebinde bulunulduğu, davalı idare tarafından ise, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın konuya ilişkin görüşlerinde, “satışı indirimli orana tabi işlem gibi görünmekle beraber aslında nihai teslim amacı taşımayan ve KDV Kanunu’nun 2. maddesine göre teslim olarak değerlendirilmeyen işlemlerin aynı Kanunun 29/2. maddesi kapsamında iadeye konu edilemeyeceği”nin belirtildiğinden, söz konusu konutlardan dolayı yüklenilen tutarın iade hesabına dahil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı şirketin indirimli orana tabi KDV iade alacağına ilişkin mahsup talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.
İndirimli orana tabi konut teslimlerinden kaynaklı yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin mahsubunun veya iadesinin sağlanmasında nihai tüketiciye satılan konutlar esas alınmaktadır. Bu çerçevede, şirketlerin faaliyetleri kapsamında satışını yapamadıkları veya üretim faaliyeti kapsamındaki işlemlere dâhil edemedikleri stokta kalan malların iade hesabına dâhil edilmesi mümkün olmadığından, inşaatı tamamlanan ancak 3. kişilere satılamayan ve bu nedenle elde kalan bağımsız bölümlerin, yapı müteahhidi şirket tarafından bizzat kendi tüzel kişiliğine satılması nihai bir satış olarak kabul edilmeyerek, satışa konu konutların işletmenin stoğundaymış gibi değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacının kendi kendine fatura düzenlediği konutların daha sonra başkalarına satılabileceği göz önünde bulundurulduğunda, yapılan satışlar nihai tüketim amaçlı olmadığından 3065 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre de teslim olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi konut satışlarına ait yüklenilen KDV’nin indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade hesabına dahil edilmemesi de gerekmektedir. Ancak şirket tarafından bu konutların daha sonraki bir tarihte satışa konu edilmesi halinde iade hakkından faydalanılabileceği tabiidir.
Açılanan nedenlerle, davalı idare tarafından gerçekleştirilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.