Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2009/9688 E. 2009/11477 K. 05.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9688
KARAR NO : 2009/11477
KARAR TARİHİ : 05.11.2009

MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/02/2005
NUMARASI : 2008/52-2008/459
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davalarda;
Davacı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi Göz Hastalıkları ana bilim dalı poliklinik binasının karşısında bulunan S.. Apartmanının çatısına davalı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin yerleştirdiği baz istasyonunun hastanede verilen sağlık hizmetlerini ve çalışanlar ile hastaların ruhsal ve bedensel yapısını olumsuz etkilediğini, tıbbi cihazlara zarar verdiğini ileri sürüp baz istasyonunun yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş., dava konusu baz istasyonunun çevreye zarar vermediğini belirtip davanın reddini savunmuştur. Davalı M.., dava konusu taşınmazın maliki sıfatıyla davalı şirketle kira sözleşmesi yaptığını, baz istasyonunun çevreye zarar vermediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın ve birleşen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “eksik araştırma ile karar verilmesi doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava ve birleşen dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan yıkım isteğine ilişkindir.
Hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince, davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, Cebeci Hastanesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Poliklinik binasının karşısında bulunan S..apartmanının hastaneye bakan tarafında davalı Turkcell A.Ş. tarafından birleşen davanın davalısı M. Ç..ile yapılan 15.07.2004 tarihli kira sözleşmesine istinaden kurulan baz istasyonu nedeniyle hastanede verilen sağlık hizmetleri ile çalışanlar ve hastaların ruhsal ve bedensel yapısının olumsuz etkilendiği, tıbbi cihazlara zarar verildiği ileri sürülerek baz istasyonunun kaldırılması isteğiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İddianın bu içeriği ve niteliğine göre taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737. ve devam eden hükümlerinde ön görülen komşuluk hukukundan kaynaklandığı açıktır. Mahkemece, davalı S.. apartmanı yönetiminin tüzelkişiliği dolayısıyla pasif dava husumeti bulunmadığı gözetilerek anılan davalı bakımından davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Davacının öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Diğer taraftan, işin esası bakımından keşfen elde edilen baz istasyonunun yönetmelik hükümlerine uygun olduğu ve yönetmelikte belirtilen elektromanyetik şiddete ilişkin limit değerlerinin altında faaliyet gösterdiğini açıklayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Öyleyse, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez.Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır.Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından olması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu da tartışmasızdır.
Konuyla ilgili olarak 4502 sayılı kanunla değişik 2813 sayılı Telsiz Kanunun ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu hükümleri gereğince çıkartılan ” Telekominikasyon Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddeti Limit Değerleri Belirlenmesi Ölçüm Yöntemleri ve Denetlenmesi Hakkındaki Yönetmelikte bir kısım usul ve esasa dair düzenlemelere yer verilmiş olup, yönetmeliğin 12. maddesinde ölçüm yapacak personelin nitelikleri belirtilmiş ve 11. maddesinde de ölçümde kullanılacak cihazların ne olacağı belirtildikten sonra nitelikleri ve özellikleri sayılmıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan rapor düzenleyen bilirkişilerin yönetmeliğin 12. maddesinde belirtilen sıfat ve vasıfları taşıdıkları, başka bir ifade ile gerekli ehliyete haiz oldukları, taraflar arasındaki çekişmenin giderilmesi bakımından yönetmeliğin 11. maddesinde yer verilen ölçümün EMR 300 geniş bantlı ölçüm cihazı kullanılarak tespit edildiğinin raporda belirtildiği görülmektedir.
Öte yandan, çekişmeye konu baz istasyonunun konumu itibariyle insanların yoğun olarak yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri yer içerisinde özellikle tedaviye muhtaç hastaların tedavi edildikleri hastanenin hemen yakınında kurulduğu dosya kapsamıyla sabittir. Öyleyse, bundan kaynaklanacak sorumluluğun kusura dayanmayan tehlike sorumluluğu olduğu gözetildiğinde, tesisin bulunduğu ve kurulduğu yer bakımından uzun sürede kişi ve çevreye zarar verip vermeyeceği üzerinde de durularak daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulmasının mümkün olup olmadığı hususlarında ise raporda bir değerlendirme yapılmış değildir.
Bu belirlemeler karşısında HUMK.nun 286. maddesi hükmüne göre hakim bilirkişi görüş ve mütelaası ile bağlı olmadığından bilirkişi raporuna itibar edilmesine olanak bulunmadığı gibi somut olgu ve bulgular değinilen ilkeler çevresinde değerlendirildiğinde zararın bulunmadığı da söylenemez ve kabul edilemez.
Hal böyle olunca; davanın ve birleşen davanın sıla apartmanı yönetimi dışındaki davalılar bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.