Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2009/11468 E. 2009/12880 K. 10.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11468
KARAR NO : 2009/12880
KARAR TARİHİ : 10.12.2009

MAHKEMESİ : ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2008
NUMARASI : 2007/460-2008/483
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları S. H..’nın 5763 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 51/1173 payının maliki iken, davalının ortaklığın giderilmesi davası ile taşınmazın tamamına malik olduğunu, ancak ortaklığın giderilmesi davası ve buna dayalı olarak yapılan satış dosyalarında usulsüz tebligatların yapıldığını ve yoklukla malul bulunan kararı temyiz ettiklerini, davalının taşınmazda önceden paydaş olması nedeniyle iyi niyetli olmadığını arsa sahipleri ve yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak taşınmazda bina inşa edildiğini ve 21 adet bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek, bağımsız bölümlerin tapularının her birinin 51/1173 payının iptaliyle payları oranında adlarına tesciline olmazsa 20.000.-YTL’nin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir
Davalı, çekişme konusu payın bedeli olan miktarın satış memurluğu dosyasında olup, herhangi bir hak kaybı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair karar Dairece “… dava konusu 5763 ada 5 parselde bulunan 13, 14, 21 nolu bağımsız bölümler dışındaki diğer bağımsız bölümlerin dava esnasında dava dışı şahıslara temlik edildiği, bu durumda HUMK’nn 186. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle …” bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince davacının dahili davalılar hakkındaki davasının reddine, davalı Turan hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar dava dilekçesinde 5763 ada 5 parselde miras bırakanları paydaş iken sağ imiş gibi usulsüz tebligat yapılmak suretiyle taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası ve ihalesine konu edilerek davalı T..’a satıldığını ve T.. adına kayıt edildiğini, daha sonra taşınmaz üzerinde yapılan binada bağımsız bölümler oluştuğunu ileri sürerek miras bırakanının payı oranında tapu iptal tescil olmadığı takdirde tazminat isteklerinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, 7,8 ve 18 nolu bağımsız bölümler yönünden iptal ve tescil davalarının kayıt maliki aleyhine açılacağı kuralı gereğince davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.Ancak, bağımsız bölümlerden 14 nolu bölüm halen davalı T..adına kayıtlı olup diğer bağımsız bölümler Dairenin “ yargılama sırasında satılması nedeni ile HUMK’nun 186. maddesi uyarınca işlem yapılması gereğine değinilerek” bozması üzerine yapılan yargılamada diğer davaya dahil edilen kişiler adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
Ne varki, mahkemece 14 nolu bağımsız bölüm açısından öncelikle isteğin iptal ve tescil olduğu gözetilmemiş, davaya dahil edilen yargılama sırasında malik olan kişilerin iyiniyetli olup olmadıkları üzerinde durulmamıştır.
Bilindiği üzere, Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle,alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş,bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış,iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş,değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarakta tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.Belirtilen ilke M.K.nun 1023.maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre “Bir ayni hak yolsuz olarak tesçil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tesçile dayanamaz” biçiminde öngörülmüştür.
Ne varki; tapulu taşınmazların intikallerinde,huzur ve güveni koruma,toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin,iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi,hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı,kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta,şeklen iyi niyetli gözükeni değil,gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması,bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim bu görüşten hareketle “kötü niyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu,iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 8.ll.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle davadan önce satılan bağımsız bölümler ile davalı adına kayıtlı 14 nolu bağımsız bölüm malikleri dışındaki maliklerin TMK’nun 1023 md. koruyuculuğundan yaralanıp yaralanmayacaklarının belirlenmesi ve iyiniyetli iseler davalı Turan’a karşı yürütülen ve ortak istek durumunda olan tazminat davasının davacıların miras payı oranında kabulüne, iyiniyetli bulunmadıkları takdirde davacıların miras payı oranında iptal ve tescile, davalı Turan üzerine kayıtlı olan 14 nolu bağımsız bölüm için keza davacıların miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi, tazminat yada iptal ve tescil kararı verilirken taşınmazın zemini itibarı ile dava tarihindeki değeri ile bina inşa edildikten sonraki değeri esas alınarak zemindeki değerden davacıların miras paylarının ne olduğunun saptanması, bu bağımsız bölümlerin ulaşılan değerlerine göre miras payının ne olması gerektiğinin hesaplanması, hasıl olacak sonuca göre iptal tescil veya tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.