Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/5995 E. , 2021/6899 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5995
Karar No : 2021/6899
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından 4/(a) emeklisi olan ve bu nedenle kendi sigortalılığı nedeniyle yaşlılık aylığı almakta olan davacı tarafından, 02/09/1938-29/06/1939 tarihleri arasında Hatay Devletinde milletvekilliği yapan ve 20/02/1972 tarihinde vefat eden babası …’den dolayı yetim aylığı bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı davalı idare işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; mülga 3977 sayılı Hatay Hükümetinden Devrolunan Mütekait ve Yetimlerin Aylıkları Hakkında Kanun’da; Osmanlı Hükümeti, Suriye ve Hatay Hükümetleri nezdinde memuriyet görevinde bulunanların hizmet müddetlerinin Türkiye Cumhuriyeti Emekli Kanunlarının kabul ettiği hizmetlerinin emekli, dul ve yetim aylıklarının hesabında sayılacağının belirtildiği, Hatay Devletinde milletvekilliği görevinde bulunanların yetimlerine aylık bağlanacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmediğinden, davacıya yetim aylığı bağlanma imkanı bulunmadığı, bu nedenle davacının, tarafına yetim aylığı bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 06/01/1941 tarihinde kabul edilen ve 15/01/1941 tarihinde neşir edilerek yürürlüğe giren, bilahare yürürlükten kaldırılan mülga 3977 sayılı Hatay Hükümetinden Devrolunan Mütekait ve Yetimlerin Aylıkları Hakkında Kanun’un tümünün incelenmeden karar veridiği, anılan Kanunda sadece (D) bendi olmayıp, 1. maddenin (A), (B) ve (C) bentlerinin de bulunduğu, anılan Kanun gereğince yetim aylığı alma hakkını haiz olduğundan, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından 4/(a) statüsünde emekli maaşı almaktadır.
Davacının babası …, 02/09/1938-29/06/1939 tarihleri arasında Hatay Devletinde milletvekilliği yaptıktan sonra 20/02/1972 tarihinde vefat etmiştir.
Davacı, babasının vefatı nedeniyle 05/11/2014 tarihinde yetim aylığı bağlanması talebinde bulunmuş, başvurusunun, Hatay Devletinde milletvekilliği görevinde bulunanların yetimlerine aylık bağlanacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmediğinden, yetim aylığı bağlanma imkanı bulunmadığı belirtilerek … tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
06/01/1941 tarihinde kabul edilen ve 15/01/1941 tarihinde neşir edilerek yürürlüğe giren, bilahare yürürlükten kaldırılan mülga 3977 sayılı Hatay Hükümetinden devrolunan mütekait ve yetimlerin aylıkları hakkında Kanunun Birinci maddesinin (D) bendinde, “3711 numaralı Kanunun meriyet mevkiine vaz’ında hiyar haklarını Suriye ve Lübnan lehine istimal etmeyerek Türk vatandaşlığına geçmiş olan Hataylıların sakıt Osmanlı Hükümeti ile Suriye, Lübnan ve Hatay Hükümetleri nezdinde geçen, Türkiye Cumhuriyeti Tekaüt kanunlarının kabul eylediği hizmet müddetleri tekaüt ve yetim maaşlarının hesabında kabul ve haklarında en son bulundukları memuriyet itibariyle mensup oldukları dairelerin tekaüt kanunları hükümleri tatbik olunur.” düzenlemesine,
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin 1. fıkrasında; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na göre aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5434 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil, 5434 sayılı Kanun’da kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı, 5. fıkrasında; bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı kuralına yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinin 1. fıkrasında, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre 5 ila 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemelerinin 5510 sayılı Kanunun 32., 34. ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilmesi, 14. fıkrasında ise, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ölen, ancak 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerine göre ölüm aylığının bağlanabilmesi için yeterli prim ödeme gün sayısı olmayan sigortalıların hak sahiplerinin, prim ödeme gün sayısı bakımından 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre ölüm aylığına hak kazanması halinde, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren, yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak aylıklarının, 5510 sayılı Kanunun 32. 34. ve 37. maddelerine göre ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanun’un 32. maddesinin 2. fıkrasında, “Ölüm aylığı a) En az 1800 gün malulluk yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malulluk, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş, … durumda iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde bağlanır …. ” hükmüne yer verilmiş, 34. maddesinin birinci fıkrasının b bendi ise; “Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (h) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,
2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların veya,
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25’i, … oranında aylık bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir.
5434 sayılı Kanun’un mülga Ek Geçici 19. maddesi ile, 11/07/1971 tarihinden önce yaş haddi, malüliyet veya ölümleri nedeniyle görevlerinden ayrılmış ve hizmetlerinin azlığı veyahut tevdiatçı olmamaları nedeniyle aylık bağlanmamış bulunupda, fiili hizmeti süresi 10 yılı geçenlerden hayatta olanların kendilerine, ölenlerin dul ve yetimlerine…… aylık bağlanır.” kuralına yer verilmiştir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun “Dul ve Yetim Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 66. maddesinin (b) fıkrasında; İştirakçilerden fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha fazla olanlardan ölenlerin, ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstehak dul ve yetimlerine dul ve yetim aylıklarının bağlanacağı, aynı Kanun’un 75. maddesinde ise, kendisinden aylık bağlanacak olanların ölümü tarihinde evli bulunmayan kız çocuklarına aylık bağlanacağı; evlenme dolayısıyla aylığı kesilmiş olanlardan sonradan boşanan veya dul kalanların da eski aylıklarının bağlanarak ödeneceği, ölüm tarihinde evli olmaları sebebiyle aylık bağlanmamış kız çocuklarından bilahare boşanan veya dul kalanlara da bu tarihleri takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacağı, bu takdirde evvelce 68. madde gereğince ölüm tarihinde müstahak dul ve yetimlere bağlanmış olan aylıklarda, bu kere aylık bağlanan çocuk da nazara alınmak suretiyle gerekirse düzeltme yapılacağı, düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na göre aylık bağlananların, gerekli şartları haiz oldukları müddetçe aylıklarının ödenmesine devam edileceği ve bunların aylıklarının kesilmesi hakkında da 5434 sayılı Kanun’da yer alan kuralların uygulanması gerekeceği açıktır.
5434 sayılı Kanun’un ilgili maddelerindeki düzenlemelerin, anılan Kanun kapsamında bulunan iştirakçilerin sosyal ve ekonomik haklarının kazanılmasına ve korunmasına yönelik düzenlemeler olduğu açık olup, kazanılmış bu hakların korunması ve devamlılığı, bu hakların kazanılması sırasında aranan hukuka uygunluk ve iyi niyet kriterinin, hakların devamlılığında da aranması şartına bağlıdır.
5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hizmet azlığı (10 yıldan az) ve buna bağlı olarak gerekli şartların taşınmaması nedeniyle aylık bağlanmamış olanlardan, vefat edenlerin dul ve yetimlerine aylık bağlanması hakkı, ilk defa Ekim 2008 ayı başından itibaren yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4 ncü maddesi ile mümkün olmuştur.
Uyuşmazlıkta, davacının babasının, 02/09/1938-29/06/1939 tarihleri arasında Hatay Devletinde milletvekilliği yaptığı, dolayısıyla 8 ay, 28 gün hizmeti olduğundan, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre dul ve yetimlerine aylık bağlanmasını gerektiren hizmet süresinin bulunmaması nedeniyle aylık bağlanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere ilk defa 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunla en az 5 yıl sigortalılık süresi bulunanların aynı Kanunun 34 üncü maddesindeki şartları taşımaları halinde dul ve yetimlerine aylık bağlanılması imkanı getirildiği, fakat Sosyal Sigortalar Kurumundan 4/(a) statüsünde emekli olmuş ve halen de emekli maaşı almakta olan ve bu nedenle kendi sigortalılığı nedeniyle yaşlılık aylığı alan davacının bu sefer de ilgili Kanun’un “kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklar..” şartını sağlayamadığı görülmüştür.
Babasının hizmetinin 10 yılın altında olması nedeniyle 5434 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ölüm aylığı alamayan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği; ancak babasının 8 ay, 28 gün hizmetinin bulunması ve davacının kendi sigortalılığı nedeniyle yaşlılık aylığı alması karşısında, anılan Kanun’un 34. maddesi uyarınca babasından dolayı ölüm aylığı almasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince verilen kararın gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de, karar, hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.