Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2009/9560 E. 2009/13230 K. 16.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9560
KARAR NO : 2009/13230
KARAR TARİHİ : 16.12.2009

MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 18/11/2008
NUMARASI : 2000/332-2008/377
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları M.Ö..’in 15 parça taşınmazını kendilerinin miras hakkını ortadan kaldırmak için muvazaalı olarak davalı kızlarına intikal ettirmek üzere önce yabancı kişilere satış göstererek devrettiğini, onlardan da davalıların satın alma yoluyla edindiklerini ileri sürüp, tapu kayıtlarının iptali ile terekeye iadesini, olmazsa tenkis istemişler, yargılama sırasında taleplerini 6 parça taşınmaza hasretmişlerdir.
Davalılar, babalarının yabancılara sattıkları taşınmazların bir kısmını bedellerini ödeyerek satın aldıklarını, bazı taşınmazların kendileri ile ilgisi bulunmadığını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın 53 ada 1 parsel, 149 ada 2 parsel, 31135 ada 1 parsel, 31212 ada 5 parsel ve 31204 ada 11 parsel sayılı taşınmazlarını 03.02.1995 tarihinde vekili M.. G.. aracılığı ile dava dışı E.. Y..’ye 158 ada 6 parsel, 149 ada 1 parsel, 31152 ada 4 parsel, 31210 ada 2 parsel ve 31198 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarını 03.02.1995 tarihinde dava dışı K.. Ö..’e, 31197 ada 6 parsel, 148 ada 1 parsel, 212 parsel, 31210 ada 3 parsel ve 31210 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarını 03.02.1995 tarihinde yine aynı vekil aracılığı ile dava dışı B. G..e satış yoluyla, ara malik E.Y..’nin 31135 ada 1 parsel, 31204 ada 11 parsel sayılı taşınmazları 11.09.1997 tarihinde miras bırakan M. Ö..’in kızı davalı F..’ya satışla, ara malik K. Ö..’ün 149 ada 1 parsel, 31198 ada 3 parsel, 31152 ada 4 parsel, 31210 ada 2 parsel sayılı taşınmazları 25.12.1997 tarihinde miras bırakanın kızı davalı E..’ye, E. Y.’nin 53 ada 1 parsel, 149 ada 2 parsel ve 31212 ada 5 parsel sayılı taşınmazları 20.11.1998 tarihinde davalı F..’ya satış yoluyla, yine bir kısım taşınmazların da ara malikler tarafından dava dışı kişilere satış yoluyla temlik edildiği, bir kısmının ise halen ara malikler üzerinde bulunduğu görülmektedir.
Davacılar, sözü edilen temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, 31152 ada 4 parsel, 31198 ada 3 parsel, 31210 ada 2 parsel, 149 ada 1 parsel, 31204 ada 11 parsel, 31212 ada 5 parsel, 149 ada 2 parsel, 31135 ada 1 parsel, 31197 ada 6 parsel, 31210 ada 3 parsel, 53 ada 1 parsel, 148 ada 1 parsel, 158 ada 6 parsel, 209 ada 3 parsel ve 31210 ada 1 parseller bakımından tapu kayıtlarının iptali ile terekeye iadesi, olmazsa tenkis isteği ile eldeki davayı açmışlar, yargılama sırasında 31152 ada 4 parsel, 31198 ada 3 parsel, 31210 ada 2 parsel, 31204 ada 11 parsel, 31212 ada 5 parsel ve 149 ada 2 parsel olmak üzere toplam 6 parça taşınmaz dışındaki davalarını atiye bırakmışlardır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; murisin ekonomik durumunun iyi olduğu, mal satmaya ihtiyacı bulunmadığı, miras bırakanın sağlığında bir kısım taşınmazlarını kızlarına verdiğini çevresindeki insanlara söylediği, temliklerin bozulmasını önlenmek düşüncesi ile aracı kişiler kullanmak suretiyle taşınmazların kızlarına devrini sağladığı, davalıların alım güçlerinin bulunmadığı, keza 2.el konumundaki kayıt maliklerininde Türk Medeni Kanununun 1023.maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacakları anlaşılmaktadır. Bu belirleme ve olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde miras bırakanın temlik yapmasındaki amacının terekeden mal kaçırmaya yönelik olduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.