DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1771 E. , 2021/3105 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1771
Karar No : 2021/3105
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/10/2020 tarih ve E:2016/57108, K:2020/4818 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin … Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 2710//2020 tarih ve E:2016/57108, K:2020/4818 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, davacının ceza yargılaması sonucunda …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itirazın reddi üzerine 06/03/2018 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile davacının UYAP sistemi üzerinde yer alan aile nüfus kayıt örneği birlikte incelendiğinde, davacının kullandığı şifrede yer alan ”1306” rakam grubunun oğlunun doğduğu ay ve günü ifade ettiğinin anlaşıldığı, öte yandan, davacının yargılandığı …. Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, davacının 0531…..43 numaralı GSM hattı üzerinden 14/08/2014 tarihinden itibaren ByLock programını kullandığının tespit edildiği, davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu; sonuç olarak davacının adına açıkça yer verildiği görülen örgütsel faaliyet kapsamındaki ByLock yazışma içeriğinin de davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, hakimlik sınavına örgüt evinde hazırlandığına, Bylock kullandığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, örgüt tarafından düzenlenen etkinliklere katıldığına, unvanlı görev talep etmesi hususunda örgüt tarafından yönlendirildiğine, örgüte himmet verdiğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde daha önce bu yönde bir tecrübesi olmadığı halde yargıda unvanlı bir görev olan … Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görevlendirilmesinin yukarıda belirtilen delillerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu kanaatine varıldığı ve hizmet belgesinin incelenmesinden HSK 2014 yılı üye seçimi döneminde … (…) ilinde hakim olarak görev yaptığı anlaşılan davacının örgütün Balıkesir seçim sorumlusu olarak belirlenmesinin, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Gülen Hareketi ismiyle bilinen oluşumun bir suç örgütü olmadığının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/06/2008 tarih ve E:2008/982, K:2008/181 sayılı kararı ile saptandığı, temyize konu karar gerekçesinde ise suç oluşturmadığı karara bağlanmış olan olguların suçmuş gibi değerlendirilerek non bis in idem ilkesinin ihlal edildiği; örgüt kavramının ilk olarak 26/05/2016 tarihli Milli Güvenlik Kurulu toplantısında kullanıldığı ve bu tarihten sonra kendisi hakkında hiçbir veri bulunmadığı; henüz suç örgütü olduğu saptanmamış bir oluşumla bağlarını gösteren yasal faaliyetler nedeniyle bireylerin suçlanamayacağı; dava konusu işlemden sonra ortaya çıkan tanık beyanlarında suç işlediğine ilişkin bir iddiaya yer verilmediği; barışçıl dini sohbetlere katılmasının barışçıl toplanma özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; darbeden bir sene önce bu oluşumla organik bağını kestiği; hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dava konusu işlemden çok sonraki bir tarihe rastladığı; delillerin yasal yollara uygun şekilde elde edilmediği; sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığı; adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin korunması hakkının ihlal edildiği; davalı idarece dava konusu işlem tesisinde kişileştirme yapılmadığı, meslekten ihraç nedeninin gösterilmediği; FETÖ’nün mahkemeler tarafından silahlı terör örgütü olarak kabul edilmesinin hakkındaki meslekten ihraç kararından çok sonraki tarihlere rastladığı; tanık beyanları yerine maddi gerçeğin başka delillerle ortaya çıkarılması gerektiği; bu nedenlerle davanın reddi yolundaki Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 16/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.