Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/3791 E. , 2021/14084 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/3791
Karar No : 2021/14084
TEMYİZ EDENLER:1- (DAVALI) … Bakanlığı-…
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL ) …Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …, Av. … , Av. …
DAVALI YANINDA
DİĞER MÜDAHİL : … (… Vakfı)
VEKİLİ : Av. …, Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Beykoz İlçesi, … Mahallesi, … pafta … ve … sayılı parseller ile … ada … parsele ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluru ile onaylanan ve 22/05/2017-20/06/2017 tarihleri arasında askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu planlarda, 1/100.000 ölçekli üst çevre düzeni planına aykırı fonksiyona yer verildiği oysa planlanan alanın büyüklüğü dikkate alındığında bu alanın üst planda gösterilebilecek boyutta ve nitelikte olduğu, 1/100.000 ölçekli üst çevre düzeni planında, planlanan bölgeyi de kapsayan İstanbul kuzey ormanlarının olduğu, bölgenin doğal yapısının korunması, bu alana yönelik yapılaşma baskısının önlenmesi amaç edinildiği halde bu amaca aykırı olarak bölgenin yapılaşmaya açıldığı, çevredeki orman alanının yapılaşma baskısı altında bırakıldığı, bölgenin kırsal karakterinin bozulmaya çalışıldığı, alanın konumu itibariyle ulaşım, erişebilirlik, merkeze yakınlık gibi hususlar yönünden üniversite alanı olarak belirlenmesinin şehircilik ilkelerine aykırı olduğu, ulaşım sistemi üzerinden kurgulama yapılmadan, gerekli analiz ve etüd yoluna gidilmeden plan yapıldığı, planlanan alanın bir kısmının 2. ve 3. derece sit alanında kaldığı, mevzuat uyarınca sit alanlarının bütünlüğü sağlanacak şekilde koruma amaçlı plan yapılması gerektiği halde parçacıl plan yapımına gidildiği, gerekli etüd-analiz çalışmalarının yapılmadığı, bölgenin ekolojik sistemine olumsuz etki yapacak şekilde alanın yapılaşmaya açıldığı anlaşıldığından dava konusu işlem de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı … Bakanlığı tarafından; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının şematik olması nedeniyle özel eğitim tesisi alanının üst ölçekli planda gösterilmesinin gerekmediği, imar planlarına ait ağaç rölöve planı ve raporu, toprak koruma projesi plan açıklama raporu ve ilgili kurum ve kuruluşlardan alınmış 17 adet kurum görüşü bulunduğu, dolayısıyla gerekli analiz ve sentez çalışmalarının yapıldığı, plan notlarında alanın ağaçlandırılacağına ve belirli tür ağaçların korunacağına ilişkin hükümler bulundurularak bölgenin doğal dokusunu koruyucu kararlar üretildiği, özel eğitim alanının sosyal donatı alanlarını arttırıcı nitelikte olduğu, kurum görüşleri doğrultusunda ulaşıma ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı, dava konusu imar planlarının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil … Üniversitesi Rektörlüğü tarafından; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının şematik olduğu, ayrıca çevre düzeni planı notlarında, planda gösterilmeyen üniversite alanlarının alt ölçekli planlarda gösterilebileceğinin hükme bağlandığı, bu sebeple özel eğitim tesisi alanının üst ölçekli plana aykırı olmadığı, özel eğitim tesisi alanının kente uzak olduğu için yer seçiminin uygun olmadığına ilişkin bilirkişi tespitinin soyut nitelikte olduğu, çevredeki üniversitelere ve köprülere en fazla yarım saat mesafede olduğu, İstanbul büyükşehir belediyesince hazırlanan 2013 tarihli beykoz ana arter paftasında dava konusu alanın cephe aldığı … Caddesi ana arter olarak gösterilmiş olup düzenli İETT seferleri yapıldığı, dolayısıyla planların uygulanması sonucu bölgede oluşacak ulaşım talebinin karşılanmasında fiziki bir engel bulunmadığı, ulaşım talebinin bir kısmının üniversite yönetimince düzenlenecek ring seferleriyle karşılanacağı, eğitim kurumu yapılmasında kamu yararı bulunduğu , dava konusu imar planlarının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının aynen onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Dosyasının incelenmesinden; İstanbul İli, Beykoz İlçesi, … Mahallesi, pafta … ve … sayılı parseller ile … pafta … ada … parsele ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluru ile onaylanan ve 22.05.2017-20.06.2017 tarihleri arasında askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanunu’nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle, 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış, 6. maddesinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış, 8. maddesinin 1. fıkrasında; planların tanımlaması yapılarak, planlar bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak kademelendirilmiş ve alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiş, 8. maddenin 1. Fıkrasına 02/08/2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesi ile eklenen f) alt bendinde; ”Kentsel asgari standartlar, Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda çevre düzeni planı ile belirlenebilir. Uygulamaya ilişkin kararlar, yörenin koşulları, parselin bulunduğu bölgenin genel özellikleri, yapının niteliği ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, çevreye etkisi dikkate alınarak ve ölçüleri verilerek Bakanlıkça belirlenen esaslara göre uygulama imar planı ile belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 14/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin ”Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, “Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder.” tanımına yer verilmiş, “Mekansal planlama kademeleri ve ilişkileri” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, mekansal planların kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekansal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları olarak hazırlanacağı, buna göre planlama kademelerinin, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; mekansal strateji planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planından oluştuğu kural altına alınmış, aynı maddenin 2. fıkrasında, mekansal planların, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanacağı, her planın, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planının 8.4.7.1 sayılı plan hükmünde “Üniversite Alanları: Yerleşke şeklinde planlanmış, araştırma yapılan ve bilgi üretilen yüksek öğretim alanlarıdır. Üniversite alanlarında, üniversite ve yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretim tesisleri, enstitüler, ARGE ve teknoloji geliştirme merkezleri, yükseköğretim faaliyetlerini destekleyici birimler (kütüphane, kongre merkezi, öğrenci yurdu, lojman, açık-yeşil alanlar gibi) yer alabilir.
Planın vizyon ve ilkeleri doğrultusunda; uluslararası rekabet üstünlüğü taşıyan veya taşıyabilecek sektörleri (kültür, turizm, finans, üst düzey hizmet, ileri teknoloji, ileri teknoloji, moda gibi) destekleyecek ve bilgi ekonomisine ve toplumuna geçişi sağlayacak düzenlemelerin yapılmasında öncü rol üstlenmeleri esastır.
Planda sembol veya alan olarak gösterilen ya da bu planda gösterilemeyen üniversiteler alt ölçekli planlarda değerlendirilecektir.” hükmüne yer verilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Hakkında Kanunun 3.maddesinde, tarım arazi sınıfları ” …. e)Mutlak tarım arazisi: Bitkisel üretimde; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu yöre ortalamasında ürün alınabilmesi için sınırlayıcı olmayan,topografik sınırlamaları yok veya çok az olan; ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan,hâlihazır tarımsal üretimde kullanılan veya bu amaçla kullanıma elverişli olan arazileri,9516 f) Özel ürün arazisi: Mutlak tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topografik sınırlamaları nedeniyle yöreye adapte olmuş bitki türlerinin tamamının tarımının yapılamadığı ancak özel bitkisel ürünlerin yetiştiriciliği ile su ürünleri yetiştiriciliğinin ve avcılığının yapılabildiği, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri, g) Dikili tarım arazisi: Mutlak ve özel ürün arazileri dışında kalan ve üzerinde yöre ekolojisine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formundaki bitkilerin tarımı yapılan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri,ğ) Marjinal tarım arazisi: Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topografik sınırlamalar nedeniyle üzerinde sadece geleneksel toprak işlemeli tarımın yapıldığı arazileri” olarak tanımlanamıştır.
Tarım ve Toprak Ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatının, Ek:1 Tarım Arazilerinin Sınıflamasında Kullanılacak Standartlar başlıklı düzenlemesinde tanımlandığı şekliyle “4. Marjinal Tarım Arazileri (TA):
Mutlak tarım arazileri, Özel Ürün Arazileri ve Dikili Tarım Arazileri dışında yerel önemi veya yerel ihtiyaçlar nedeniyle tarıma açılmış arazilerdir. Bu arazilerin toprak ve topoğrafık sınırlamaları fazla olup tarımsal üretim potansiyeli düşüktür. Arazi eğimi yağışın 640 mm’nin altında olduğu yerlerde % 12 den, 640 mm veya üzerinde olduğu yerlerde ise % 18 den fazla olup, toprak derinliği 50 cm den azdır. Yetiştirilen bitkilerden elde edilen verim genellikle yöre ortalamasının altındadır. Bu araziler klasik sulama metotları ile sulamaya uygun olmayıp kontrollü ileri sulama teknikleri kullanılarak sulu tarım yapılabilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri içerisinde tarımsal bütünlüğü olan lokal marjinal araziler, tarımsal bütünlüğün bozulmaması için yaygın olan önemli tarım arazisi olarak kabul edilir. Tarım dışı kullanım izinlerinde bu araziler için hazırlanan toprak koruma projesi ile tarımsal bütünlüğe olan olumsuz etki kaldırılıyorsa izin verilir yoksa verilmez.
Özellikleri itibariyle tarımsal bütünlüğü olmadığı için ekonomik olarak tarımsal üretim yapılamayan ve/veya tarım dışı kullanılan araziler içerisinde kalmış; 2 hektardan az mutlak tarım arazisi veya özel ürün arazisi, 0,5 hektardan az dikili tarım arazileri ve 0,3 hektardan az örtü altı tarım arazisi önemli tarım arazisi olarak kabul edilmez. Tarım dışı kullanım izinlerinde yerel önemi gözetilerek marjinal alan gibi değerlendirilebilir.
” düzenlemesine yer verildiği görülmüştür.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun “Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; “…Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma plânları onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderilir.
İlgili idareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu hususlar değerlendirilir ve kurul tarafından uygun görülen haliyle planlar ilgili idarelere onaylanmak üzere gönderilir. Planlar koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır. Bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar.” hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu alanın, 15/06/2009 tasdik tarihli 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında “ ekolojik tarım alanı ” lejantında bulunduğu, imar planları ile getirilen özel eğitim alanı işlevinin, çevre düzeni planıyla sağlanmaya çalışılan kentsel yerleşme sistemine ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, imar planı değişikliğinin, çevre düzeni planında revizyon gerektiren bir işlem olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Dairemizce bu tespitlere ilişkin yapılan değerlendirmede;
Yukarıda anlatılan mevzuat hükümlerine göre, alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, kararlarına uyumlu olması gerektiğine kuşku bulunmamaktadır.
Planların kademeli birlikteliği ilkesi çerçevesinde her alt ölçekli planlama kademesinin bir üst ölçeğin ana kararlarını korumakla birlikte üst ölçektekinden daha fazla bilgi ve ayrıntı içermesi gerekir. Bu nedenle, nazım imar planları çevre düzeni planlarının, uygulama imar planları da nazım imar planlarının, büyütülmüş kopyaları olmayıp soyuttan somuta inen plan kararlarının alındığı farklı özellikleri ve ayırıntıları içeren belgeler olduğu bilinmektedir.
Alt ölçekli planları denetleyen, yönlendiren ve esneklik çerçevesini çizen üst ölçekli planlar, kentin ana gelişme kararlarını ve arazi parçalarının kullanış biçimlerini ilke düzeyinde veren belgelerdir. Üst ölçekli plan niteliğinde olan çevre düzeni planında da bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirilmekte ve getirilen bu kararlar çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı bir çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak nitelikte olmaktadır. Bu yönüyle söz konusu plan, bu plana dayanılarak yapılacak ve arazi kullanımlarının fonksiyonel dağılımı ile genel yoğunluğunun belirlendiği 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve nazım imar planları esaslarına göre çizilen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunun belirlendiği 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile öngörülen arazi kullanım kararlarından farklılık arz etmektedir. Bu itibarla, leke plan olan ve alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği çevre düzeni planının nazım ve uygulama imar planları gibi değerlendirilmesi mümkün değildir.
1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planının 8.4.7.1 sayılı plan hükmünde çevre düzeni planında gösterilemeyen üniversitelerin alt ölçekli planlarda değerlendirileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile anılan plan hükmüne yönelik planlama ilke ve esasları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; leke plan niteliğinde bulunan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesi mümkün olmayacağından, bu planda gösterilemeyen kullanımların 1/5000 ölçekli nazım imar planında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, üniversite alanlarına ilişkin plan hükmünün de bu yönde olduğu görüldüğünden dava konusu parselin fonksiyonunun alt ölçekli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile özel eğitim alanı olarak belirlenmesinin hukuka ve üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda, İstanbul Çevre Düzeni Planında İstanbul’un; orman alanları, su havzaları ve tarım alanlarının oluşturduğu kırılgan coğrafyada, İstanbul’un varlığını sürdürebilmesi için kesinlikle korunması gerektiği, bu kapsamda, çevresel, ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirliğin plan kararlarının temelini oluşturduğu, doğal sistemlerin/yaşam destek sistemlerinin parça parça değil, bir bütün olarak ele alınması ve korunması, bu sistemlerden elde edilecek ve her türden canlı yaşamı için gerekli olan toplam fayda bakımından zorunlu olduğu, bu doğal sistemler üzerinde, mevzi olarak yapılacak her türlü parça parça müdahaleler, bu sistem üzerinde parça parça bozulmalara yol açacağı ve bunun da yakın gelecekte kentin hava kalitesinin bozulmasına, mikro-ikliminin değişmesine, termal konforunun düşmesine, biyo-çeşitliliğinin azalmasına, o bölgedeki habitatların yok olmasının önünü açacağına, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının azalmasına (geçirimli olan doğal alanların yapılaşmaya açılmasıyla geçimsiz alanlara dönüşmesi neticesinde) gibi bir dizi olumsuz ve geri dönülmesi mümkün olmayan sonuçlara neden olacağı, dava konusu imar planlarının koruma ilkeleri ve koruma hassasiyetlerini gözeterek hazırlanmadığı, koruma amaçlı imar planlarının bütüncül olarak hazırlanmasının gerektiği, bu planların parçacıl olarak hazırlanmaları durumunda sit alanın korunmasından da bahsedilemeyeceği, bu nedenle dava konusu imar planlarının koruma amaçlı imar planı anlayışına ve tekniğine aykırı olduğu, plan değişikliğinde kamu yararı bulunmadığı tespitlerinde bulunulmuştur.
Dairemizce bu tespitlere ilişkin yapılan değerlendirmede;
Orman Genel Müdürlüğü, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı kurum görüşü konulu işleminde, planlama alanında yer alan …ada … sayılı parselin 2/B vasfı ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu parsel ile ilgili tasarruf yetkisinin Milli Emlak Müdürlüğünde olduğu, … ve … sayılı parsellerin ise orman sayılamayan alanda kaldığından bu sahalarda planla yapılmasında ormancılık mevzuatı açısından sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir.
Yine, İstanbul Valiliği, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün, … tarih ve … sayılı, tarım dışı başvuru (… Üniversitesi) konulu görüşünde, … sayılı parseller ile … ada … sayılı parselin tarım dışı amaçlı kullanımı uygun görülen alanda yer aldığı, diğer parseller yönünden 27/09/2016 tarihinde etüt çalışması yapıldığı ve marjinal tarım arazisi olduğu yönünde tespit yapıldığı, plan değişiklik talebine ilişkin İl Toprak Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı toplantısında yapılan değerlendirmede, anılan parsellerin marjinal kuru tarım arazisi olması ve talebin eğitim amaçlı olması nedeniyle tarım dışı kullanılmasının Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 13. Maddesi uyarınca uygun görülmesine karar verilmiştir.
Ayrıca, Orman ve Su İşleri Bakanlığı , Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, 14. Bölge Müdürlüğünün, … tarih ve … sayılı tarım dışı amaçlı kullanım izni (… Paşa) konulu görüşünde, planlama alanında, DSİ’nin mevcut ve planlanan bir projesi bulunmadığı, İstanbul’a içme suyu temin edilen herhangi bir baraj veya göl havzasında kalmadığı, kuru veya akışkan dere geçmediği, yer altı suyu işletme sahalarının bulunmadığı tespitleri yapılmıştır.
Planlama alanı, İstanbul 3 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarih ve …sayılı kararı ile İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiş, aynı kurulun … tarih ve … sayılı karar eki 1/25.000 ölçekli sit derecelendirme paftalarında 2. ve 3. derece doğal sit alanında kalmaktadır.
İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararında, dava konusu alana yönelik 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı teklifinin tabiat varlıkları için uygun olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, marjinal tarım arazilerinin, yerel önemi veya yerel ihtiyaçlar nedeniyle tarıma açılmış, toprak ve topoğrafik sınırlamaları fazla, tarımsal üretim potansiyeli düşük, yetiştirilen bitkilerden elde edilen verimin genellikle yöre ortalamasının altında olan araziler olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, planlama alanında, DSİ’nin mevcut ve planlanan bir projesinin bulunmadığı, İstanbul’a içme suyu temin edilen herhangi bir baraj veya göl havzasında kalmadığı, kuru veya akışkan dere geçmediği, yer altı suyu işletme sahaları ile orman arazisi bulunmadığı ve İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun imar plan tekliflerine ilişkin tabiat varlıkları için uygun olduğu tespitine dair hususlarının birlikte değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin soyut, nesnel gerekçelere dayanmayan, genel geçer ifadeler olup planlama alanına yönelik analiz-sentez yapılarak tespit edilen hususlar olmadığı sonucuna ulaşıldığından anılan tespitlere itibar edilmemiştir.
Öte yandan, dava konusu alanının, toprak ve topoğrafik sınırlamaları fazla, tarımsal üretim potansiyeli düşük, yetiştirilen bitkilerden elde edilen verimin genellikle yöre ortalamasının altında marjinal kuru tarım arazisi olarak kalması yerine sosyal donatı alanı niteliğinde, kamuya hizmet eden özel eğitim tesis alanı olarak belirlenmesinin şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda, dava konusu imar planları hazırlanırken 11/08/2016 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Planlama Müdürlüğünün olumsuz görüşü ve 26/07/2016 tarihli AYEDAŞ’ın teknik altyapı alanlarına ilişkin talebinin dikkate alınmaması nedenleriyle planlama esaslarına aykırı hazırlandığı saptamaları yer almıştır.
Dairemizce bu tespitlere ilişkin yapılan değerlendirmede;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Planlama Müdürlüğünün 11/08/2016 tarihli görüşünde, doğal sit alanında bulunan parsellerin özel eğitim alanına alınması ile fonksiyon ve yapılaşma şartları açısından bölgeye ilave inşaat alanı getirilerek ulaşım sistemi üzerindeki yoğunluğun arttırılacağı, alanın çevresiyle birlikte ulaşım bağlantılarının da olduğu bölge planlarının bulunmaması nedeniyle ulaşım sistemine entegrasyonu ve etkileri açısından incelenmediğinden plan değişiklik teklifinin bölgesel ulaşım açısından uygun bulunmadığı belirtilmiştir.
Özel eğitim tesis alanının ulaşım sistemi içerisinde yoğunluğu arttıracağı kuşkusuzdur. Plan açıklama raporunun ulaşıma ilişkin kısmı incelendiğinde, planlama alanının … Caddesinden mahreç aldığı ve alana … Caddesi üzerinden iki farklı şekilde ulaşılabildiği tespitlerine yer verildiği, ancak özel eğitim tesis alanı kullanımının ulaşım sistemine etkisine ilişkin verilerin toplanarak, ulaşım sisteminin özel eğitim fonksiyonunun ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağı, ulaşım sisteminde değişiklik yapılması gerekip gerekmediği yönlerinden değerlendirilmediği, dolayısıyla dava konusu imar planlarında öngörülen özel eğitim alanına yönelik olarak, öğrenci, akademik ve idari personel sayıları, eğitim ve araştırma faaliyetleri sonucunda doğacak diğer ziyaretçi sayıları, trafik, mal ve yük akımları belirsiz olduğu anlaşıldığından eksik araştırma ve değerlendirmeye dayalı dava konusu imar planlarında bu yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yine, AYEDAŞ’ın … tarih ve … sayılı görüşünde, yeni yapılacak proje çalışmaları kapsamında mevcut tesislerin korunması ve yapılacak iş kapsamında proje alanı dahilinde ileriye dönük oluşabilecek yeni güç taleplerini karşılayabilmek amacıyla DM , TM yeri ve kablo geçiş güzergahı için teknik alan ayrılması gerekebileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
Plan açıklama raporunda AYEDAŞ’ın kurum görüşü üzerine teknik altyapı alanı ayrılması gerekip gerekmediğinin tartışılmadığı, buna yönelik inceleme yapılmadığı ve planlamada teknik alt yapı alanına yer verilmediği görüldüğünden eksik araştırma ve değerlendirmeye dayalı dava konusu imar planlarında bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/12/2021 tarihinde, kesin olarak, karar verildi.
KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.