Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/854 E. 2021/3171 K. 16.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/854 E.  ,  2021/3171 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/854
Karar No : 2021/3171

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/57915, K:2020/4474 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/57915, K:2020/4474 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, özel yetkili mahkemede görev yaptığı dönemde hukuka aykırı dinleme kararı verdiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer yandan davacının, diğer mahkemelerden farklı soruşturma ve kovuşturma usulleri uygulandığından “özel yetkili mahkemeler” olarak adlandırılan ve devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya, devlet sırlarına karşı işlenen suçlara, terör suçları gibi daha kapsamlı ve ağır ithamlar içeren suçlara ilişkin yargılamaların yapıldığı, özel yetkili bir ağır ceza mahkemesine FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde üye olarak görevlendirilmesinin, yukarıda yer verilen tanık beyanları ve diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanına itibar edilmeyerek anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkındaki ihraç kararına esas alınan 667 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 23/07/2016 tarihi dikkate alındığında, HSYK Genel Kurulunun ihraç kararı aldığı 24/08/2016 tarihi itibarıyla kendiliğinden yürürlükten kalktığı, bu sebeple, yürürlük şartları bulunmayan, hukuki geçerliliği tartışma konusu olan KHK’ya dayalı olarak verilen meslekten çıkarma kararının hukuka aykırı olduğu, bir idari işlem türü olan meslekten çıkarma kararının, sebep ve yetki unsurları bakımından sakatlandığı gibi kanunilik ilkesinin de ihlal edildiği, Daire kararında yargılamada dinlenen bir kısım itirafçı sanıkların doğrulanıp doğrulanmadığı tespit edilemeyen ifadelerinin karara gerekçe yapıldığı, bu anlatılan olayların ve kişilerin kendisi ile bir ilgisinin olmadığı, kendisi ile illiyet bağı kurulamayan, ilişkisi olmayan vakaların karara esas alınmasının bir anlamı ve hukuki değerinin bulunmadığı, demokratik ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün her yurttaş için görev olduğu, ancak bu iddia ile yola çıkıldığında kendisinin bu yükümlülüğü ihlal ettiğinin somut kanıtlarının da hukuka uygun deliller gibi ortaya konulmasının gerektiği, kendisi hakkında ceza soruşturması kapsamında dinlenen tanıkların hepsinin itirafçı olduğu, itiraf karşılığında tahliye olma, ceza almama, meslekte kalma ve benzeri haklar tanınmak sureti ile beyanları alındığından bunun yasal olarak geçerli olmadığı, Dairenin süresinde verilmeyen ve sunulmayan ve delil özelliği taşımayan ceza yargılamasında da hukuka aykırı olarak elde edilip kullanılan ağırlıklı olarak itirafçı sanıkların yeminsiz ve kanıtsız ifadelerine dayanarak davanın reddine karar verdiği, bu kararın idare hukukunun temel ilkelerine ve geçmiş yargısal içtihatlara aykırı bir karar olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/10/2020 tarih ve E:2016/57915, K:2020/4474 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardımdan dolayı ertelenen ve davacıdan bu aşamada tahsili gereken yargılama giderinin davacı tarafından yatırıldığı görüldüğünden, artan … TL posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 16/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.