Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/746 E. 2021/3116 K. 16.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/746 E.  ,  2021/3116 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/746
Karar No : 2021/3116

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : …’a velayeten … ve …
VEKİLİ : Av. ….
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/11/2020 tarih ve E:2019/10277, K:2020/5048 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretime Geçiş Yönergesi’nin 9. maddesinin 3. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/11/2020 tarih ve E:2019/10277, K:2020/5048 sayılı kararıyla;
Dairelerinin davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/03/2019 tarih ve E:2019/159, K:2019/1217 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak işin esası incelenmiş;
Anayasa’nın 42. maddesi, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 5, 6, 26, 27 ve 28. maddeleri ile 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 4, 20, 23 ve Geçici 9. maddesi hükümlerine yer verilerek,
Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği;
Kamu yararı kavramının, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturduğu, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşıdığı, bu kavramın genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade ettiği;
Yukarıda anılan mevzuat uyarınca; okulların bulundukları yere göre oluşturulan ortaöğretim kayıt alanı ile öğrencilerin ikamet adresleri, öğrencilerin ortaokullarda bulunuşlukları, tercih önceliği, okul başarı puanları, devam-devamsızlık ve yaş kriterleri göz önünde bulundurularak yapılan yerel yerleştirmeyle öğrencilerin ikamet adreslerine yakın okullara yerleştirilmelerinin hedeflendiği, söz konusu yeni yerleştirme sisteminde bütün öğrencilerin herhangi bir ortaöğretim kurumuna yerleştirilmesi amacıyla bütün öğrencilerin yerel yerleştirme kapsamında tercih yapmak zorunda olduğu, bu durumun 4+4+4 eğitim sistemi çerçevesinde alınması gereken bir tedbir niteliğinde olduğu; ortaöğretim kayıt alanının, kayıt alanı, komşu kayıt alanı ve diğer kayıt alanı olmak üzere üç kısıma ayrıldığı ve her kısmın kendisinden öncekine göre dezavantajlı konumda olduğu, bu uygulamanın da ikamet adresine en yakın okula yerleştirme politikasının bir sonucu olduğu, merkezi sınavla ve yerel yerleştirme kapsamında herhangi bir okula yerleşemeyen öğrencilerin 4 ayrı dönem olmak üzere yerleştirmeye esas nakil tercihleri alınmak suretiyle yerleştirileceği, bu sürecin sonunda da herhangi bir ortaöğretim kurumuna yerleşemeyen öğrencinin kontenjanlar ve talepler doğrultusunda bir kuruma yerleştirilmesinin komisyonca yapılacağının anlaşıldığı;
Bu kapsamda; kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisi uyarınca, ortaöğretime geçiş sürecine yönelik, yeni yerleştirme sisteminin oluşturulması ve sistemin uygulamasına yönelik olarak hazırlanan dava konusu Yönerge’nin 9. maddesinin, normlar hiyerarşisine uygun, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda düzenlendiği, düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu Yönerge’nin 03/03/2019 tarihli Makam Onayı ile yürürlükten kalktığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, bu husus gözetilerek hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin 11/11/2020 tarih ve E:2019/10277, K:2020/5048 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 16/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.