Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/10588 E. , 2021/14029 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/10588
Karar No : 2021/14029
DAVACI : … Vakfı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU : Mülga Çevre ve Orman Bakanlığınca 01/04/2011 tarihinde onaylanan Van-Bitlis-Muş Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Van-Bitlis-Muş Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının plan uygulama hükümlerinin 7.31.2. sayılı maddesi ile taşkın alanlarında yapılaşma öngörüldüğü, bunun mevzuat, şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu, doğa ile uyumlu ve sürdürülebilir yaşam alanları yaratmak için doğal verilerin esas alınması, doğaya müdahalenin en azda tutulması, doğal eşiklerin ve taşıma kapasitelerinin sınırlarının belirlenmesinin esas alınmasının gerektiği, doğal sistemdeki kendine özgü döngüler hesaplanmaksızın teknolojik vb. gelişmelerin sadece kısa vadeli çözümlere yönelik kullanılmasının doğal felaketlere neden olacağı, dava konusu çevre düzeni planının diğer yönleriyle de şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Çevre düzeni planının 7.31.2 sayılı plân uygulama hükmü ile taşkın alanlarında yapılaşma öngörülmediği, tersine maddede gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemelerin yer aldığı, çevre düzeni planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun Dairemiz kararının kısmen bozulmasına ilişkin kararı uyarınca dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmüne ilişkin kısmı yönünden; davacı iddiaları ve bilirkişi raporundaki tespitler de dikkate alındığında; çevre düzeni planlarında sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının gözetilmesi, doğal, tarihi ve kültürel çevre değerlerinin korunması, ekolojik dengeyi bozucu plan kararlarının getirilmemesi, alt ölçekli planlara esas olacak koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin oluşturulması, çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenmesi esas olduğundan, buna aykırılık teşkil edecek şekilde akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşmanın öngörülmesine yola açacak nitelikte düzenleme getiren dava konusu çevre düzeni planının taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmünde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ: Çevre ve Orman Bakanlığınca 01/04/2011 tarihinde onaylanan Van-Bitlis-Muş Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu planın 6.11., 6.2.2., 7.2.1.2 ve 7.13.4 sayılı plan notları ile … ve ..sayılı paftalarda Erciş’in güneydoğusunda plananlanan kentsel gelişim alanına yönelik olarak iptali, dava konusu edilen diğer kısımlara yönelik olarak ise davanın reddi yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2017 tarih ve E:2011/7412, K:2017/10268 sayılı kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 11/03/2020 günlü, E:2018/3475, K:2020/661 sayılı kararıyla Çevre Düzeni Planının “Taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmüne ilişkin Plan Uygulama Hükümlerinin iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulduğu anlaşıldığından, bozma kararı uyarınca dava Çevre Düzeni Planının “Taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmüne ilişkin Plan Uygulama Hükümlerinin iptali istemi yönünden dosyanın esası incelendi:
Dava konusu Van-Bitlis-Muş Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 7.31.2. sayılı maddesinde; taşkın alanları: “Akarsu ve dere yatakları çevresinde, taşkın alanlarında taşkın önleme çalışmaları tamamlanıncaya kadar yapılaşmaya izin verilemez. 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planlarında taşkından korunmayı ve zararlarını azaltmayı amaçlayan kararlar ve yapılaşma koşulları geliştirilecektir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Danıştay Altıncı Dairesi tarafından yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, “Davacının üst ölçekli bir planın uygulama hükümlerine yönelik kaygıları doğru ve yerindedir. Davacının itiraz ettiği plan uygulama hükmünde daha üst ölçeklerden başlayarak akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşma başından kabul edilmiş gözükmektedir. Doğa ile uyumlu, sürdürülebilir bir çevrenin yaratılması, doğal eşiklerin dikkate alınması, çevre düzeni planlamasının amaç ve kapsamı gereğidir. Bu kapsamdaki üst ölçekli bir planın hedefi, öncelikle akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşmanın önlenmesi olmalıdır. Doğru planlama hükmü, risk sakınımı ve planlaması açısından yapılaşmış riskli alanlara yönelik müdahaleleri içermelidir” tespitlerine yer verilmiştir.
Dava konusu planın onaylandığı tarihte yürürlükte olan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 8. maddenin 1. fıkrasında “Çevre düzeni planı sınırları içinde kalan alanlarda;
b) Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının gözetilmesi,
d) Doğal, tarihi ve kültürel çevre değerlerinin korunması,
e) Ekolojik dengeyi bozucu plan kararlarının getirilmemesi,
f) Alt ölçekli planlara esas olacak koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin oluşturulması,
ğ) Çevre sorunlarına ne den olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenmesi esastır.” hükmüne yer verilmiştir.
Akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşmanın öngörülmesine yola açacak nitelikte karar alınması, çevre düzeni planlarının sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının gözetilmesi, doğal, tarihi ve kültürel çevre değerlerinin korunması, ekolojik dengeyi bozucu plan kararlarının getirilmemesi, alt ölçekli planlara esas olacak koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin oluşturulması ile çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenmesi esaslarına aykırılık teşkil ettiğinden, bu yönde düzenleme getiren dava konusu 7.31.2 sayılı plan hükmünde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Çevre Düzeni Planının “Taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmüne ilişkin Plan Uygulama Hükümlerinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Dairemizin 30/11/2017 tarih ve E:2011/7412, K:2017/10268 sayılı kararının dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmü yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması diğer kısımların onanması yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/03/2020 tarihli, E:2018/3475, K:2020/661 sayılı kararına uyularak bozma kararı ile sınırlı olarak işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Mülga Çevre ve Orman Bakanlığınca Van-Bitlis-Muş Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı 01/04/2011 tarihinde onaylanmıştır.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; “Çevre Düzeni planı: ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen planı ifade eder”;
Aynı Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, “Çevre düzeni planı açıklama raporu: Çevre düzeni planının vizyonunun, amacının, hedeflerinin, stratejilerinin, ilkelerinin ve politikalarının açıklandığı ve bunlar doğrultusunda belirlenen projeksiyon nüfusuna, sektörel yapıya, alan büyüklüklerine, plan kararlarına, plan uygulama araçlarına, kurumsal yapıya ve denetime ilişkin gerekçeli açıklamaların yapıldığı ve çevre düzeni planı ile bütün olan raporu ifade eder”;
Aynı fıkranın (d) bendinde; “Çevre düzeni planı araştırma raporu: Planlama alanına ilişkin geleceğe yönelik projeksiyonların yapılabilmesi, plan kararlarının, koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin ve plan hükümlerinin belirlenebilmesi için 7 nci madde kapsamında toplanan verilerin planlama çalışmasında kullanılacak biçimde analiz ve sentezinin yapıldığı, alana yönelik fırsatların, tehditlerin, güçlü yönler ve zayıflıkların belirlenerek ilgisine göre farklı disiplinlerden uzmanlarca hazırlanan raporu ifade eder.” tanımlarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyada bulunan bilirkişi raporunda, “Davacının üst ölçekli bir planın uygulama hükümlerine yönelik kaygıları doğru ve yerindedir. Davacının itiraz ettiği plan uygulama hükmünde daha üst ölçeklerden başlayarak akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşma başından kabul edilmiş gözükmektedir. Doğa ile uyumlu, sürdürülebilir bir çevrenin yaratılması, doğal eşiklerin dikkate alınması, çevre düzeni planlamasının amaç ve kapsamı gereğidir. Bu kapsamdaki üst ölçekli bir planın hedefi, öncelikle akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşmanın önlenmesi olmalıdır. Doğru planlama hükmü, risk sakınımı ve planlaması açısından yapılaşmış riskli alanlara yönelik müdahaleleri içermelidir” tespitlerine yer verilmiştir.
Dava konusu planın onaylandığı tarihte yürürlükte olan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 8. maddenin 1. fıkrasında “Çevre düzeni planı sınırları içinde kalan alanlarda;
b) Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının gözetilmesi,
d) Doğal, tarihi ve kültürel çevre değerlerinin korunması,
e) Ekolojik dengeyi bozucu plan kararlarının getirilmemesi,
f) Alt ölçekli planlara esas olacak koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin oluşturulması,
ğ) Çevre sorunlarına ne den olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenmesi esastır.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı iddiaları ve bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında; akarsu ve dere yatakları çevresinde yapılaşmanın öngörülmesine yola açacak nitelikte karar alınması, çevre düzeni planlarının sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının gözetilmesi, doğal, tarihi ve kültürel çevre değerlerinin korunması, ekolojik dengeyi bozucu plan kararlarının getirilmemesi, alt ölçekli planlara esas olacak koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin oluşturulması ile çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenmesi esaslarına aykırılık teşkil ettiğinden, bu yönde düzenleme getiren dava konusu Çevre Düzeni Planının taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmünde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının taşkın alanları ile ilgili 7.31.2 sayılı plan hükmünün İPTALİNE,
2. Sonuç itibariyle dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından ödemede ve tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere Dairemizin 30/11/2017 tarih ve E:2011/7412, K:2017/10268 sayılı kararında hükmedilen (kararda, keşif ve bilirkişi giderleri karara eksik yansıtılarak yargılama giderleri yanlış hesaplanmıştır) yargılama giderlerinin kaldırılmasına, davadaki haklılık oranına göre ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, …-TL davacı temyiz yargılama giderinin yarısı olan …-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, davalının temyiz yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, tahsilde ve ödemede tekerrüre sebebiyet vermemek üzere ilk kararda davacı lehine hükmedilen yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti de kaldırılarak …-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, daha önceki kararda davalı lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden ve verilen karar davalı lehine yeni bir hüküm doğurmadığından davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesine,
4. Keşif ve bilirkişi incelemesi giderinden artan …-TL ile posta gideri avanslarından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 16/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.