Danıştay Kararı 13. Daire 2018/3394 E. 2021/5179 K. 16.12.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2018/3394 E.  ,  2021/5179 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2018/3394
Karar No:2021/5179

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Turizm Akaryakıt Taşımacılık Otomotiv
İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı bayilik lisansı ile “… Mahalle,…Caddesi, No:… ” adresinde faaliyet gösteren davacı şirketin akaryakıt istasyonunda 28/11/2013 tarihinde yapılan denetimde, istasyonda vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun 5015 sayılı Kanun’un (Kanun) 4. maddesinin 4. fıkrasının (l) bendine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle aynı Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca davacıya 1.000.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacı şirket yetkilisi hakkında 5607 sayılı Kanun’a muhalefet nedeniyle yapılan ceza soruşturmasında Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verilmesinin, davacı şirketin Kanun uyarınca idarî yaptırım gerektiren bir eyleminin bulunmadığı anlamına gelmediği, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tahkik edilen fiilin, tank içerisinde elde edilen akaryakıtın menşeinin belli olup olmadığı, teknik düzenlemelere aykırı olup olmadığı ve ulusal marker içerip içermediğine ilişkin olduğu, vaziyet planı harici gizli düzenek bulunduğu (notebooka bağlı aparat ve tankta bulunan proba kelepçe takmak) sabit olan davranışın 5607 sayılı Kanun bakımından cezalandırılacak bir fiil olmadığı; akaryakıt istasyonunda kiracı olmanın ve akaryakıt istasyonunda bulunan tankın kiralanmadan önce de bulunuyor olması davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı;
Diğer taraftan, dava konusu işleme dayanak oluşturan Kanun hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varılarak Mahkemelerinin … tarih ve E:… sayılı kararıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldığı, Anayasa Mahkemesi’nin 01/11/2017 tarih ve E:2017/97, K:2017/148 sayılı kararında özetle, ”… kanun koyucunun petrol kaçakçılığıyla mücadele edilmesi amacıyla etkili bir denetim sisteminin kurulmasını hedeflediği, bu hedef doğrultusunda dağıtıcı lisans sahiplerine beyilerinde kaçak akaryakıt satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü getirdiği, bu yükümlülüğün ihlâl edilmesi hâlinde uygulanacak yaptırımı maktu idari para cezası olarak belirlediği, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiillerin karşılığında idari cezalar öngörmesinin kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu” gerekçesiyle itirazın reddedildiği, bu itibarla maktu şekilde belirlenen cezanın adalete ve ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı;
Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelerden, kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar düzenek veya ekipmanı bulundurmamak fiiline aykırı şekilde davacıya ait istasyonda 28/11/2013 tarihinde yapılan denetimde notebooka bağlı aparatla yazar kasanın sıfırlanarak otomasyon sistemine müdahale edildiği ve tankta bulunan proba kelepçe takıldığı anlaşıldığından, davacı şirkete maktu şekilde belirlenen 1.000.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı Kurumca ön araştırma ve soruşturma prosedürünün atlanarak sadece kendisine sunulan tutanak ve kolluk evrakı üzerinden, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri gözetilmeksizin cezalandırma yoluna gidildiği, bu nedenle savunma hakkının engellendiği, soruşturma aşamasının usulüne uygun şekilde yürütülmediği, idarî para cezalarının ön araştırma ve soruşturma aşamasının tamamlanmasından sonra hak düşürücü süre olan en geç üç ay içinde karara bağlanması gerektiği; davaya konu idarî para cezası miktarının fahiş olduğu; şirket yetkilisi hakkında kovuşturmaya yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, iş yerinde bulunan tank ve pompaların tamamının vaziyet planında yer aldığı, gizli düzenek niteliğinde olmadığı, şirketlerinin iş yerinde kiracı olduğu ve söz konusu tankın iş yeri kiralandığında da iş yerinde bulunduğu, tutanakların tek taraflı tutulduğu, huzurda okunmadığı ve şirket çalışanları tarafından okunmasına izin verilmediği, mevzuata aykırılığa karşı hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağının belirtilmediği, tutanakta şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı; idarî para cezasına konu eylemle hiçbir ilgilerinin bulunmadığı, şirketlerinin mağdur olduğu, tutanaktaki tespitlerin yoruma dayalı olduğu, Kurum adına denetim yapan görevlilerin alanında uzman kişiler olmadığı, basit kolluk görevlileri olduğu, söz konusu tespitlerin ancak alanında uzman bilirkişilerce yapılabilecek tespitler olduğu; şirketlerine isnat edilen olayla ilgili somut delil bulunmadığı, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince idarî para cezasının verilmemesi gerektiği, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 16/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.