Danıştay Kararı 12. Daire 2018/5978 E. 2021/6914 K. 16.12.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/5978 E.  ,  2021/6914 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5978
Karar No : 2021/6914

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı almakta iken yurt dışında işsizlik yardımından yararlandığının anlaşılması nedeniyle yurda kesin dönüş şartını taşımadığı için 01/04/1995-22/11/2007 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıkları borç çıkarılan ve kendisinden tahsil edilen davacı tarafından, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’daki “kesin dönüş şartı” ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bahisle yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptal edilerek yaşlılık aylığı bağlanması ve kendisinden tahsil edilen tutarın faiziyle birlikte iadesi ile Emekli Sandığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu arasındaki yaşlılık aylığı farkının ödenmesi talebiyle 16/07/2013 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince, yurda kesin dönüş yapılmadan, ilgili sosyal güvenlik kuruluşundan aylık bağlanmasının mümkün olmadığı, davacının yurda kesin dönüş yapmadığı hususunda tartışma bulunmadığından 01/04/1995-22/11/2007 tarihleri arasındaki aylıkların borç çıkarılarak kendisinden tahsil edildiği dikkate alındığında, dava konusu işlemin söz konusu tutarın iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; yurt dışından dönüş yapanların borçlanmasının, prim ve kesenek ödenen sosyal güvenlik kuruluşuna yapılarak aylığın buna göre bağlanacağından, dava konusu işlemin Emekli Sandığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanan yaşlılık aylığı arasındaki farkın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin reddine ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanan ve 12 yıl boyunca ödenen yaşlılık aylığının iptal edilmesinin kazanılmış hakkı ihlal ettiği, 3201 sayılı Kanun’daki “yurda kesin dönüş şartı” ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, dosya bilirkişiye gönderilmeksizin karar verildiği, Emekli Sandığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından bağlanan yaşlılık aylığı arasındaki farkın tespitinin gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumu Isparta İl Müdürlüğüne verdiği … tarihli dilekçe ile en son 09/06/1970 tarihinde Emekli Sandığı’ndan ayrıldığını ve 26/02/1995 tarihinde yurda kesin döndüğünü beyan ederek, 3201 sayılı Kanun’a göre yurt dışında 01/01/1980-31/12/1994 tarihleri arasında geçen çalışma sürelerini borçlanma talebinde bulunmuştur.
Bunun üzerine, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından davacının borçlanma işlemi yapılarak, 01/04/1995 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında davacıya yaşlılık aylığı bağlanmış; ancak, davacının yurda kesin dönüş yaptığını bildirdiği tarihten sonra yurt dışından işsizlik yardımından yararlandığının tespiti üzerine, yaşlılık aylığı 23/11/2007 tarihinden itibaren iptal edilerek, 01/04/1995-22/11/2007 tarihleri arasında ödenen toplam 67.755,20-TL tutarındaki yaşlılık aylığı davacı adına borç çıkarılmış ve bu borç davacıdan tahsil edilmiştir.
Bununla birlikte, davacıya 01/03/2007 tarihinden itibaren 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında kısmi aylık bağlanmıştır.
Davacı, 16/07/2013 tarihinde yaptığı başvuru ile 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’daki “kesin dönüş şartı” ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ileri sürerek, yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptal edilerek yaşlılık aylığı bağlanması ve kendisinden tahsil edilen tutarın faiziyle birlikte iadesi ile Emekli Sandığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu arasındaki yaşlılık aylığı farkının ödenmesini talep etmiştir.
Davalı idare tarafından, anılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine, bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
1707/1964 tarih ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 134. maddesinde, “Bu kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür.” kuralı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, 5754 sayılı Kanunla değişik, 106. maddesinin birinci fıkrasıyla, 01/10/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 1. maddesinde, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir. …” kuralı yer almıştır.
Aynı Kanun’un “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 7. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” ve dördüncü fıkrasında, “Aylıkların hesabında 41 inci maddeye ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Kanuna göre yapılan borçlanmaların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sürelere ait kazançları, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerine göre değerlendirilir. Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bulunan sigortalılar için bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki dönemlere ait sürelerin bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra borçlanılması halinde de 41 inci madde ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Kanun hükümleri uygulanır…” kuralına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesinde, bu Kanun’da aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği; Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun’a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartlara haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı; ikinci fıkrasında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı; beşinci fıkrasında, bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı; onikinci fıkrasında, bu Kanunu’n yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanan alacakların takip ve tahsil işlemlerinin 5434 sayılı Kanunu’nun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerine göre Kurumca sonuçlandırılacağı; 108. maddesinde, bu Kanun’un, sayma yoluyla belirtilen maddeleri dışındaki diğer hükümlerinin 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 39. maddesinde Sandık iştirakçilerine emekli aylığı bağlanacak durumlar sayma yoluyla belirtilmiş; maddenin (d) fıkrasında, fiili hizmet süresi olarak 15 yılı tamamlamış olmaları kaydıyla, 88. madde gereğince emekli kesenekleri geri verilememiş olanlara, 61 yaşını doldurmaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.
5434 sayılı Kanun’un Ek 19. maddesinde, bu Kanun uyarınca bağlanacak emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylıklarının bu madde uyarınca belirlenen alt sınırın aşağısında olamayacağı kurala bağlanmış; anılan kuralın istisnası olarak Ülkemiz ile diğer ülkeler arasında yapılan sosyal güvenlik anlaşmaları gereğince bağlanan kısmî aylıklar için bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık sürelerinin Kanun’da belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceği kuralına yer verilmiş; 8. maddesinde, bu Kanun’un yürürlük tarihinden önce veya sonra, 30/5/1978 tarih ve 2147 sayılı Kanun ve sosyal güvenlik kanunlarına göre kendilerine veya hak sahiplerine aylık bağlanmış olanlar ile aylık bağlanması için müracaat edip de aylığa hak kazanmış durumda bulunanların bu Kanun’dan yararlanamayacakları belirtilmiş; “Kısmi aylıklar ” başlıklı 9. maddesinde ise, sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle sosyal güvenlik kanunlarına göre kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların, talep ettikleri takdirde, 4 üncü madde hükmüne göre tahakkuk ettirilen borçlarını tamamen ödemeleri şartıyla kısmi aylıklarının, borçlarını ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren tam aylığa çevrileceği kurala bağlanmış; 12. maddesinde ise, 3201 sayılı Kanun’un uygulanması ile ilgili esasların, Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca üç ay içinde müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Kanun’un 12. maddesine istinaden yürürlüğe konulan Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (f) fıkrasında “kısmi aylık”, sosyal güvenlik sözleşmesine istinaden birleşik hizmetler üzerinden taraflardan biri tarafından kendi mevzuatına istinaden bağlanan aylık olarak tanımlanmış; 14. maddesinde ise, sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine sosyal güvenlik kanunlarına göre kısmi aylık bağlanmış olanlar ile bağlanacak olanların, diledikleri takdirde yurt dışında geçen ve tam aylık almak için yeterli gün sayısını veya hizmet cetvelindeki gün sayılarının tamamını borçlanabilecekleri, bunların kısmi aylıklarının tam aylığa yükseltilmesinde ve aylık bağlanmış olanlarla ilgili yoklama işlemleri için bu Yönetmeliğin 11. maddesi hükümlerinin uygulanacağı, yurt dışında çalışırken ölenlerin kısmi aylık alacak hak sahiplerinin, ölenin yurt dışındaki tam aylık için yeterli olan gün sayısını veya hizmet cetvelindeki gün sayılarının tamamını borçlanabilecekleri, bunların kısmi aylıklarının borçlarını ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren tam aylığa yükseltileceği, aylık bağlanması için gerekli şartların tespitinde, sigortalılık süresi aranmaksızın ilk aylık tarihindeki veya ölüm tarihindeki mevzuatın uygulanacağı kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, davacının 01/04/1995 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının, yurda kesin dönüş yaptığını bildirdiği tarihten sonra yurt dışından işsizlik yardımından yararlandığının tespiti üzerine, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından 23/11/2007 tarihinden itibaren iptal edilmek suretiyle kesildiği ve geriye dönük olarak 01/04/1995-22/11/2007 tarihleri arasında ödenmiş olan toplam 67.755,20-TL tutarındaki aylıkların borç çıkarılarak davacıdan tahsil edildiği; bunun yanı sıra, 01/03/2007 tarihinden itibaren ise, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında davacıya kısmi aylık bağlandığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının yurt dışına çıkmadan önce 1968-1970 yılları arasında Isparta ili, Eğirdir Devlet Hastanesinde Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yaptığı ve davacıya kısmi aylık bağlandığı ihtilafsız olup, 3201 sayılı Kanun ve 506 sayılı Kanun kapsamındaki başvurusunun zımnen reddedilmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın, görüm ve çözümünün iş mahkemelerine ait olduğu sonucuna ulaşıldığından, İdare Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.