Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/6474 E. 2010/7930 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6474
KARAR NO : 2010/7930
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/06/2009
NUMARASI : 2007/70-2009/212
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, kök muris K.’ın 12 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümünü mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalılar S. ve S.’e satış göstermek suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek tapunun miras payları oranında iptal ve tescilini istemişlerdir.
Davalılar S.S.ve davacı S.birleşen dava ile, Kök miras bırakan B.in 12 parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümünü davalılara (birleşen dosya davacıları) bedelsiz ve muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek tapunun iptali ile terekeye iade isteğinde bulunmuşlardır.
Taraflar aleyhlerinde açılan davaların reddini savunmuşlardır.
Mahkemece tarafların muvazaa iddiaları sabit görülmeyerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı-karşı davalıların tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Asıl ve Birleşen dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davaların reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden özellikle eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden 12 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün miras bırakan K.G. adına kayıtlı iken eşit paylarla S.K. ve S. A.’e satış suretiyle temlik edildiği aynı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümün ise dava dışı 3.kişi M.T.adına kayıtlı iken ½ payın A. G.½ payın G.V. H.ve S.G.e 15.8.1985 tarihinde satış suretiyle temlik edildiği birleşen 2007/131 Esas sayılı dosya davacılarının 14.2.2008 tarihli oturumda A. G.’le ilgili davalarını atiye bıraktıkları anlaşılmaktadır.
Dava konusu 12 parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümün miras bırakanla ilgisinin olmadığı 3.kişi tarafından , ½ payının A. G.’e (mirasbırakanların oğlu M.’in eşi) ½ payınında M.evlatları davacı karşı davalılara temlikinde 1.4.1974 tarih ½ sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı gözetilerek 10 nolu bağımsız bölüme yönelik (Atiye bırakılan pay dışındaki) davanın reddedilmiş olması doğrudur.
Davacı karşı davalıların 12 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; miras bırakanları tarafından tüm mirasçılara hak dengesini gözetir biçimde az yada çok taşınmaz verildiğinden ve paylaştırma amacından sözetme olanağı yoktur.
Zira S. ve S. haricindeki diğer mirasçılara miras bırakan tarafından verilen bir taşınmaz olmadığı belirlenmiştir.
Hal böyle olunca 5 nolu bağımsız bölüm yönünden yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde hükme yeterli bir araştırma yapılması , mirasbırakanın gerçek iradesinin açıklıkla saptanması (davacı -karşı davalılara 3. kişiden temlik edilen 10 nolu bağımsız bölüm yönünden mirasbırakanın paylaştırma iradesinden söz edilemeyeceği de gözetilerek ) ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle 12 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölüme yönelik davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
Davacı-karşı davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.